YAZARLAR Zehra İpşiroğlu
12
14
16
18
02/02/2018 19:49
Sessizliğin yıkıcı gücü

İçiniz kor gibi yanarken susmak acıların en beteridir.

Lorca

Hiç sessizlik ve suskunluk üstüne düşündünüz mü?  Sessizlik, sesin olmaması gürültüden arınmış bir mekâna gönderme yapıyor. Suskunluk ise tıpkı konuşma gibi bir iletişim biçimi.

Suskunluk, sessizlik ve şiddet

Suskunluğun olumlu olduğu gibi olumsuz yanları da var. Sözgelimi  otoriter toplumlarda suskunluk bir baskı ve  ezinç aracı olarak ortaya  çıkıyor. “Söz gümüşse sükut altındır”, özdeyişi buna tipik bir örnek veriyor.  Ezilenlere  çocuklara, kadınlara, ötekilere  her zaman susmak  düşer. Konuşanlar yani güçlü olanlar yönlendiricidir, etkindir, ötekiler ise boyun eğerler ve susarlar. Almanya’da göçmen kökenli  öğrencilerle yaptığım bir araştırmada  gençlere “Kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?” diye sorduğumda kadın öğrencilerin pek çoğunun kendilerini “sessiz ve yumuşak başlı” olarak tanımlamaları, neden korkuyorsunuz diye sorduğumda da “dile düşmek”, “iftiraya uğramak” demeleri dikkatimi çekmişti.

 Susma, sessizlik  böylelikle sorunları yok sayma, ört bas etme anlamına geliyor.  Baskı ve şiddetin ağırlık kazandığı  bir ortamda suskunluk ve sessizlik doğal bir biçimde  kök salıyor ve gelişiyor.  Çünkü insanlar birbirlerini de denetlemeye başlıyorlar. Mahaller baskısı  öylesine yoğunlaşıyor ki sesini çıkarmak, konuşmak büyük bir medeni cesareti koşulluyor.

Yine Almanya’da göçmen kökenli Türkiyelilerle yaptığım  söyleşilerde kadınların sorunları üzerine konuştuğumda dikkatimi çeken doğrudan kadınlarla ilgili konuştuğum halde tartışmalarda hep erkeklerin yer alması, kadınların ise  genellikle susması. Çünkü erkeklerin olduğuı ortamlarda konuşmaya, kendi özgün düşüncelerini söylemeye çekiniyorlar. Hiç unutmuyorum bir keresinde bir kadın öfke ve çaresizlik içinde kendi sorunlarını ve acılarını dile getirmeye kalkıştığında sadece erkekler değil kadınlar tarafından da   oldukça kabaca bir biçimde susturuldu.  Bu nedenle feminist kadın hareketi erkekleri büyük oranda dışlıyor. Kadınlar önce  güçlenerek kendilerini bulmalılar ki  suskunluk duvarını kırarak erkeklerle konuşabilsinler.  Yine bu nedenle “özel olan politiktir” görüşü de çok önemli, özel alanda olup biten sözgelimi aile içi şiddet gizlenmemeli, tersine konuşulmalı, anlatılmalıdır ki  bazı şeyler değiştirilebilsin.  Çünkü otorite susma ve sessizlikle  körükleniyor.  Montaigne’nin “Konuşulacak yerde susmak insanın kendisini yok etmesidir” sözü bunu çok iyi dile getiriyor Sustuğumuz anda otoriteye boyun eğmiş, boyun eğdiğimiz anda da kendimizi yok etmiş oluyoruz..

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :