YAZARLAR Semra Atasoy
12
14
16
18
03/10/2017 09:38
Kırmızı yatak odası
Kırmızı yatak odası başlığını okuyup hemen yazının devamına tıkladınız değil mi?
 
Psikologlar, Yaşam Koçları, Kişisel Gelişim Uzmanları buna çapa kırma diyor. Kırmızı+yatak+oda bilinçaltınızda neyi çağrıştırıyor?
 
Haydar Dümen’in konularından bahsedeceğimi sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Bu başlığı atarak okuyan herkesin kendisiyle yüzleşmesini istedim. Bilinçaltınızda gizlenmiş dürtüleri hatırlattığı için yazıya tıklamış olma ihtimaliniz yüksektir.
 
Bu başlığı okuduktan sonra neden yazının devamını okumak istediniz? Hangi duygu ve düşünce sizi buna itti? Bu soruların cevabını doğru bir şekilde kendinize itiraf ederseniz, bilinçaltınızın bir kaydıyla yüzleşmiş olursunuz.
 
Türkiye’de kitap okuma oranı öyle düşük ki, rakamları yazmaya utanıyorum bir yazar olarak. Şimdi yazar olarak utanıyorum dediğimde aklınızdan şu cümle geçtiyse eğer, yine bilinçaltınızın para kazanma veya kaybetme kaydıyla yüzleşiyorsunuz demektir.
 
“Yazar ya, millet kitap okudukça para kazanacak.”
 
Hiç değil, paraya fazla odaklandığımız için birçok şeyi kaçırıyoruz. Millet kitap okudukça millet kazanacak. Fikir kazanacak, düşünce kazanacak, öngörü kazanacak, televizyonlarda sunulan fikirlerle yaşamını idame ettirmemiş olacak.
 
İnsan olarak en önemli misyonumuz, kendimizin yaptıklarımızın ve yapacaklarımızın farkında olmaktır. Bizler ruhları olan bedenler değil, bedenleri olan ruhlarız ve bedenlerimizin ihtiyaçları ve gelişmesi için değil, ruhlarımızın üstün özelliklere kavuşması için beden kullanarak tekâmüllerimizi yaşıyoruz.
 
Yaşadığımız ve yaşayacağımız her anın farkında mıyız gerçekten? Bunu öğrenmenin bir yöntemini anlatmak istiyorum.
Dünya üzerindeki zaman çok hızlandı. Sabah uyanıyoruz, hızlı hızlı bir şeyler yaşıyoruz, akşam oluyor yatıyoruz ve ertesi sabah yine aynı koşturmaca…
 
Herkes, hiçbir şeye yetişemediğinden şikâyet ediyor. Günler haftalar aylar korkunç bir hızla geçiyor. Birçok kişi büyük bir duygusal çöküş yaşıyor, tıkanmış tükenmiş ve yolunu kaybetmiş bir halde sadece nefes alıyor.
 
Eğer böyle bir durum içindeyseniz bir de şunu deneyin.
 
ZAMAN HIZLA AKIYOR, birkaç dakika durun ve ruhunuzu bekleyin…
 
Kendinize bir defter alın, yazmaya başlamadan önce burnunuzdan derin nefesler alıp ağzınızdan vererek zihninizi toparladıktan sonra kendi zihin ekranınıza bakın. Neler yaşadınız, şu an neler yaşıyorsunuz, sorun kendinize ve zihin ekranınızdan izleyin. Size hissettirdiği duyguları defterinize yazdıkça farkında olmadığınız birçok konuyla yüzleşeceksiniz. İç dünyanızı, bilinçaltınıza attığınız duygu ve durumları fark edeceksiniz. Notlarınızı alırken yazdığınız her maddeyi, gözlerinizi kapatıp zihin ekranınızdan izlemelisiniz. Sizde nasıl bir duygu bırakmış, neler hissettirmiş her şeyi not alın.
 
SORUN KENDİNİZE, ŞU AN İÇİNDE BULUNDUĞUNUZ DURUMUN FARKINDA MISINIZ?
 
MUTLU MUSUNUZ?
 
İÇ SESİNİZİ DİNLEYİN, SİZE NE CEVAP VERİYOR?
 
Zihin ayrı, bilinçaltı ayrı konuşur, her sorunun cevabı iki tanedir bu yüzden. Zihin mantık yürütür, bilinçaltı duygular süzgecinden geçirdiği cevabı verir. Hangi cevapta içiniz huzurluysa, mantığınıza ters düşse dahi doğru cevap odur.
Norveçliler, içinden çıkılamaz bir sorunla karşılaştıklarında birbirlerine, Mustafa Kemal gibi düşün, derler…
 
Zor bir durum içinde bulunuyorsanız eğer, o hale nasıl geldiğinizi tespit edin ve defterinize yazın. Hata olarak gördüğünüz davranışlarınızı, söylediğiniz sözleri yazın. O ana kadar size destek olan kişileri, üzen kişileri yazın. Canınızı en çok yakan an nedir, düşünün ve yazın. Daha önce, sizin yaşadığınıza benzer olaylar yaşayanları yargıladınız mı? Küçümsediniz mi? Bu durumu neden yaşadığınızı düşünüyorsunuz? Nasıl hissediyorsunuz? Sebepleri sizce nedir? Ben bu hataya asla düşmem dediniz mi?
 
Asla yapmam dediğiniz her şey, bir gün önünüze sınavınız olarak çıkacaktır. Bunu hiç unutmayın.
 
Ki; Böyle yargılarınız varsa burnunuzdan derin nefesler alıp ağzınızdan vererek zihninizi toparladıktan sonra kendi zihin ekranınıza bakın ve “asla başıma gelmez, asla yapmam,” dediğiniz anlara geri dönün ve başka böyle keskin cümleler söylediniz mi hatırlamaya çalışın ve yazın.
 
Yargılayarak ve asla asla diyerek söylediğiniz her cümle için özür dileyin…
 
Kendinizi affedin!!
 
Kendinizi affettiğinizi yirmi gün boyunca tekrarlayın, bilinçaltınızı her şeye inandıramazsınız, bu yüzden uzun süre tekrarlar yaparak bilinçaltınızı ikna edebilirsiniz.
 
Kendinizin farkına vardığınız anda, hayata sorunlara daha farklı bir bakış açısı kazanırsız.
 
İnsan olabilmenin en önemli kuralıdır farkında olmak. Tüm insanlığın farkındalığının artmış olmasını umut ediyorum. En azından kırmızı yatak odası başlığını okuduktan sonra devamını da okuyup uygulamaya da geçtiyseniz eğer, bir yazar olarak paradan çok daha önemli bir şey kazanmış olurum.
BİR İNSAN KAZANMIŞ OLURUZ…
 
 
Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :