#müziktendahafazlası

22 Eylül 2018 Cumartesi 11:00
12
14
16
18

fizy İSTANBUL MÜZİK HAFTASI’NDA, “ENDÜSTRİ VE MÜZİK” KONUSU İNCELENDİ

fizy İstanbul Müzik Haftası; Atlantis Yapım, Zorlu Performans Sanatları Merkezi ve SM Production Group organizasyonuyla, fizy ana sponsorluğunda 23 Eylül 2018’e kadar devam edecek programının dördüncü gününde MediaCat sponsorluğunda gerçekleşen “Endüstri ve Müzik” başlığı altında yer alan panelleriyle katılımcıları ağırladı.

Türkiye’nin ilk popüler kültür festivali olarak hayata geçirilen fizy İstanbul Müzik Haftası, Zorlu PSM Sky Lounge’da katılımın ücretsiz olarak sağlanabildiği panellerini, “Endüstri ve Müzik” konusunu ele alarak tamamladı. MediaCat Genel Yayın Yönetmeni Pelin Özkan’ın, fizy İstanbul Müzik Haftası’nı özetleyerek başladığı oturumlar öncesinde Özkan, bu panelleri müziğe eşlik edecek şekilde tüm konuların ele alınması olarak kurguladıklarını dinleyicilerle paylaştı.

“Jingle’da parça devşirme yöntemi”

fizy İstanbul Müzik Haftası’nın dördüncü günü Jingle House Kurucu Ortağı Ömer Ahunbay’ın moderatör olduğu “Jingle’dan Öte Reklam Müzikleri” oturumu, reklam müziği bestecisi Ömer Özgür, ünlü sanatçılar Fatma Turgut ve Ferman Akgül ile ikilinin en son üzerinde birlikte çalıştıkları Riot Games Markası Müdürü İrem Şanda’nın katılımıyla gerçekleşti. Oturumda Ömer Ahunbay 2000’li yıllarda sıfırdan bir jingle hazırlamak yerine, bilinen şarkıların yeniden jingle olarak kullanılmaya başlanmasına geri dönüldüğünü aktararak bu yöntemle markanın, şarkının sahibi sanatçının tüm tanınırlığını ve gücünü de arkasına alabileceğini paylaştı. Bunun yanında, var olan şarkılar üzerinden ilerlemenin reklam ajanslarına da büyük bir kolaylık sağlamasıyla tercih edilebileceğini belirten Ahunbay’ın sözlerine Ömer Özgür; toplum tarafından bilinen bir eserin sevilmesini hiçbir jingle’ın geçemeyeceğini, jingle’ın tadılmamış bir yemek gibi olduğunu ekledi. League of Legends için yapılan şarkıda Ferman Akgül ve Fatma Turgut ile çalışan İrem Şanda, burada esas hedeflerinin jingle yaratmak yerine sıfırdan markanın tutkusunu ve coşkusunu anlatan bir şarkıyla ilerlemek olduğunu aktardı. Projeyle ilgili olarak Ferman Akgül ve Fatma Turgut, markaların genellikle onlar adına hazırlanan şarkılarda isimlerinin geçmesi konusunda ısrarcı olduklarını, bu ısrarın olmadığı işlerde müzikal olarak daha rahat olduklarını ve böylelikle daha keyifli sonuçların ortaya çıktığını belirtti. Bazen markaların bir müzisyen ya da grup ne kadar amatör olursa olsun, onların şarkılarıyla ilerlemek isteyebileceğine de dikkat çeken Ömer Ahunbay, bu durumu markaların samimiyetle üretilmiş müziği, kendi markaları için sıfırdan yaratılmış bir müziğe tercih edebilmesi olarak açıkladı.

 

Müzikle yaratılan büyük marka kazançları…
Günün ikinci oturumu “Müziğe Destek Verenler” ise MediaCat Genel Yayın Yönetmeni Pelin Özkan’ın moderatörlüğünde gerçekleşti. Turkcell Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı İsmail Bütün, Vestel Pazarlama Müdür Yardımcısı Tunç Berkman, Akbank Kurumsal İletişim Direktörü Murat Göllü ve Borusan Sanat Genel Müdürü Ahmet Erenli’nin konuk edildiği oturumda markaların odağında her zaman tüketicilerin olduğu, tüketicilerle bağ kurmak için sanatın ve popüler kültürün birçok alanının kullanıldığı paylaşıldı. “İnsanların müzikle ilişkisi doğdukları andan itibaren var, bu ilişki sosyoekonomik koşullardan da bağımsız. Markalar olarak çeşitli iletişim çalışmaları yapıyor, milyonlarca tüketiciye ulaşmaya çalışıyoruz. Öyle platformlar var ki, kendiliğinden milyonları bir araya getirebiliyorlar. Spor ve müzik bunun örneği, bu alanlar bizim markamız Turkcell gibi çekim gücü yüksek ve kapsayıcı… Turkcell olarak uzun yıllardır sponsorluk gibi görünür fiziksel aktivitelerle müziğe destek veriyoruz. 2008’de bu desteğimizi dijitale kaydırarak fizy’yi satın aldık” sözleriyle İsmail Bütün, Turkcell’in müziğe verdiği önemi katılımcılara aktardı. Akbank olarak sadece müziğe değil, pek çok sanatın varlığı, gelişimi ve paylaşımı için gerek kendi yaptıkları etkinliklerin gerek çeşitli etkinliklere sağladıkları sponsorlukların önemini vurgulayan Murat Göllü, kültür sanatın geleceğe bırakılacak en büyük miras olduğundan bahsetti. Vestel’in “gururla yerli” sloganını müziğe taşımalarının hikayesini katılımcılara anlatan Tunç Berkman ise “Markaların en büyük ihtiyacı aidiyet, biz bunu sadece müzikle değil sporla da yapmaya çalışıyoruz. Müzik konusunda şanslıyız, Vestel Gururla Yerli Konserleri’ni birlikte organize ettiğimiz Zorlu PSM gibi kardeş bir kurumumuz var. Bu konserlerde toplumu daha çok birleştirdiğine düşündüğümüz için Türkçe pop türünün başarılı isimlerini ağırlıyoruz.” diyerek böylece yerli üretim gibi yerli müzisyenlerin de desteklendiğini dile getirdi. Eğitim, müzik ve çağdaş sanata Borusan’ın 20 yıldır destek verdiğini, önümüzdeki 20 yıllık dönem için de sağlayacağı desteğin şimdiden planlandığını söyleyen Ahmet Erenli, Borusan Filarmoni Orkestrası Konserleri üzerinden yaptığı çıkarımlara bu oturumda değindi. “Klasik müzik konserlerinde sırt çantalı insanları Batı’da göremezsiniz. Bizim ülkemizde gençler Batı’ya göre bu türe daha ilgili” diyerek bu durumda Borusan Filarmoni Orkestrası etkinliklerinin konservatuar öğrencilerine ücretsiz olmasının da etkili olduğunu belirtti.

“Plağın dönüşü gibi basılı müzik yayınları da dönebilir.”

fizy İstanbul Müzik Haftası panellerinin son oturumu Headbang Yayın Yönetmeni Çağlan Tekil ve Headbang Yazı İşleri Müdürü yazar Doğu Yücel’le birlikte gerçekleşen “Nereden Nereye: Müzik Yayıncılığı” oturumu ile sona erdi. Bu oturumda sadece İstanbul’da yaşayanların etkinliklerden kolayca haberdar olduğu dönemden, bu sektörden gelir elde etmenin giderek güçleştiği günümüze kadar müzik yayıncılığı ele alındı. Geçen süreçte Türkiye’de yayınlanan tüm müzik dergilerinin değerlendirildiği oturumda Doğu Yücel, “Bu alanda üniversitelerde hala bir bölüm yok. Bu işi ancak alaylı olarak yapabiliyorsunuz. Kültür ve tecrübe transferiyle yürüyor hala mesleki gelişim.” sözleriyle yayıncılığın okurlara ulaşmayan yönlerini de dinleyicilerle paylaştı. Müzik yayıncılığının önemli dergisi Blue Jean’de herkesin kendi adıyla yazmaya başlaması ve ilk yerli ismin Teoman’la kapağa taşınması gibi iki büyük kırılımın olduğunu paylaşan Çağlan Tekil, basılı medyanın yerini dijital medyanın tutamayacağına dair görüşlerine değindi.

 


  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :



+ Benzer Haberler
» Dünyada Karşılaşmış Gibi
» Erasmus öğrencilerinden engel tanımayan sergi
» Ceyl’an Ertem’den "Mavi Çocuklar"
» “Dali’nin Kadınları” Kapalı gişe yaptı
» Sertab Erener ’’Güz Konserleri’’
» Tinsel Kuşatma
» "Bir Deli’nin Hatıra Defteri"
» Demet Akalın, Jolly Joker Vadistanbul’da sahne aldı
» Mabel Matiz İzmirli sevenlerini ayağa kaldırdı
» Engelsiz film festivali Eskişehir’de başladı
» Güldestan sezonu açıyor
» MTSO Sanat Galerisi’nde, sanatlı günler yeniden başladı
» Ödüllü 2 piyanist 2 piyano
» Pera Müzesi Öğrenme Programları ile Yeniden Tasarla!
» Çağan Irmak’tan ‘‘Bizi Hatırla’’
» Kung-fu ve dansı buluşturan Wushu, Okan’daydı
» "Müzeyyen" ve Şevval Sam ayakta alkışlandı
» Kumaş ve akrilik estetiği
» ’Karanlıktan Aydınlığa’
» Hatice Aslan, Attila İlhan şiirlerinden oluşan şarkılar söyledi
» Şevket Çoruh ve Şebnem Dönmez’in rockçı günleri...
» Kısa Film “Bir Vapur Masalı” Galası gerçekleşti
» Kasım’da Salon’da
» İstanbullu fotoğrafçılar Kocaeli’nde buluştu
» Konak’ta 4 gün 4 gece tiyatro