Profesyonel Yaşam Meleği: Dr. Ebru Nurluoğlu

09 Mart 2018 Cuma 16:00
12
14
16
18

Dr. Ebru Nurluoğlu yaptığı bireysel ve kurumsal stratejik yol arkadaşlıkları ile profesyonel dünyada bambaşka ufuklar açıyor

Dr. Ebru Nurluoğlu’nun son kitabı “Denemeyi Denemek” için önsöz yazmış birçok danışanı onun özel bir koç olduğunu, fark yarattığını, profesyonelliğini mütevazı kimliği ile ustaca sentezlediğini aktarıyor. Ona danışanlarının taktığı isim ise “Profesyonel Yaşam Meleği” ve “Gönüllerin Koçu”. Dünya vatandaşlığından dostluğa, verimli takım danışmanlığından hayırseverliğe; farklı kimliklerini önce insan olmada bütünleştirmeyi başarmış bu çok özel insanı gelin yakından tanıyalım.

Röportaj/Aylin Saraçoğlu

Sizi tanıyabilir miyiz? Duyduğumuz kadarı çok gönül verdiğiniz bir işi yapıyorsunuz.

Değişim, verimli takım ve yönetici koçuyum. Benimle çalışan profesyonellerin yönetim şekillerinde ve kişisel davranışlarında yaptıkları yalın değişiklikler ile kısa sürede çalışanlarının kalbini kazanmada ve iş verimliliğini yükseltmede önemli adımlar atmalarından büyük keyif alıyorum.

Denemeyi Deniyorum, Kendinden Kaçarken Yakaladın Seni/Mutluluk Kılavuzu ile Vaha kitaplarının yazarıyım. İşte verim-memnuniyet, seyahat ve mutluluk gibi farklı konularda konuk konuşmacıyım. Mutluluk araştırmaları kapsamında dünyanın ücra köşelerini deneyimleyen bir gezginim. Acil İhtiyaç Projesi (A.İ.P) Vakfı’nın kurucusuyum. A.İ.P. Vakfı aracılığıyla Türkiye çapında çeşitli sosyal çalışmalarla binlerce kişinin ihtiyaçlarının karşılanmasına gayret ediyoruz.

İlk kitabınız Kendinden Kaçarken Yakaladım Seni-Mutluluk Kılavuzu hakkında bilgi verebilir misiniz?

Bu kitap daha fazla mutlu olmak ve mutluluğunuzu gözden geçirmek için bir başlangıç kılavuzu… Mutluluk Kılavuzu’nda yer alan bilgilerin, önerilerin ve gözlemlerin tümü: kişisel gelişimin neresinden başlayacağını bilemeyenler, ne yapacaklarına karar veremeyenler için sadeleştirilmiş bir yol haritası sunuyor. İçinde mutluluğa dair farkındalık geliştirmek için pek çok uygulama var.

İkinci kitabınız Vaha ise lider yöneticilerin ve tüm yönetici adaylarının el kitabı olarak kabul edildi…

Vaha adlı kitabımda şirket iletişimine farklı bir perspektiften yaklaşarak iyi iletişim kurmayı hem patronun, hem yöneticinin, hem de çalışanın birinci sorumluluğu olarak vurguluyorum. Kitap, içerdiği pratik önerilerle, yöneticilerin çalışanlarıyla birlikte iletişimsel verimlilik uygulamalarını tüm şirkete yaymaları için bir fırsat sunuyor. Ancak çalışanlarla yöneticiler el ele verirse iletişim alışkanlığının şirket kültürüne yerleşebileceğini net çizgilerle anlattım. Kitaptaki her satırı, her kelimeyi sadece ve sadece denenmiş uygulamalardan yola çıkarak kaleme aldım.

Denemeyi Deniyorum adlı yeni kitabınızda birçok üst düzey yöneticinin olumlu görüşleri, övgüleri dikkat çekiyor…

Bugüne kadar farklı alanlarda çalışan pek çok üst düzey yöneticiye koçluk ve danışmanlık yaptım; binlerce kişiye eğitim verdim. Ülkenin önemli şirketlerinde üst ve orta düzey ekiplerin verimlilik ve motivasyon odaklı takım koçluklarını üstlendim. Kurum içi sosyal barış ve iklim yönetiminde; şirket içi anlaşmazlıklarda takımların uzlaşmasında, mavi yaka ile beyaz yaka iletişim dengesinde hassas roller üstleniyorum. Eğitimlerime katılanlar, onlarla paylaştığım teknikler ile iş ve özel yaşamlarında daha doyumlu ilişkilere, daha içlerine sinen bir yaşama, daha yapıcı bir iletişime kavuştuklarını ifade ediyorlar. Kitabım çıkacağı zaman da yayınevi önerisiyle “stratejik yol arkadaşlığı” yaptığım kişiler görüşlerini yazmayı gönülden istediler. Bütün bunlardan dolayı çok mutluyum.

Denemeyi Denemek size göre nedir?

Bir gün “denemeyi denemeye” karar verdim. Bu öyle hemen pat diye olmadı. Çünkü pek çok konudaki miskinliğimi fark etmem epey zaman almıştı. Ta ki acı çekmekten epey sıkılana ve acıdan mızmızlanmanın bana göre olmadığına karar verene dek.

Mutluluğun hayatı cesurca deneyimlemek ve değiştiremeyeceklerimi de kabullenmekten geçtiği fikri kafama ve kalbime o kadar iyi geldi ki her şeye rağmen mutluluk diyerek “Ebru denemeyi deniyor” diye kendime hayatımda bir alan açtım.

Vaktimi esnetebildiğimce, zihniyetimi daha pozitif sulara iteleyebildiğimce yeni bir serüven başlattım. Böylece “kendime” ve “kendime koyduğum” kısıtlamalara rağmen hayatı daha fazla yaşamayı seçtim.

Özetle “Denemeyi Denemek” benim için: hayatta başka tatlar, renkler, keyifler, alternatifler, çözümler, yollar olduğunu hatırlamak üzere kendimi rahat bölgelerimden koparıp daha bilmediğimi yapmaya kendimi teşvik etmemdir. Yani öncelikle deneme kavramına zihnimi yaklaştırmaktır.

“Ebru denemeyi deniyor” konseptinin özü nedir?

Bugüne dek, tembellikten yapamadığım, bir sebeple ertelediğim, isteyip de cesaret edemediğim, saçma diye kestirip attığım şeyleri deniyorum. Bir de düşünce tarzında değişiklikler yapıyorum. Erdemler, önyargılar, yaşam, ölüm, yalnızlık ve dostluk benzeri kavramlar üzerine sadece düşünmekle kalmıyor, ne düşünüyorsam ya da neyi savunuyorsam onları da uygulamaya geçirmeyi deniyorum.

Mutluluk harcı nedir, mutluluğun bir formülü olabilir mi?

Kendimden Kaçarken Yakaladım Seni/Mutluluk Kılavuzu için “mutlu olabilme ve mutlu edebilme bilincine ermiş ya da ermemiş” yüzlerce insanla ve onları tanıyanlarla sohbet ettim. Dinlediğim insanlardan da, okuduklarımdan da, gezdiğim kültürlerden de bana emanet edilen formül hep aynıydı. Uzun yıllardır sürdürdüğüm “mutluluk harcı” araştırmalarımın çıktısı 4 ana kavram etrafında şekilleniyordu: Öze sadakat, sadelik, içsel barış ve ritüel.

Mutluluk kendisi ve başkaları için emek sarf eden herkesin hakkıdır. Yeter ki bu formülü hayatınıza alırken bir yandan da hayallerinize ait gerçekçi mutluluk hedeflerinize odaklanın ve eyleme geçin.

Mutluluk formülünüz olan Öze sadakat, sadelik, içsel barış ve ritüel başlıklarını açabilir misiniz?

Öze Sadakat: Her insanın kendi içinde onu kendisi yapan özellikleri barındıran duru yanları vardır. Bu duru yanların başında kişinin kendi değerleri geliyor. Öz ile ifade etmek istediğim şey ruhunuzda yapıtaşı olarak adlandırabilecekleriniz. Bu yapıtaşlarını zedelediğinizde ise huzursuz oluyorsunuz. Öze sadakat bu özelliklerle uyumlu yaşam sürmeye dikkat etmek demek. Öze sadakat öz saygıyla da yakından ilişkili. Çünkü kişi özünün gerektirdiği gibi yaşamadıkça kendine olan saygısını da kaybediyor.

Sadelik: Sadelik karmaşıklığın tam tersi olan yalınlığı hayatın her alanında deneyimlemek demek. Gösterişten uzak olmak, kolay anlaşılır olmak, düşünceleri net ifade etmek benim için sadeliğin ilk şartları. Sadelik kavramını eşya alırken, plan yaparken bile yalın bir çizgide ilerlemek, birçok şeyi aynı ana sıkıştırmak için kıvranmamak ve hiçbir şeyde aşırıya kaçmamak olarak ele alıyorum.

Ritüel: Bu kavrama iki açıdan bakıyorum.

Kendi özümüze daha yakın olmak için kullanacağımız düzenli sorgulamalar: “Dua, şükretme, meditasyon, tasavvuf felsefesi, Uzakdoğu felsefeleri, enerji çalışmaları, yerli öğretileri, nefes terapileri v.b. gibi” yüzlerce şöyle çoğaltılabilir.

Hayatımızda düzenli yapmanın size mutluluk verdiği her şey: Aile ile her pazar kahvaltı, yılda üç kez eski arkadaşlarla buluşma, yılbaşı gecesini eşinizle başka şehirde geçirme, her Çarşamba sinema gecesi zamanı, sabahları yürüyüşe gitme… “ gibi farklı alışkanlıklar sıralanabilir.

Kitabınızda da yer alan sıradışı seyahatlerinizden bahseder misiniz?

Yegane tutkum; farklı kültürlerin mutluluğa yaklaşımlarını gözlemlemek üzere dünyanın farklı ülkelerinin en ücra köşelerine Bhutan’dan Paraguay’a değin seyahat etmektir. Bazı fotoğraflarımı küçük notlarımla birlikte okuyucularımla paylaştım. Arakan’dan kaçan Müslümanları ziyaretim, Gaziantep Suriyeliler kampında savaş mağduru çocuklarla bir araya gelmem, Hindistan vahşi hayvan bölgesindeki okulda çocukların en çok kaplandan kaçmak kolay olur diye bisiklet istemesi, Burma Yetimhane’de iç savaşın faturasının en ağırını yaşayan acınası şekilde beslenen çocuklara yardım çabam…

A.İ.P Vakfı nedir?

Çocukluğumdan beri yoksullukla savaşanlara destek olmak gibi doğal bir misyon hissederim. Bu yolda Türkiye’de ihtiyaç sahiplerine düzenli yardım etmeyi ülkemizde alışkanlık haline getirmek üzere sistematik çalışmalar yapmış Acil İhtiyaç Projesi (A.İ.P) adlı bu vakfın kurucusuyum. Vakıf ulusal kimliğimizin bir parçası olan yardımlaşma duygusunu güçlendirmeyi hedefleyen, yardıma ihtiyacı olanlarla yardım edebilecekleri bir araya getiren bir yardımlaşma grubu olarak doğdu.

Acil İhtiyaç Projesi Vakfı, 90’lı yılların başında Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde öğrenciyken “artıdan alıp eksiye verme” prensibi üzerine kurduğum hayalin gerçekleşmesi ile hayat bulan karınca hareketidir.

Herkesin bir başkası için fark yaratabileceğine inanan bu hareket; ihtiyaç sahiplerine, ihtiyaç fazlası eşya ve hizmet ulaştırma amacı ile yola çıktı. 1993 yılında başlayan bu proje; Anadolu’da birçok köy okuluna 400 kütüphane kurdu.

Bugün 25.Yılını kutlayan bu yardım vakfı 1995 yılından bu yana 100 bin çocuğun ve ailesinin kıyafet, yiyecek, yakacak, kırtasiye ve sağlık hizmetine ulaşmasını sağlamış; gönüllüleri ile Türkiye’nin dört bir köşesine erişmiştir.

“Sizin ihtiyacınız olmayabilir ama onların var!” sloganı ile hareket eden AİP Vakfı Türkiye’deki ilk defa sistematik yardım ve kıyafet/eşya bağışını başlatan vakıf olma özelliğine sahiptir. Kendisi dışında pek çok vakıf ve derneğe bu yönde katkıları olmuştur. Bugün eğitim, sağlık, yiyecek, giyecek, eşya, danışmanlık yönlendirmeleri v.b. gibi sosyal sorumluluk ve yardımlaşmanın birçok alanında faaliyet göstermektedir.

Kitaptan danışan yorumları:

Meltem Okyar Perdeci

Shell Türkiye Kurumsal İletişim Direktörü

DR. Ebru Nurluoğlu profesyonelliğini mütevazı kimliği ile sentezleyen özel bir koçtur. İyi bir dinleyici ve çözümleyicidir. Birlikte çalıştığı profesyonellerin bakış açısını değiştirir, farkındalıklarını artırır ve fark yaratmalarına fırsat sunar. Kendisi ile çalışmak bir ayrıcalık.

Çiğdem Yurdakul

Garanti Teknolojileri Bilgi Sistemleri Yöneticisi

Samimi, doğal, ilham verici, kışkırtıcı, hem sarsıp hem de ne kadar şanslıyım dedirten mükemmel bir eser… Ölmeden önce okunması gerekenlerde olmalı… İyi ki tanımışım dediğim bu sıra dışı insan, ilk kitabındaki erdemli izleri bu kitapta da tutkuyla sürdürerek hepimizi daha iyi bir dünyaya davet ediyor.

Dr. Erdal Hacıoğlu

Ebru; çok sevdiğiniz kurumuş çiçeğinizin yeniden filizlendiğini gördüğünüzde hissedebileceğinize benzer bir duyguyla insan olmanın lezzetini bize yaşatan ve hatırlatan; anne kokulu kalp çiçeğidir.

Figen Aligüvey Farplas İK Direktörü

Dr.Ebru Nurluoğlu, kendi sınırlarını zorlarken karşısındakini de kendi sınırlarıyla yüzleşmeye, potansiyelini ortaya çıkarmaya çağırıyor. Özetle, kişiye içten dokunan hayatının kontrolünü ele almak isteyenlere cesaret ve ilham kaynağı bir kitap.

 

 

 

 

 

 

      

 

 

.

 

 

 


  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :



+ Benzer Haberler
» Farah Zeynep Abdullah ile Röportaj...
» Gazeteci Pervin Kaplan: Toplumsal Eğitim ‘Sağlıklı Eğitimden’ Geçer…
» Kilim Mobilya Kalite Müdürü Latife Şahin: Hayatın her alanında kaliteye bakıyorum
» Öykü Karayel: "Çok çekinirim aşkımı anlatmaktan, hiç bana göre değil..."
» Sunbera İletişim Kurucusu Ayşegül Sünbül ile Röportaj…
» İlkem Söylemez Topçuoğlu:" Güzelliğin sırrı mutlu ve huzurlu olmak"
» İzmir Aşığı Bir Kadın: Doktor Şeyda Atabay ile röportaj…
» Demet Özdemir: " Can ile oynadığım için kendimi çok şanslı hissediyorum"
» Gastronomi elçisi olma izinde bir serüven
» Gizemli masal prensesi
» Karadeniz ile Mardin arasında köprü kuran iş kadını Özden Ünal Damar ile röportaj…
» Su Kutlu “Hayatımda ilk defa kalbim atıyor”
» Aşkın çiçek açmış hali
» Dila Tarkan “İlk günden beri evleneceğim kişinin Yahya olacağını çok iyi biliyordum”
» Bianca Somer Türkmen: “Markalar pazarlama bütçelerini instagram reklamlarına ayırıyor”
» Ressam Nazan Pamuk ile Röportaj…
» Hazal Filiz Küçükköse:" Bazen seksi bazen de yaramaz bir çocuğum"
» Babasının Kızı: Gül Ergi...
» Nur Fettahoğlu :" Kadın olarak güçlü kalmak zorundayız"
» Diyetisyen Burcu Dilek Demir ile sağlıklı beslenme üzerine röportaj…
» Ekranın güzel yüzü
» İçimizden Biri “Deliha”nın Hikayesi
» Tutkulu aşık bir dünya güzeli
» Mutlu çocuğun sırrı
» Sağlığınız için hep yanınızda