YAZARLAR Özge Günaydın
12
14
16
18
15/04/2018 11:16
Derinleşmek
Eğer bir problem varsa görmezden gelmek yerine tespit edilmeli, kaçmak yerine derinlemesine içine girilmeli ve maskeleyip, saklamak yerine su gibi berrak, şeffaf ve tüm çıplaklığıyla ortaya koyulmalıdır. Aksi takdirde bugün hasır altı ettiğimiz herşey, yarın hasırı da yakar, evi de kül eder. 
Geçici çözümler ise uzun vadede müthiş zarar vericidir. Görmezden gelme eğilimi hepimizin içinde olan bir duygudur. Görmemiş, duymamış, hissetmiyormuş gibi yapmaya meyilliyizdir. Hadiseler vuku bulurken, işimize gelen bir yaklaşım biçimidir.
'Mış' gibi yapmayı çok severiz. 
Peki, ya sonra? 
Vicdan muhakemesi olan bireyler için sonrası çok acıdır. Bugün görmedim, duymadım veya hissetmedim diyenler, yarın iç dünyalarında bunun hesabını verirler. Bilinçaltı uyumaz. Herşey bir kayıt sistemiyle işler. Kişinin kendine ödül ve cezası da buradan gelir. 
Gerçek, dürüst, net ve şeffaf tariflerle yaşayanlar zayıf noktalarını fırsata çevirip, güçlü yanlarını doğurabilirler. 
Dünya görüşünü derinleştirmek için de kendimize ve sosyal hayatımıza karşı şeffaf olmamız şarttır. 
Derinleşmek, her zaman dünyamızın güzelleşmesini sağlamaz ve fakat, özümüze inmek içinde başka bir yol yoktur. 
Yapmacık bir utanç duygusunun arkasına saklanmadan ve gerçekleri perdelemeden ortaya koyanlar, derinleşme yolundaki en önemli adımı atmışlardır. 
Kişiliğimiz onaylanma ve itirazdan beslenir. 
Başarı görecelidir. Uğrunda feda edilene göre değişir. 
Bir sanat eseri zevk kadar, nefret duygusu da uyandırabilir. 
Derinleşmek ve özünü bulmak ise tam bir zaferdir. Kendimizi onurlandırmak için önemli bir ölçüttür. 
Derinleşme yolundaki adımlar kilitli kapılar ardında saklanan gizli hazineler gibidir. Her bir kapı açıldığında duyulan heyecan ve heves, bir sonraki kapıya kadar artarak çoğalır. Ruh ve beden özüne kavuşma yolunda attığı her adım, açtığı her kapıda özgürleşir. Bu özgürleşme hayata gerçek anlamını verir. 
İnsan özünde saf ve yüzde yüz hakikat vardır. Yarım hakikat, belki, ama ve çünkü gibi perdeli duygular yer almaz. 
Derinleştikçe saf, temiz ve su katılmamış gerçekliğe Tutku da artar. Bu bir ferahlama hissidir ve insan kendiyle saklambaç oynayamaz. Kendine karşı maske de takamaz ve ayrıca sosyal hayatta da takması sadece kendinden kaçması anlamına gelir. 
Sade, şeffaf, basit, gerçek ve dürüst bir yaşam biçimini seçmek kişinin özüne inmesi yolundaki en önemli adımdır. Riyasız, perdesiz bir hayatın ömrü de uzun olur. 
Bilinmeyene doğru çıkılan bu yolculukta, besleyici ve itici güç, öğrenme arzusu ve tutkusudur. 
Ben kimim? 
Neden yaşıyorum? 
Derin yolculuğun cevaplanmasını beklediği sırlar ve sorular, gizemli, kilitli kapıların ardındadır. 
Problemler üst üste insanın içinde yığılır ve kalır. Sıkışır, şişerek büyürler. 
Aynı iltihaplı bir sivilcenin yarattığı ağrı ve sıkıntı gibidirler. Nasıl ki, o iltihap patlar, irin akar ve bünye rahatlarsa, işte problemler de gerçek, şeffaf ve net bir şekilde çözülüp, kişi kendi özüne indiğinde ruhu da o şekilde rahatlar. 
Adeta özgürleşir ve kanatlanarak uçar. Tıpkı bir Zümrüt'ü Anka kuşu gibi. 
En büyük nimet ve emek, kişinin kendisini okuyabilmesidir. Bunun içinde derinlerde, özünde yazan alfabeyi öğrenmesi gerekecektir. 
 
 
Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :