Soğuk tetikliyor!

30 Ocak 2018 Salı 12:00
12
14
16
18

YÜZÜNÜZÜ KIZARTAN NEDEN: ROZASEA

Yaygın bilinen adı “gül hastalığı” olmasına rağmen ne yazık ki adıyla müsemma olmayan bir cilt hastalığı rozasea. Özellikle açık tenli kişilerde görülen bu durum yüz bölgesinde yaşanmasından dolayı estetik olarak da rahatsızlık yaratabiliyor. Acıbadem International Hastanesi Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Hülya Sağlamgüneşin zararlı etkileri, çevresel kirlilik, stres ve soğuk havaların hastalığın görülme sıklığı ve şiddetinde artışa neden olduğunu belirtiyor.

Kapladığı alan itibariyle en büyük organımız olan cildimiz, çevresel şartlardan yaşadığımız strese kadar her türlü olumsuz etkiyi sünger gibi içine çekiyor ve bu nedenle küçük ya da büyük birçok sorun ortaya çıkabiliyor. Özellikle de yüz bölgesindeki etkileri estetik açıdan da mutsuzluk yaratabiliyor. Yüzde kızarıklık, yanma, batma hissi, damarlarda belirginleşme, sivilce benzeri oluşumlar ile karakterize rozasea hastalığı da bunlardan biri. Yaygın olarak “gül hastalığı” şeklinde tanımlanan bu cilt probleminin asıl nedeninin damarsal aşırı reaksiyon olduğu düşünülüyor. Bununla birlikte mide hastalıkları, tansiyon, maytlar ve ciltte bulunan bir parazit enfeksiyonu da hastalığın nedenleri arasında yer alıyor. Acıbadem International Hastanesi Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Hülya Sağlam’ın verdiği bilgiye göre, güneşin zararlı etkileri, çevresel kirlilik, stres ve soğuk havalar hastalığın görülme sıklığı ve şiddetinde artış yaratıyor. Üstelik bu sorunla karşı karşıya kalan kişilerin ömür boyu kendilerine dikkat etmeleri gerekiyor. Zira yüzdeki bu kızarıklıklar ne yazık ki tamamen geçmiyor.

Kendiliğinden iyileşmesi sizi yanıltmasın

Yüzdeki küçük, kırmızı bazıları da iltihaplı kabarcıklar başlangıç aşamasında kendiliğinden geçse de tekrar edebiliyor. Ancak herhangi bir gerileme yaşamayan hatta kılcal damar genişlemeleri ortaya çıkan kişilerin mutlaka bir uzmana başvurması gerekiyor.

30-60 yaş arasında ve ağırlıklı olarak kadınlarda görülen rozasea, dünyada ortalama yüz kişiden üçünün şikayet ettiği bir sorun. Üstelik bu oran bazı coğrafi bölgelerde yüzde 20'ye kadar yükselebiliyor. Dr. Hülya Sağlam’ın verdiği bilgiye göre hastalık açık tenli kişiler, ailesel geçiş gösterenlere, çiftçi, inşaat işçisi gibi sıcakta ve soğukta ya da güneş altında çalışanlarda daha fazla ortaya çıkıyor. Bununla birlikte fazla miktarda acı, baharatlı yiyecekler, çikolata ve aşırı sıcak çay, kahve tüketimi de tetikleyici faktörler arasında yer alıyor. Sedef hastalığı, seboreik egzama, alerjik dermatitler, kortizonlu krem kullanımı, güneş yanığı da kırmızı yüze neden olabiliyor.

Kızarıklığa, yanma ve kaşıntı eşlik ediyor

Rozasea tetikleyici etkenlere maruz kalınmasıyla birlikte bir anda da ortaya çıkabildiği gibi kızarıklık ve sivilcelenmeler zamanla da artabiliyor. Yüzün belirli bölgelerinde kızarıkla başlayıp evreler halinde ilerleyen bu sorunla ilgili Dr. Hülya Sağlam şunları anlatıyor: “Hastalık ikinci evreye ulaştığında ise damarda genişlemeler sonrasında sivilcemsi kızarıklıklar olarak görülüyor. Yanma, kaşıntı gibi şikayetlerin de eşlik ettiği kızarıklıklar ağırlıklı olarak elmacık kemiklerinin üstünde ve burnun alt yarısında artıyor. Üçüncü evre olarak tanımladığımız aşamada ise hastanın yüzündeki kızarıklıkların arttığını görüyoruz. Bazen burunda yağ kanallarını genişleterek, burnun büyüyüp şekil değiştirmesine (rinofima) neden olabiliyor”

Sadece yüz bölgesinde görülen rozaseaya, seboreik dermatit, perioralegzema gibi cilt hastalıkları da eşlik edebiliyor. Bu durum hastalığın şiddetinin de artmasına neden oluyor. Ayrıca göz de blefarit nedeniyle kaşıntı yanma ve batmaya yaşanmasının yanında rozaseası olan kişilerde hipertansiyon ve migren görülme oranın da arttığı gözleniyor.

Ömür boyu korunma gerekiyor

Dr. Hülya Sağlam, hastalığın genellikle ataklar halinde seyrettiğini belirterek, tetikleyicilere maruz kalmanın alevlenmeyi artırdığını ve akut döneme geçişe neden olduğunu hatırlatıyor. Rozaseada hiç bir zaman tam olarak düzelme sağlanamadığı için, sorunu yaşayan kişilerde ömür boyu korunma son derece önem taşıyor.

 

Ancak atak dönemlerinde hastalığın şiddetine göre kişiden kişiye değişebilen tedavi uygulanıyor. Dr. Hülya Sağlam, tedavi yaklaşımını konusunda şunları anlatıyor: “Rozasea, medikal ve lazer teknolojinin kullanılarak tedavi edilmesi gereken bir hastalık. Sorunun şiddetine göre, antibiyotikler ve uygun krem jellerden yararlanıyoruz. Ancak hastaların tahriş edici ürünlerle alkol içeren toniklerden uzak durması ve topikal kortizonlu krem kullanmaktan kaçınmaları önem taşıyor. Bununla birlikte özellikle kılcal damarların yoğun olduğu evrede pulsedye lazer, goldtoning lazer, IPL, NDYAG damar lazeri gibi uygulamaların ayda bir 3 seans olarak yapılması yarar sağlıyor. Ayrıca yüze mezoterapi uygulanarak cilde nem kazandırılıyor ve damar duvarlarının da kuvvetlendirilmesi ile kılcal damarların çatlaması engellenmiş oluyor.”

 

 

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :



+ Benzer Haberler
» Çocuk Kanserlerinde Umut Işığı: Farkındalık ve Erken Teşhis!
» Dişlerdeki enfeksiyonlara dikkat!
» Bel ağrınızın nedeni, duygusal olabilir
» Hamileyken veya emzirme döneminde dövme yaptırabilir miyim?
» Doğum sonrası “Annelik Hüznü” ile karıştırılabiliyor!…
» Başınızı döndüren çok neden var!
» Çocuk kanserlerinde ailenin tutumu nasıl olmalı?
» Travmaya maruz kalan çocuklar oyunları hep aynı şekilde oynayabilir
» Çalışanlar için altın değerinde beslenme önerileri
» 6 Yaşında lösemi tanısı aldı, 8 yaşında mutluluktan havalara uçtu
» Tedavi edilmezse kemiği eritiyor!
» Besin Alerjisi mi, Yoksa Besin İntoleransı mı?
» 77 Yaşında Pankreas kanserinden kurtuldu
» Aşkla yükselen hormonlar sağlığı koruyor
» Spora başladılar sigarayı bıraktılar
» Polikistik overleriniz mi var? İşte gebeliği kolaylaştıracak 10 ipucu
» Arkadaş çevresinde kabul görme isteği sigara bağımlılığına sürüklüyor
» Kilo bahaneniz olmasın!
» Çocuklarda horlama ne zaman tehlikeli?
» Çocuklar ağırlıklarının yüzde 10’u kadar çanta yükütaşımalı
» Geceleri çocuğunuz altını mı ıslatıyor?
» Çocuğum neden iştahsız
» Minik kalpler sağlıklı yaşam atölyesi
» “Gebelikte, cilt altı uygulamalarından kaçınılmalı”
» Vaktim az, ameliyattan korkuyorum diyorsanız!