YAZARLAR Zehra İpşiroğlu
12
14
16
18
28/06/2018 19:26
Babalar Günü

Bir  süre önce Babalar Günü kutlanıyordu.  Herkes babasıyla fotoğraflar çekiyor, onunla ilgili güzellemeler yazıyor, güzel anılarını anlatıyordu.

Sonra hiç beklenmedik bir şey oldu. Bir face arkadaşım Babalar Günü için çok özgün bir şey yazdı. Babası tarafından çalınan çocukluğuna ve gençliğine, kendisine yapılan haksızlıklara karşı öfke doluydu ama  aynı zamanda bağışlayıcıydı.  Çok etkilendim.

Şöyle yazıyordu: “Bugün babalar günüymüş.. Nedense bugün son günlerde yaşadığım olumsuz olaylardan dolayı rahmetli babamla da kavga edesim var..Boğazım düğüm düğüm oluyor,ağlayasım var ağlayamıyorum, aklıma sadece bana koyduğu yasaklar geliyor...Üniversite’ye yollamaması, erkek arkadaşımın olduğunu duyunca beni evire çevire dövmesi, evleneceğim erkeğin ancak görücü usulüyle olursa olur olması ve bunun gibi bir sürü olumsuzluklar…Ama yine baba işte.. Keşke yaşasaydı ve bazen o tatlı muzip gülüşüyle hem beni verip hem de; “ Alamanya alamanya senin gibi enayi bulamanya” diye benimle dalga geçseydi..veya üstüne basa basa gururla yine “Benim aslan kızım” deseydi...Ruhun şad olsun babacığım.Arkadaşlar sizlerin de “Babalar Gününüz” kutlu olsun”.

Bir baba ki kızına  yasaklarla, baskılarla, zorlamalarla, psikolojik ve fiziksel şiddetle yaşamı tam anlamıyla  zindan etmiş. Benim böyle bir babam olsaydı onu sadece babam olduğu için kolay kolay bağışlar mıydım?  Eminim ki hayır.

Arkadaşımsa babasını bağışlayabilecek gücü bulabilmek  için hayalinde olmayan bir baba yaratıyor.. Şakacı,   sevgi dolu, kızınla gurur duyan bir baba…Ne kadar güzel aynı zamanda ne kadar hüzünlü!  Çünkü babası kadını hiçe sayan eril bir zihniyetle koşullanmış olmasaydı bu hayali gerçek olabilirdi. Şiddete başvuran her insanın içinde olumlu bir gizil güç de vardır, ne yazık ki bu babamının kızıyla ilişkisinde bu hiç ortaya çıkamamış.

Gelelim bu yazıyla ilgili yorumlara.  “Mekanı cennet olsun”, “Senin için temiz…iyi niyetlisin”, ”baban aslında iyi bir insandı”.

 Kimse yazılanları  ciddiye almıyordu, daha doğrusu sanki hiçbir şey yazmamış gibi görmezden gelmeyi, yok saymayı tercih ediyordu.

Şimdi kendimize sormada yarar var:

Neden bir sorunu, çok net açıklanmasına karşın görmezden geliyoruz?

Neden babamızla ilgili ne olursa olsun iyi şeyler söylememiz gerekiyor?

Neden gerçeklerle yüzleşmekten bu kadar korkuyoruz?

Neden sadece çevremizde değil kendimize karşı da  bu kadar ikiyüzlüyüz?

Neden kendimize karşı bir türlü dürüst olamıyoruz?

Neden geçmişimizle, ailemizle, annemizle, babamızla  hesaplaşmadan hep kaçıyoruz?

Neden yaşadıklarımızı önüne geçilemez bir kader gibi algılıyoruz?

Neden kadını hiçe sayan eril zihniyetten kurtulmak istemiyoruz?

Neden ataerkilliğin temellerinin sarsılmasından bu kadar korkuyoruz?

Neden bu kadar edilginiz, bir şeyler yapmak, sorunları değiştirmek gücünü kendimizde bir türlü  bulamıyoruz?

Bu soruların yanıtlarını bulabilirsek yaşadığımız onca acının ve haksızlığın temellerine inebiliriz belki. Sadece babamızla ilişkimizde değil başka şeylerde de.

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :