Her iletişim bir köprüdür. Karşılıklı iki kişi, o köprüde birbirine doğru adım atar. Kimisi hızlı ilerler, kimisi tereddüt eder. Ancak bazıları tam köprünün ortasına vardıklarında geri döner. İşte o an, karşınızdaki sessizliğe gömülür ve siz, “Neden bu kadar yaklaşmışken uzaklaşıyor?” sorusuyla baş başa kalırsınız. Bir köprünün iki ucunda durmak gibi düşünün; eğer kendinizi karşı tarafa fazla eğerseniz, dengeniz bozulabilir. Duygusal bağlantılarda dengeyi korumak hem sizin hem de karşınızdaki kişinin sorumluluğudur. Sessizliği bir sorun olarak değil, bir işaret olarak görmeye başlayın. Çünkü bazen sessizlik, kişinin kendi içindeki kargaşayı en iyi anlatan dildir.
İlişkilerde sessizlikler, yalnızca bir boşluk değil, aynı zamanda bir dildir. Bu dil, bazen sizin hakkınızda değil, tamamen karşı tarafın içsel dünyasıyla ilgilidir.
Peki, ne oluyor?
Mesajların kesilmediği, konuşmaların derinleştiği ve sizi heyecanlandıran o başlangıç, nasıl oluyor da sessiz bir düzlükte kayboluyor? İşte bu sorunun cevabı, insan psikolojisinin karmaşık düğümlerinde gizli.
İlişkilerde yaşanan bu geri çekilme, çoğu zaman bağlanma korkusunun bir göstergesidir. Özellikle kaçınan bağlanma stiline sahip kişiler, başlangıçta güçlü bir bağ kurma arzusu taşır. Göz teması önemlidir. Göz teması kurar, anlamlı mesajlar gönderir ve sizi duygusal bir yolculuğa çıkarır. Ancak bağlanmanın ağırlığını hissettikleri anda, bu bağ onlar için tehdit oluşturmaya başlar.
Kaçıgan bağlanma stiline sahip biri için sevgi hem arzulanan bir ödül hem de korkulan bir yük gibidir. Sevildiğini hissetmek, onlar için sıcak bir yaz güneşi kadar keyif verici olabilir. Ancak o güneş çok yaklaştığında, kavrulacaklarını hisseder ve geri çekilirler. Bu geri çekilme, bilinçli bir tercih değil, derin bir savunma mekanizmasıdır.
Narsisizm ve Yaklaş-Uzaklaş Oyunu:
Narsistik eğilimlere sahip bireyler, genellikle bir hayranlık denizinde yüzmek ister. Ancak bu deniz, gerçekte derin değildir. Çünkü bağlanma, onlar için bir risk ve tehdit anlamına gelir. Dışarıdan etkileyici, özgüvenli ve hatta büyüleyici görünen bu kişiler, iç dünyalarında kontrolü kaybetme korkusuyla hareket eder. Narsistik bireyler, sizi bir anda dikkatlerinin merkezi yapar; ardından sessizliğe gömülerek, sizi merakta bırakırlar. Bu bir tesadüf değil, içgüdüsel bir savunma mekanizmasıdır. İlgi gösterip ardından geri çekilmek, karşı tarafa bağımlı olmadan kendi sınırlarını koruma yöntemleridir. Çünkü derinleşen bir ilişki, maskelerini çıkarmalarını gerektirir.
Bu nedenle, narsistik bireyler genellikle “yaklaş ve uzaklaş” oyununu oynar. Bir gün sizi önemsediklerini hissettirir, ertesi gün sessizliğe bürünürler. Bu sessizlik, size yönelik bir cezalandırma ya da manipülasyon gibi görünebilir. Ancak genellikle, onların kendi duygusal karmaşasından kaynaklanır.
Bir ilişki, karşılıklı ilgi ve sevgi kadar, iki kişinin kendi iç dünyalarıyla olan mücadelesini de barındırır. Sessizlik, çoğu zaman bu mücadelenin bir yansımasıdır. Karşınızdaki kişi belki de sizinle değil, kendi duygusal yaralarıyla yüzleşiyordur. Ancak bu sessizlikler, sizi “Acaba sorun bende mi?” sorusuna sürükleyebilir.
Bu noktada, en önemli şey şunu anlamaktır: Karşınızdaki kişinin duygusal dünyasındaki kaos, sizin eksikliğiniz ya da hatanız değildir. Sessizlik, onların korkuları, güvensizlikleri ve savunma mekanizmalarının bir sonucudur.
İlişkilerde yaşanan bu sessizlikler karşısında, karşı tarafı değiştirmeye çalışmak yerine, kendi duygusal sınırlarınızı korumanız gerekir. Sessizlik bir test değil, bir gerçekliktir. Karşınızdaki kişi, o köprünün hangi tarafında durması gerektiğine karar verene kadar, siz kendi ayaklarınızın sağlamlığını korumalısınız.
Yakınlık kurmanın bu karmaşık oyununda, kendinizi kaybetmeden var olmanın yollarını bulmalısınız. Sessizliği çözmek için mücadele etmek yerine, kendi iç huzurunuza dönmek en güçlü cevap olacaktır. Çünkü gerçek sevgi, yalnızca iki kişinin birbirine yaklaşmasıyla değil, her iki tarafın da kendi ayakları üzerinde sağlam durmasıyla mümkündür.
Dr. Bahar Zeynep BARUT
https://beyondtohuman.com/
Sitede yayınlanmış tüm yazılarım telif hakkı içerir.