YAZARLAR Zeynep Özçarıkçı
12
14
16
18
31/05/2017 08:37
Aile olmayı istemek

En çok oynadığım oyundu evcilik, çocukluğumun pembe panjurlu,küçük ama huzurlu,penceresinde çiçeklerle dolu saksıları olan,gülümsemelerle dolu mutlulukların olduğu,yemyeşil sıcacık …bir evdi aile olmak, tıpkı eski aile yapıları gibi..benim ailemde gördüğüm ve öğrendiğim gibi..Akşam olunca kapıda karşılayan annenin, elinde poşetlerle gelen babanın,onlara sıkıca sarılan mutlu- henüz teknolojinin ulaşmadığı- çocukların olduğu bir yaşamdı..Evde pişen yemeklerin kokusu sarardı hepimizi.Hamburgerin tadı,pizzanın vazgeçilmezliği yoktu henüz.Haftada bir kez dışarıda yenen yemek mutlu ederdi; yürümek,sinemaya gitmek,bayram olunca kıyafetlere bürünmek,el öpmek,hatır sormak,dert ortağı olmak,dost olmak,komşu olmak,iyi bir eş ve aile olmak değerliydi.

Kaloriferi ve doğalgazı olmayan evlerin hep birlikte oturulup sohbet edilen yeriydi soba yanları, kestanelerin közlenip,çayın kaynadığı ,dumanı ve sisi olmasına rağmen gene de hep bir ev düşündüğümde içimi en çok ısıtan soba sıcaklığıydı.

Zaman geçti tabi, büyüdük…Evcilik oynarken kurulan hayallerin, o dönemlerde öğrendiğimiz yaşadığımız birçok şeyin yıllar geçtikçe kalmadığını veya kalsa da değer kaybettiğini anladık.Pembe panjurların yerini pimapenler, sobanın yerini doğalgaz aldı.Ev yemeğinin lezzetini dışarıda arar olduk.Kadın ve erkek eşittir diye savunurken , eş olmayı,anne olmayı,baba olmayı,aile olmayı yitirdik.Çocuk olmanın bile çocuksu tarafı kalmadı.Aldatmak nedir, aldatılmak nedir bilmezken, yalan söylemek yokken,çok şeye sahip değilken,kadın gibi kadın,adam gibi adamken…Biz hayallerimizi kaybettik..gerçekten sevmeyi,saymayı,beraber omuzlanıp aşkı yaşamayı,beraber üzülüp,beraber gülmeyi unuttuk.Bir ömür süren evliliklerin yerini düşünülmeden karar verilen,alev gibi bir yanıp ansızın sönen,kapıların vurularak kapandığı,özgürlük adı altında sevginin içinde saklambaç oynandığı bir günlük anlaşmalar aldı.En kutsal yer diye öğretilen aile kavramı paraya,beklentiye,teknolojiye,iş yoğunluğuna yenik düştü.Gene en kutsal yer diye bilinen yatak odaları herkese kapı açtı.Öpüşmekten bile konuşurken, utançtan pembeleşen yanaklar, sevdiğinin elini bile tutarken mutlu olan insanlar kalmadı.Ruhumuzdaki duvarları yıkarken, ruhsuz kaldık..Bakarken kör, severken bencil olduk.Sevilmek burun kaldırdı kaf dağına, sevmekse oyunculuk olarak ün saldı.

Aile olmak mı….

Aile olmak…En az şeylere sahip olsan da ,hep yan yana, hep bir bütün olmak.Çaba göstermek,hoş görmek,vakit ayırmak,mutluluklarını herkesle,sorunlarını kendi içinde halletmek…

Panjurları pembe olamasa da…kapıların camların ardında, odalarında huzur olan

saygıyla, sonsuz sevgi ve aşkla her gün ve her sabah çok daha severek kalkmak…Hayırlı işler dileyip,hoş geldin diyebilmek..En erken saatlerde de olsa kahvaltıda birlikte, akşam yemeğinde beraber olmak.Dertleşmek,acıları ve üzüntüleri paylaşarak ufacık yapıp; mutlulukları dağıtmak herkese…

Aile olmak… Evlendiğin gün gibi heyecan taşımak hep.Yıllara yenik düşmeden, ak düşmüş saçlara sahip olsan da, hastalıklar oluşsa da , el ele,dudak dudağa olabilmek..Bir günün bir anını bile onsuz düşünememek..Onsuz nefessiz, öksüz kalmak…Kalabalıklar olsa da çevrende, gözlerinin onsuz renksiz kalmasını hissetmek…

Sahip olduğumuz ailelerimizle var olmak…İki anne, iki baba, iki aile olduğunu bilmek ve onlara sahip çıkmak,onlardan fikir almak,kapılarını çalmak, ve kapıları açmak onlara gülen yüzlerle..

Anne olabilmeyi, baba olabilmeyi başarmak…sorumluluk ve şefkat duymak…tüm çocukları da kendi çocuğun gibi sevebilmek…Yarınlara  sağlam yürekli, sağlam kişilikli insanlar bırakabilmek.

Aile olmak…Çalışmak, birikim yapmak, ama yaşamayı bilip, hayatı kaçırmamak.İşe zaman ayırmak, sorumlu olmak; kendine ve evine vakit ayırmak , zamanı dolu dolu yaşamayı bilip, SENİ SEVİYORUM ‘u söyleyebilmek birbirine, en vazgeçilmez en değerli yerinin evin olduğunu bilmek, sahip olduğun en müthiş şeyin yanında ömrünü paylaşan insan olduğunu unutmadan, elinin ucuyla değil, vücudunun her bir organıyla sarmalamak..

Etten duvarların beton duvarlardan çok daha sağlam olduğunu bilmek, dost olabilmek,kadın gibi kadın, adam gibi adam olmak,,,yeri geldiğince içindeki çocuğu çıkartıp eski zamanlara dönebilmek, şımarmak, şımartılmak…Televizyon kumandasına basıldığında ayrı dünyalar değil aynı dünyada kalabilmek,farklı baksak da , yönler farklı olsa da ortak noktalarda bulaşmak…

Hoş görmek, yeri geldiğinde alttan alabilmeyi öğrenmek.Kimi zaman susmayı,dinlemeyi,sıra vermeyi,anlamayı seçmek..Çok büyük kavgalarda bile çok ufak harfleri kullanıp,sessiz çözmek..Ben’demeden Biz’demeyi denemek…Suçlamadan,yargılamadan istediğini söyleyebilmek.Keşke’lerin olmadığı, eğer’lerin olmadığı özel bir dil oluşturabilmek…

Aile olmak… Sevdiğin yanıbaşındayken bile ufak notlar yazabilmek, süprizler yapmayı, gülümsemeler çizmeyi unutmamak..Evlenmeden önce yazılan mesajların, mektupların sonsuzca yazılabileceğini bilmek..her gün yeniden aynı kişiye aşık olabilmek…

Evliliğin kısıtlayıcı , bunaltıcı olmadığını düşünmek, sorumlu olmak,sahip çıkmak,hesap sormak için değil; değer verdiğin için sormak,merak etmek.İki farklı dünyada büyüyen insanların alışkanlıklarından, kişiliklerinden bambaşka yepyeni özel bir dünya çizmek..Ömrünü paylaşacağın insanı olduğu gibi, en çirkin halindeyken, en hastayken,en beklenmedik durumdayken bile aynı güzellikte ilk gün gibi kabul etmek..İhanet etmeden ,inciltmeden ,tüketmeden ve tükenmeden zarif ve naif olmayı bilebilmek..

Aile olmak…Önce…

Aile olmayı istemek,

Ne kadar yazılsa , tartışılsa da …herkes nasıl büyüdüyse öyle yaşıyor hayatı..Çocukluğumdaki evcilik oyunu değil elbette hayat...Pembe panjurlar  masallarda.Beyaz atlı prensler masallarda, prensesler de…Dünde kalan, kimi zaman burnumuzu sızlatan,ailemizde yaşadığımız ama bugün özlemle andığımız görüntüler yok artık…

Belki  içinizden biri , şu an aile kurmak üzere..Nerde,nasıl evleneceğiniz değil, kiminle hiç pişmanlık duymadan hep severek yaşayacağınızı düşünün.Ve eğer böyle biri varsa şükredin Allah’a…Sevginin gittikçe tükendiği şu zamanda sizi zengin yapabilecek tek kişi hayatınızı paylaşacağınız insan,..İnanıyorsanız ve gerçekten hazırsanız buna ,durmayın sımsıkı sarın onu,herkesten farklı ve özel kılarak…

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :