YAZARLAR Zehra İpşiroğlu
12
14
16
18
02/12/2018 16:26
Çözülen aile ilişkilerinde kadınların yaşadıkları baskılar

Ataerkil aile yapılanması ve çözülen aile ilişkileri

Ataerkil toplum yapılanmasının  yarattığı eril zihniyet kadınları önemsemediği gibi çocukları da önemsemiyor. Çocuklarla ilgilenmek, çocukları eğitmek genellikle annenin görevi olarak görülüyor.  Özellikle çözülen aile yaşantısında,  boşanmalarda babalar genellikle en küçük bir sorumluluk bile almaktan kaçınıyorlar.

 Bunun en temel nedeni babanın ev işleri ve çocuklarından bakımından uzak kalan ataerkil aile yapılanması. Roller böylesine kesin bir biçimde sınırlanınca   babanın boşanmalarda çocuklardan kopması kolaylaşıyor. Öte yandan  babanın eşini aldatması, yeniden evlenmesi, yeni bir aile kurması da çok eşliliği doğal gören  Osmanlı geleneğinin bir uzantısı olmalı. Bu gelenek de babanın ilk eşinden olan çocuklarından kopmasına neden oluyor.

Bu sorunların temellerine inileceğine,  sorumluluğu yine annenin üzerine yükleyerek  babaya öfkeli annenin öç almak için çocuklarını babadan uzak tutmaya çalıştığını iddia etmek yine eril zihniyetin  tipik bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. (Ani Eryorulmaz, Babalık ve  Boşanma Süreci web.sayfası).

Kendi çevremde sadece annesiyle büyümüş olan, babasını  neredeyse hiç tanımayan  sayısız arkadaşım ve tanıdığım  var. Çocuklarını babasız büyütmüş olan annelerin ortak yanı tuttuklarını koparan, kendilerine güvenen, güçlü kadınlar olmaları. Okumuş olmaları, bir meslek sahibi olmaları çok önemli bir etken oluşturuyor. Hem anne olarak hem de meslek yaşamında çok başarılı olan bu anneler sımsıkı sarılmışlar yaşama. Bunun tersi, yani çocuklarına sahip çıkan baba ise tam anlamıyla şaşırtıcı  bir istisna oluşturuyor.

Çocukları ve kadınları ötekileştiren bu zihniyet de hem „Haneye Tecavüz“, „Memleketimden Kadın Manzaraları“, „Aydınlanan Yollar“ gibi  yazınsal kitaplarımda hem de  „Tabular, Korkular, Kadınlar“, „Gençlerle Diyalog“gibi araştırmalarımda  beni  kadınlar ve çocuklarla ilgili konulara yönetti. Yıllardır onların bakışını yakalamaya, onların sesini duyurmaya çalışıyorum.

Çözülen aile ilişkilerinde kadınların yaşadıkları

Öte yandan boşanma süreci ve sonrasında yaşananlar, erkeğin  kadının  kendi yolunda gitmesini kabul edememesi, mahalle baskısı gibi etkenler özellikle ekonomik sorunlar yaşayan altkatman ailelerde çok bariz bir biçimde ortaya çıkıyor.

Aktivist, feminist Gülperi Fatih kendisiyle yapılan bir röportajda boşanmalarla birlikte kadınların yaşadıkları sorunları şöyle gündeme getiriyor:  “Boşanma kadınlar için bir sorun değil, çözümdür. Toplumsal yapının içine gömülen aile kurumunda hepten varlığını yitiren bir kadının kendini bulma ve var etme çabasına ürettiği bir çözümdür boşanma. Tam da bu sebeple aslında kadının değil, erkeğin sorunudur boşanma. Elinin altındaki hüküm sürme mekanizması bozulan erkekler; boşandıktan sonra hala kadına tahakkümde bulunma hakkı varmış gibi, iktidar olgusundan ve toplumdan aldığı güçle kadınlara her türlü saldırı ve şiddete devam etmektedirler. Kadına yönelik şiddet haberlerine baktığımızda, boşandığı için eski eşini sokak ortasında öldüren bir kadına rastlamayız mesela. Hayatında başka biri var diye eline tabancayı alıp, her iki tarafı öldüren bir kadın haberine de rastlamak çok mümkün değildir. Benzeri bir dizi örneğe baktığımızda da sonuç ortadadır. Boşanma biz kadınlar için özgürlük demektir ve buna tahammül edemeyen erkekler için ise sorundur.  Kadınları boşanma sonrasında çok zorlu bir mücadele beklediği de aşikârdır. Çünkü sizin ahlakınızdan nasıl bir anne olduğunuza kadar her yönünüzle tartışıldığınız bir süreç başlar. İşin en zor yanı da bu mücadeleyi sadece ayrıldığınız eşinize karşı değil; ailenize, akrabalarınıza, hemcinslerinize hatta zaman zaman kendinize rağmen vermenizdir. (Gülperi Fatih’le röportaj, Boşanma Kadınlar İçin Özgürlük Demektir,  Ötekilerin Gündemi web sayfası, 2.10.2018)

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :