YAZARLAR Tülin Eraslan
12
14
16
18
06/07/2018 08:47
Çocuk ve cinsel suçlar….

Ülkemiz  son  günlerde  Leyla  ve  Eylül  cinayetleriyle derinden  sarsıldı. Toplum  vicdanı derin  bir  sınavdan  geçmektedir. 2015 TUİK verilerine göre mahkemelere  yansıyan  çocukların  %10 u cinsel  suç  mağdurudur  ve bu  mağdurların  % 80  kız  çocuklardır

Eskiden  bu  tür  vakalar  tabu  sayıldığı  için  aile  içinde  örtbas  edilir, kimseye  duyurulmadan  olay  kapanırdı. Şimdi  iletişim  araçlarının  yaygın olması ve  hızlı  habere  ulaşım kolaylığı ve de  toplumun  bu  konudaki  algısı  ve  duyarlılığı  vakaları  gün yüzüne  çıkardı.

Çocuk  bedenine  değen  o  kirli  eller ; sevgisiz  ve  şiddete  maruz  kalarak  büyüyen ya da  küçükken  cinsel  istismara  uğramış ,hastalıklı  ruh  halinin  bir  sonucu olarak cinayet ve cinsel  suçları  işlemektedir.

Bu  korkunç  cinayetler  kamuya  yansıdıkça cezalar  gündeme  gelmeye  başladı. Oysa  ceza  sonuçtur. Olay olup biter  ve  ne  yapılmalıdır  aşamasında  gündeme  gelir. İlk   iş ,devletin   çok  acil  olarak  çocuğa  karşı  işlenen  cinsel  suçlara karşı  yasaları  bir an  evvel  meclisten   geçirmesi  gerekmektedir. Fakat  özellikle   Kastrasyon  yani  kimyasal   hadım  ve  idam  cezası konusu  son derece  hassas  ve  iyi  araştırılmalıdır. Kimyasal  hadım iğne  yada  hap  verilerek  erkeklik  hormonunun  baskılanması  ve  cinsel  isteğin   bu  yolla  ortadan  kaldırılmasıdır.

Ülkemizde  ilk  olarak  2015 yılında  Özgecan ın  öldürülmesi  ile  2016  yılında yürürlüğe  giren  konu  ile  ilgili  düzenleme  2017 Danıştay  tarafından  durdurulmuştur. Peki  kimyasal  hadım  tek  başına  çözüm müdür? Bu  yöntemin etki  alanı ;  ilaç  kullanıldığı  sürece  mümkün  ,ilaç  kesildiği  taktirde  etkisi  ortadan  kalkmaktadır. Ayrıca  cinsel  suçlar  hastalıklı  beyinlerde  sadece  cinsel  uzuvla  yapılmamaktadır. Ve de kimyasal  hadım  uygulanan suçluların  şartlı  salıverilmesi de söz  konusudur. Bu  yöntem  yurt dışında genelde pedofili  teşhisi  konulan  hastalara  uygulanmaktadır.

Cezaların  daha da ağırlaştırılması  ve  tutuklu süresinin uzatılması  da  gündemdedir. Ve  hatta idam  cezası da  konuşulmaktadır. Peki  idam  cezası  çözüm müdür? Kapsamı    son derece ihlale  müsait   hassasiyet  taşımaktadır. İdam  cezasının  geri  dönüşü  yoktur. Lakin  yakın  tarihimizde  Ergenekon  ve  Balyoz davalarında  yargılanan   tutukluların idamı  söz konusu  olsaydı ,tarih  geri dönülemez  bir  yanılgıya  tanıklık  eder  olurdu. Zira  Arap  Ülkelerinin  bir  çoğunda  idam  cezası  mevcuttur. Eğer  kesin  çözüm  olsaydı o  bölgelerde suç  oranı  oldukça  düşerdi. Nitekim  o bölgelerde  küçük  yaşta  kız  çocuğu  evliliklerinin  geçerli  olması  başlı başına  çocuk  cinsel  istismarıdır.

Ülkemizde  maalesef  suç  işlendikten  sonrası  daha  çok  konuşulmaktadır. Oysa olayın  sosyolojik  ve  psikolojik  boyutu  uzmanlar  tarafından  kesinlikle araştırılıp  ,kişilerin  neden  bu  suça  yöneldikleri  araştırılmalıdır. BATAKLIK  KURUTULMADAN BU  SORUN AZALMAYACAKTIR.  Öncelikle  ailelerde  ve  okullarda  eğitim   devlet  politikası  olmalıdır. Çocuklar  dünyaya  geldikten  sonra  korunmalıdır. Sokaklarda  kontrolsüz  artan  nüfusun   sonucu  olarak , bir  çok  çocuk  tehdit  altındadır. Her  evlenen  çifte  mutlaka  annelik ve  babalık  eğitimleri  zorunlu  olmalıdır.Ayrıca  okullarda  anaokullarından  itibaren  toplumsal  cinsiyet  eğitimleri  ivedilikle  verilmeye  başlanmalıdır. Şiddetle  büyüyen    bireylerin  faturası , toplumumuza  ağır bedeller  ödetmektedir.

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :