YAZARLAR Özge Günaydın
12
14
16
18
24/01/2018 17:12
Boş kafaya sarık sarmak
18.YY da bilge kişiler ve alimler, belirli bir mertebeye eriştikten sonra başlarına sarık sararlarmış. 
Bu bilgiyi de çok sevgili dostum İrfan’la bir sohbetimiz esnasında öğrendim. 
Sarık, bilginin, deneyimin ve alimliğin bir sembolü olarak görülürmüş.
Boş kafaya sarık sarmak, deyimi buradan geliyor.
Bugünlerde etraf cahil filozoflarla doldu taştı. Özellikle televizyon kanallarında ve sosyal medya da herkes her şey hakkında bilir bilmez konuşur ve fikir beyan eder oldu. Sahte diplomalı profesörlerden tutun, cahil din adamlarına kadar bilgi kirliliği içinde boğuşur hale geldik. Boş kafalara sarılmış, rengarenk, süslü püslü sarıklara bürünmüş bir sürü ‘Bokolog’ etrafta boy gösteriyor. Hepsi her konunun uzmanı durumda.
Elinizi çarpsanız her gün onlarca cahil filozofla karşı karşıyasınız.
Bilginin nereden geldiğini sorgulamadığımız müddetçe ve ‘Neden?’ sorusunu, devamlı sormayı alışkanlık haline getirmediğimiz sürece de bu böyle alıp başını gidecek gibi duruyor.
Okumuyoruz, araştırmıyoruz ve bu nedenle de hiç sorgulamıyoruz. Medya araçlarıyla bize aktarılan her türlü bilgiyi hoop diye çiğnemeden yutup, sindirmeden de içimize alıyoruz.
En önemli noktalardan bir tanesi de, genç neslin bu beyin yıkamaya açık olması. Tazecik beyinlerin, yalan yanlış fikirlerle zehirlenmesi.
Hepimize çok iş düşüyor. Bizler anne-baba, teyze-hala, amca-dayı, yani aile büyükleri olarak etrafımızdaki gençleri doğru bilgiye ulaşma konusunda yönlendirmeliyiz. Duydukları veya okudukları her bilginin sorgu sualini yapmaya teşvik etmeliyiz.
Benim çocuklarıma bırakacağım en büyük mirasım kütüphanemdir.

İnanıyorum ki, okuyan, araştıran bir çocuğun kendi fikri olabilir. Hayatını doğru yönlendirip, özgür iradesiyle kendi kararlarını alabilir.

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :