YAZARLAR Zehra İpşiroğlu
12
14
16
18
15/05/2018 06:19
TV Dizilerinde çocuklar

Dizilerde çocukların hep olumlu gösterildiği dikkatinizi çekti mi? Kötülük yapan, yalan söyleyen, iftira atan çocuk pek yok. Yalan dolanın ve şiddettin egemen olduğu bir ortamda çocukların bundan etkilenmemesi mümkün mü? Çocuklar da birer melek olmadıklarına göre yetişkinlerin küçük birer modeli değil mi?  Dizilerde çocukların idealize edilerek gösterilmesinin nedeni yetişkinlerin çocuğu ve çocukluğu romantikleştiren  bakışlarıyla ilgili olmalı.  Öte yandan küçük çocukların yer aldığı bir çok dizide çocukların şaşırtıcı derecede özgün ve inandırıcı olduklarını görüyoruz. Bu açıdan da  Yeşilçam’ın ellili altmışlı yıllarda ünlenen Ayşecik ve Ömercik’lerinden bu yana çocuklara bakışta ciddi bir ilerleme olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklar klişe çocuk tiplerinden çok uzaklaşmışlardır. İdealize edilseler bile  bir çok dizide kendi dünyası olan birer küçük birey olarak kabul edilirler.  Buna en güzel örneklerden birini “Kadın ”dizisinde anneleriyle birlikte inanılmaz güç koşullarda yaşam  savaşımı veren iki küçük çocuğun öyküsü verir. Çocuklar öyle bir yoksulluğun içindedirler ki karınlarını doyuracak yemek bile bulamazlar. İrlandalı yazar Mc Court’un ünlü romanı “Annemin Külleri”nde olduğu gibi  sefalet ve yoksulluk çocukların bakışında yer yer insanı hüzünlendirerek yer yer de güldürerek verilir.  Başka olumlu bir örneği “İstanbullu Gelin”deki çocuk karakteri veriyor. Çocuğun yaşadıkları travmatik olaylar, yaşamadığını sandığı babasını yıllar sonra bulması, annesinin ölümü büyük ruhsal patlamalarla çok inandırıcı bir biçimde çizildiği gibi yetişkin çocuk ilişkisinde de hiçbir abartıya yer verilmez.

Kuşkusuz çocukların dizilerde bu kadar başarılı olmalarının nedeni doğal olarak iyi oyuncular olmalarıyla ilgili. Onlara  bir zamanların “Ayşecik” filimlerinde olduğu gibi yapay replikler zorlanmadığı sürece de başarıları yüksektir. O kadar ki kimi dizide çocukların doğallıkları karşısında yetişkin oyuncuların yapaylıkları şaşırtıcı bir karşıtlık oluşturuyor. Ne var ki çocukların dizi oyunculuğundaki başarıları onlara yaklaşımdaki sorunların ve eksiklerin yine de önüne geçemiyor. Bir çok dizide anne baba ve çocuk ilişkisi çocuğu eşit gören, bu açıdan da onun dünyasına saygı gösteren bir anlayıştan yine de uzaktır. Daha çok sevgi dolu korumacı bir yaklaşım söz konusudur. Bunu yıllarca önce annecim babacımla başlayan sonra ablacım, abicim, amcacım teyzecim ninecim dedecimle giderek yaygınlaşan  hitap biçiminde görüyoruz. Bütün aile kendi ilişkisi bağlamında çocuğa seslenir, kimse ona adını söylemez.  Adı bile söylenmeyen çocuk kim olduğunu nasıl anlayacak? Yine çocuğa çok sevecen bir biçimde ufaklık denmesinin, sıpa diye hitap edilmesinin bize ilk anda sevimli  gelse bile iyi bir şey olduğu iddia edilemez.Bu tür espriler çocuğa ciddiye alınmadığını hissettirir,   bu nedenle kendini  bebek gibi duymasına yol açar, dahası gerçekten bebekleşir ya da tam tersine uyumsuzlaşarak direnir. Dizilerde  sıcak aile bağları çok vurgulansa da, çocukları  ötekileştirici söylemlere  sık sık yer  verilir. Böylelikle çocuklarla ilişkide hem seven  hem vuran otoriter duruşu doğal karşılarız. Kimi dizide korumacı yaklaşım o kadar ileri gider ki  kötü bir olay olduğunda çocuktan gizlenerek çocuk neredeyse aptalmış gibi davranılır. Öte yandan dizilerde  erkek çocuk kız çocuk ayrımı daha bebek yaşlarda bile hissedilir ve klişelerle sunulur. Kız çocuklar zaman zaman bir taş bebek erkek çocuklar ele avuca sığmaz yaramazlar olarak ele alınırlar.

Her ne kadar çocuklu diziler diziye bir sevimlilik katıyorsa da ve dizilerde yer alan çocuklar şaşırtıcı derecede doğal ve iyi oynuyorlarsa da yine de  birkaç istisnanın dışında çocukların sunuluşunun yeterince gerçekçi olmadığı söylenebilir. Çocuklar  çoğu kez  kendi inişleri çıkışları, sorunları olan bireyler olarak ele alınmıyor, kısaca kendi gerçekleri içinde alımlanmıyor, yetişkinlerin onları görmek istediği gibi sunuluyor. Öte yandan yetişkinlerin de  çocuklarla ilişkilerinin her zaman olumlu olmadığını biliyoruz. Özellikle bizim gibi otoriter toplumlarda çocuklar gün geçmiyor ki büyük baskılar yaşamasınlar ya da haksızlığa uğramasınlar. Bunun dizilere pek yansımaması da  yine çocuk konusuna yeterince gerçekçi yaklaşılmamasına bağlı.

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :