YAZARLAR Zehra İpşiroğlu
12
14
16
18
07/06/2018 10:46
Pinokyo Kral ÜBÜ’nün ülkesinde

Ünlü sinema yönetmeni   Frederico Fellini  “Pinokyo büyülü bir dünyaya götürüyor bizi. Bu bir çocuk kitabı değil sadece. Yaşam boyu bize eşlik edebilecek bir kitap” diyordu. “Farklı zamanlarda ve dönemlerde tekrar tekrar okudum bu kitabı. Kitabın en kötü yanı bence sonu, Pinokyo’nun gerçek bir çocuğa dönüşmesi. Collodi bizlere ondokuzuncu yüzyıldan kalma bir yazar olarak tam bir ahlak dersi veriyor bu sonla. Bence çok yazık, çünkü Pinokyo Pinokyoluktan çıktığı anda çocukluğunu da yitiriyor… Toplumun kurallarına körü körüne boyun eğen bir budalaya dönüşüyor”.

Frederico Fellini’nin  yaşamının son yıllarında üzerinde düşündüğü Pinokyo projesiyle benim gençler ve yetişkinler için yazdığım “Pinokyo Kral Übü’nün Ülkesinde” adlı tiyatro oyunum arasında benzerlikler çok. Pinokyo’nun sosyalleşme süreci sonucundaki dönüşümünü ben de olumlu bir süreç olarak gösterrmiyorum. Hele Pinokyo’nun  ortalığı kasıp kavuran o korkunç yaratık Kral Übü’nün ülkesinde yaşadığını gözönüne alacak olursak nasıl olumlu olsun ki?

Pinokyo bilirsiniz  şirin, sevimli, komik, aynı zamanda haylaz ve dik kafalıdır, babasını üzer, yalan söyler, okulunu asar, kolayca kandırılır.  Evet tüm bunlar Pinokyo’nun özellikleridir ama en önemlisi altın gibi bir yüreği olmasıdır, öylesine temiz ve saftır ki, kolayca üç kağıtcıların ağına düşer. Ama sonunda yaptığı  yanlışlardan kendisine bir hisse çıkarır ve gerçek bir insan, daha somut bir deyişle toplumun bireyi olmayı hak eder...

Ama   ya Pinokyo  olumlu  bir toplumsallaşma yaşamasına  izin vermeyen bir toplumun insanıysa? O zaman bu sevimli kukla  kendi kimliğini nasıl bulacak, nasıl gelişecek, nasıl bir insan olacak?

 İşte  günümüz Pinokyo’su üzerinde düşünürken Alfred Jarry’nin ünlü  tiplemesi ‘Kral Übü’ canlandı gözümün önünde.  Kral Übü   armut biçimi kafası, doymak bilmeyen gözleri, faraj gibi ağızı, koca göbeğiyle kelimenin tam anlamıyla çirkin bir insandır. Yeme içme, para iktidar tutkusundan başka bir şeyi gözü görmeyen ilkel bir yaratık..Önüne ne gelirse acımasızcana yok eder. Yıkıcı ve tüketici olduğu oranda da güçlüdür.  Tipik bir karagüldürü oyunu olan ‘Kral Übü’ 1896’da ilk kez sahnelendiğinde ortalığı birbirine katmış ve kısa bir süre  sonra da yasaklanmıştı. ‘Bu oyunla izleyiciye ayna tutmayı amaçlıyordum’ diyordu Jarry.’Bu aynada kendi iğrenç görüntüsünü, budalalığını, alçaklığını, içgüdülerin pervasızca ortaya dökülüşünü gören izleyicinin canevinden sarsılmasına hiç şaşırmadım’.[1]

Jarry ‘Kral Übü’yü yazdığından bu yana yüzyıl geçti. Ama  tıpkı   Pinokyo gibi  Kral Übü  de  hala yaşıyor. İlk ortaya çıktığında  dehşet ve tiksintiyle karşılanmıştı. Şimdi ise yaşamımızın doğal bir parçası oldu. O içimizden biri. Yeter ki meydanı boş bulmasın. Bulduğu anda mikrop gibi üreyip tümümüzü de yok edebilecek denli tehlikeli..Çünkü o  yalnızca içimizden biri olmakla kalmayabilir,  bir kaçı  olabilir,   ya da bir çoğu ,   ya da çoğunluğu  ya da  herkes....

Peki Übü’lerin egemen olduğu bir dünyada  Pinokyo nasıl bir gelişim gösterebilirdi?  Daha  somut bir deyişle Übü’lerin  yönettiği bir dünyada Pinokyolar olabilir mi?  Bu soru ‘Pinokyo Übü’nün  Ülkesi’nde oyununun çıkış noktasını oluşturdu. Çeşitli masal figürleriyle nayif bir çocuk oyunu gibi başlayan bu oyun  oldukca  acımasız bir kara güldürü olarak gelişiyor. Böylece çocuğun kendi kimliğini bulmasına izin vermeyen   tüketici  ve  yıkıcı güçlere gönderme yaparak  ‘çocuk hakları’ sorununu  gündeme getiriyor. Amacı bir masal aracılığıyla bu sorun üzerinde düşündürmek.

‘Pinokyo Kral Übü’nün Ülkesi’nde  bir çocuk oyunu mu, yoksa yetişkin oyunu mu?  Hiç de kolay olmayan bu soruyu belki şöyle yanıtlayabilirim: ‘Küçük Prens’ ne kadar çocuk kitabıysa ‘Pinokyo Kral Übü’nün  Ülkesi’nde de  o kadar çocuk kitabı.  ‘Kral Übü’ ne kadar yetişkinlere yönelik bir  oyunsa bu oyunda o kadar yetişkinlere yönelik. Kısaca  on yaşın üstündeki her okuyucu kendine göre bir şeyler bulacaktır bu oyunda.  Oyunun kimin tarafından nasıl alımlanacağı nasıl sahneleneceğini de belirleyecektir kuşkusuz. ‘Pinokyo  Kral Übü’nün Ülkesinde’   öğretici değil  ama  düşündürücü  ve sorgulayıcı bir çocuk oyunu,  yetişkinlere yönelik bir  masal,  grotesk bir taşlama,  vurucu bir kara güldürü   olarak sahnelenebilir.  Ben  bu oyunu  on yaşın üstünde herkesin  okuyabileceği ya da  izleyebileceği  nayif ama çarpıcı bir kukla oyunu gibi düşünüyorum.



[1]Sinn oder Unsinn, das Groteske im modernen Drama, Stuttgart 1962ö S.97

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :