Otonom ekonomiler geliyor Mavi yakalı, metal yakalı oluyor…

26 Mart 2018 Pazartesi 18:00
12
14
16
18

Küresel ekonomi yeni bir evreden geçiyor. 2008 krizinden sonra küresel anlamda ilk kez yeni yeni ekonomik bir iyileşme var. Ve bu iyileşme ilk kez süreklilik kazandı. Diğer bir değişim ise hızlı bir teknolojik değişim ve dönüşüm ki buna Endüstri 4.0 diyoruz. Küresel bir güç olmak istiyorsak, rekabet gücümüzü arttırmak ve kalkınmak istiyorsak, her sektör ve alanda dijital dönüşümü gerçekleştirmek zorundayız. Bu bir moda değil, bir zorunluluk. Özellikle üretimde, var olan tesislerin dijital dönüşümünü – insan kaynağı eğitimi ile birlikte – tamamlamak, yeni tesislerde ise daha kuruluş aşamasında bu vizyona göre yatırım yapmak zorundayız. Bu noktada Sanayi Bakanlığımızın Model Fabrika Projesi bir rol model ve eğitim alanı olacaktır. Ancak sadece üretim aşamasında dijitalleşme yetmez, yüksek katma değer yaratmak için üretim öncesi ve üretim sonrası dijitalleşme bütüncül görülmelidir. Geleneksel üretim, geleneksel ihracat, geleneksel pazarlama değişiyor. Üretimin yanında,  iş yapma şekli değişiyor. 2020’den sonra küresel ekonomide bir canlanma bekleniyor. Buna bugünden hazır olmak zorundayız. Bu pastadan ne kadar pay alacağımız bu çabaya bağlıdır.

Ticaret savaşları başlıyor…
2008’den 2018’e kadar küresel anlamda bir büyüme var ama ticaretsiz bir büyüme var. 2020’den sonra ticaretle büyüme olacak. Ticaret savaşları geliyor ve ekonomi cephemiz sağlam olmak zorunda. Bunun en büyük habercisi ABD’nin korumacı politikalarının ortaya çıkması. Bu anlamda, Mersin özelinde baktığımızda, bir buçuk milyon dolar ihracatımız artmasına rağmen gerçek potansiyelimizi yansıtmıyor. İhracatı ithalatından fazla bir kent olarak, yani cari açığı olmayan, ülkeye net katma değer sağlayan bir kent olarak elbette yarattığımız değerden mutluyuz. Ancak, sanayide marka kentlerin çoğunun ithalatının ihracatından fazla olması kabul edilemez ve acilen masaya yatırılması gereken bir konudur. Ama biz biliyoruz ki, küçük dokunuşlarla Mersin bunu en az 4-5 milyar dolara çıkarabilecek bir kent. Peki, nedir bu dokunuşlar? Elbette birinci etken fiziki alt yapı eksikleri:  Yeni OSB alanlarının yaratılması, havalimanının bitmesi, planlanan Konteyner Limanı ve Lojistik Merkezi Projesi’nin hayata geçmesi, bu üretim ve ihracat artışını kolayca yaratabilecek etmenler. Bu konularda ilgili Bakanlıkların konuya eğildiklerini ve ardı ardına açıklamalar yaptığını biliyor ve bunları müjde olarak algılıyoruz. Elbette diğer etmenler ise girişimci sayımızı arttırmak, firmalarımızın teknoloji dönüşümünü gerçekleştirmek ve ar-ge kapasitelerini arttırmaktır. MTSO olarak bu konular temel konularımızdır. 

Mersin hak ettiği yatırımları alacak gibi…
Bu anlamda gerek Kalkınma Bakanlığımızın, gerekse Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın önemli çalışmaları var. Bu çalışmaların merkezinde iş dünyasının desteği ve iş birliği var. Bu anlamda tüm strateji, yatırım alanı üretmekle başlıyor ve çok doğru bir adımdır. Yeni OSB’ler, yeni mega üretim bölgeleri ve sanayide dijital dönüşüm. Bunların sonucu: Rekabette güç kazanmak ve katma değer yaratmaktır. Mersin özelinde bu stratejinin ne olacağına baktığımızda, Bakanlarımızla yaptığımız sayısız toplantının sonunda 6 yeni OSB Mersin ve ilçelerine geliyor. Bir mega sanayi bölgesi planlanıyor ve dijitalleşme anlamında Model Fabrikalardan biri Mersin’de kuruluyor.  Bir Tasarım ve Dijital Dönüşüm Merkezi kuruluyor. Tüm bunlar yeni yatırımların önünü açacak eko-sistemin kurulması anlamına gelir. Aslında tüm bunlar son 5 yıldır planladığımız ve gündeme getirdiğimiz yüksek teknolojili bir üretim merkezi olmamızı, yani otonom bir ekonomiye doğru gittiğimizi gösteriyor.
Tüm bu stratejinin çıkış noktalarından birisi de elbette cari açık konusudur. Evet, ekonomimizi çok çok bozucu bir cari açığımız yok ama bu açık sürdürülemez. İthalata bağlı bir üretim, ithalata bağlı bir ihracat kabul edilemez. Bu noktada, üretimin ithalata bağımlılığını azaltmak için adımlar atılıyor. İthal ettiğimiz malları Türkiye’de üretmek için politikalar üretmek zorundayız. Üreticiye alım garantisi vermek veya ürün bazlı teşvik gibi destekler düşünülebilir.

Mühendisler değil matematikçiler fabrikalarda olacak…
Artık üretimden ticarete, hizmetlerden tarıma kadar her alanda iş yapma mantığı değişiyor. Teknoloji iş yapma şeklimizi değiştiriyor. Amazon, e-bay, turizm rezervasyon siteleri vb. tüm bu yeni iş modelleri geleneksel iş yapan yüzlerce yıllık markaları tahtından indiriyor. Yani, gelecek bugün başladı bile. Bu anlamda MTSO olarak Mersin özelinde dijitalleşmenin yol haritasını çıkarmaya başladık. Bu konuda birçok sektör buluşması yapacağız. Amacımız, kısa sürede Mersin Dijital Dönüşüm Strateji Belgesini ortaya koymak ve bu işe planlı şekilde başlamak olacaktır. Emek gücü bitiyor, bilgi ve ileri teknoloji geliyor. İnsan gücü tamamen yok olmayacak, yeni işçi tanımı geliyor. 2020 yılında 50 milyon nesnenin bir birine bağlanacağı söyleniyor. Olağanüstü bir data oluşacak. Nesnelerin interneti her sektöre girecek ve büyük bir pazar olacak. Almanya 2025 Dijital Stratejisi’ni hazırladı. Önce alt yapıyı, yani fiber optik alt yapıyı yenileyecekler. İnovasyon ve yeni iş modellerine destek verecekler. KOBİ’lere destek verecekler. “İş Yeri 2030” adında Dijital Eğitim modülü kurarak,  nasıl bir iş yeri olmalı sorusuna cevap bulacaklar. Amaç, üretimde izlenebilirlik ve sıfır hata. İşte OTONOM ÜRETİM ve OTONOM EKONOMİ dediğimiz şey budur. Elbette yapay zeka işin merkezi olacak. Artık fabrikaların mühendisten çok matematikçiye, fizikçiye ihtiyacı olacak. İşte bunun için şen az 7-8 yıldır temel bilimleri ihmal etmeyelim diyoruz. 

Önce insan…
Satın almakla Endüstri 4.0 gelmez. Danışmanlıklarla bu dönüşümü sağlamak zorundayız. MTSO Endüstri 4.0 Eğitim ve Uygulama Merkezi Projemizin amacı da budur. Hatta bunu bir adım öteye taşıdık ve bir Teknoloji Kampusu ile daha bütüncül bir hale getirmek istiyoruz.  Önce değişim ve organizasyon; sonra insan eğitimi ve sonra dijitalleşme. Mavi yakalı yok olmayacak, kontrol panelinin arkasında metal yakalıya dönüşecek. İnsanın yaratıcılığına, zekasına her zaman ihtiyaç olacak ama ucuz iş gücü,  vasıfsız insana ihtiyaç kalmayacak. Eğer eğitim sistemimiz buna göre revize olabilirse zaten insanımızın iş sorunu kalmayacak. MTSO olarak bu vizyonla çalışıyoruz ve ülkemizin bu alanda da öncü kenti olacağımıza inanıyoruz.

 


  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :



+ Benzer Haberler
» TÜSİAD: “Kayıp Ütopyalar ve Korkulan Distopyalar: Liberal Dünya Düzeninin Geleceği”
» İş dünyasından “Başarısızlık Zirvesi”
» “Şirketleri büyüten girişimciyi patron yapan” fuar kapılarını açtı
» TEGEP Eğitim ve Gelişim Zirvesi 2018’e Bilet Kazan!
» BTTO - BUİKAD Arasında İşbirliği Protokolü imzalandı
» Yöneticinin kişisel dönüşümü, inovasyona dönüşüyor
» KOBİ’ler için güçlü olmanın yolları
» E-ticarette rekabetin 4 kuralı
» "TÜSİAD Bu Gençlikte İŞ Var!" Girişimcilik Programına dönüşüyor
» Güler Sabancı: "Kızkardeşler Geleceğin Nasa’sını Türkiye’de Kurabilirler"
» BUİKAD İŞKUR ile işbirliği protokolü imzaladı
» TÜSİAD Türkiye Enerji Zirvesi’nde özel bir oturum düzenledi
» BUİKAD Kır çiçekleri için koştu
» İhracat Akademisi ile KOBİ’ler ihracatçı olacak
» İhracattaki her üç topuk sesinden biri Egeli kadınlara ait
» Girişimci kadınlar sertifikalarını aldı
» TİM tarihinde ilk kez kadın konseyi oluşturuldu
» Shell&Turcas, Ankara’da kadınlarla güçleniyor
» İş hayatında artık “yeni yakalar” oluşuyor
» ​P G, geleceğin kadın liderlerini yetiştiriyor
» Sanayi sektöründe ‘kadın’ın önemi masaya yatırıldı
» Genç iş insanları cinsiyet eşitsizliğine "dur" diyor
» Kauçuk sektörü temsilcilerinden “pozitif ayrımcılık” talebi
» “BricaR Zirvesi” TÜSİAD evsahipliğinde İstanbul’da düzenlenecek
» TÜSİAD Buenos Aires’te düzenlenecek B20 Zirvesi’ne katılıyor