YAZARLAR Meltem Karaarslan Özperçel
12
14
16
18
14/02/2018 09:51
YIL: 2018, Yer: İstanbul Türkiye ve olay: Ayrımcılığa dayalı satış politikası

Geçtiğimiz Cumartesi hayatımda bir ilki yaşadım. Ben böyle kendini bilmezlik hayatımda görmedim.

Şehrin göbeğinde, lüks denilebilecek bir mağaza. Yurtdışından Levi’s x Air Jordan 4 ayakkabısını getirmiş. Ayakkabı Nike ve Levi's’ın Jordan imzalı özel tasarım bir ayakkabı. Ayakkabıyı Nike ve Levi’s Türkiye’ye getirmemiş, dolayısıyla almak isteyenlerin eli mahkum bu mağazaya gitmesi gerekiyor. Ayakkabının fiyatı 930 TL. Genelde ergen denebilecek genç arkadaşlarımız bu ayakkabıya rağbet etmiş, ayakkabının satılışa çıkmasından 1 gün önce saat 17.00’dan itibaren mağazanın önüne kamp kurmuş, sıraya girmiş. Kendisi gelemeyenlerin de 1-2’sinin anne babası gelmiş.

Ben bunları nereden biliyorum. Çok yakın bir arkadaşım işi ile ilgili bu ayakkabılardan alıp, çalıştığı markası adına 3 basketbolcuya hediye etme görevini almıştı. O gün de kendisiyle farklı bir programımız vardı öncesinde onun işini halletmek için bu mağazaya gittik. Sabah 08.30 gibi uzun sıranın en sonuna geçtik ve bekledik. Bu sırada içeri giren bazı gençler suratı asık dışarı çıkıyor, bazıları ellerinde ürünle, bazıları ayak numaralarının kalmamış olduğunu söyleyerek. Genelde içeride ufak çaplı tartışmalar oluyor. Bir anne gördük dayanamadık sorduk. Kendisi çocuğunun rencide edildiğini belirterek illa bu kapının önüne lüks aracımı mı çekmem gerekiyor benim kılık kıyafetim onları neden ilgilendiriyor anlamadım diyor. Şaşırdım ve çıkanları daha yakından takip etmeye başladım. Bir gece önceden kapının önüne kamp kuran gençlerden bazılarına sen bu ayakkabıyı giymezsin satarsın sana bu ayakkabı 2.000 TL, bazılarına kılığına kıyafetine bakarak bu ayakkabıyı sen giymezsin numaran yok diye dışarı çıkarmak, taksit isteyene ayakkabıyı satmayan bir mağaza müdürü ya da mağazanın sahibi adamla karşılaştım. Bir anne kendisine bu ayakkabıdan almış, bir de 14 yaşındaki oğluna almak istiyor. Adam oğlunu görmeden satmıyor. Kadın dün biz 17.00’da eşimle buraya geldik, sıraya girdik bekledik. 14 yaşındaki çocuğu ben bu kadar saat buraya getirip, nasıl bekleteyim diyen kadına beni ilgilendirmez herkes kendi gelecek kendi ayakkabı numarasına göre alacak diyor. Kadın oğlum sana annen hiç ayakkabı almadı mı? 14 yaşındaki çocuğu burada bu kadar saat nasıl bekleteyim diyor ama nafile, duygu sıfır, anlayış zaten uzay boşluğunda. Resmen Ayrımcılığa Dayalı Satış Politikasını benimsemiş ve bunu -tabi balık baştan kokar- tüm çalışanları için de normalleştirmiş bir adam. Bu arada çıkan genç çocukların aşağılanma duygusuyla yaşadığı üzüntüye mi yanayım, bu adamın yıl olmuş 2018 bu politikayla satış yapma çabasına mı hiç bilemedim.

Ben şok içerisinde mağazadan çıkanları takip ederken sıra bize geldi ve saat yaklaşık 12.30 olmuştu bile.. Biz 3 kişi arkamızda da 1 kişi vardı. Bahsi geçen “adamcağız” dışarı çıktı ve hepimiz hangi numara alacağını sordu. Bize şöyle bir baktıktan sonra numaranız yok, arkadaşıma da senin ayağın da 46 değil zaten diyerek arkamızdaki adamı içeri aldı ve arkasını dönüp gitti. Tabi bizim kızlar konuyu izah etmek için kibarca içeri girmeye çalıştı. Tam adımını atarken kendisine bir bakar mısınız rica etsem diyen arkadaşıma bakamam, müşterim var, çık dedi. Biz şok. Bir şekilde kendisini ifade etmeye çalışan arkadaşlarım içeri girdi ve ayakkabıyı zaten kendilerine almadıklarını, ürünün basketbolculara hediye edileceğini, işleri için buraya geldiklerini aktardılar. Almak istediğiniz markanın CEO’su gelse de kalkıp gelecek, kendisi alacak cümlesine ek olarak aldıkları cevap şu: BİZ BU AYAKKABIYI GİYECEĞİNE İNANDIĞIMIZ İNSANLARA SATIYORUZ. Pardon!! Neye göre bu inancınız oluşuyor? Siz kimsiniz? Genç çocukları diğer genç arkadaşlarının yanında sosyal sınıf farklılığına dayanarak ALENEN nasıl aşağılayabilirsiniz? Bu cüretin nereden geliyor? Paradan mı? İnsanların ayakkabıyı alıp, alamayacağı kanaatine üzerine giydiklerine bakarak nasıl karar verebiliyorsunuz? Yahu bu gençler bu ayakkabıyı alabilmek için para biriktirmiş olamaz mı? Michael Jordan bu ayakkabıyı sadece belli bir sosyal sınıf giyebilir diyerek mi üretti? Sen Türkiye gibi bir memlekette bu bakış açısı ve satış politikasıyla nasıl var olabiliyorsun.

Sonuç olarak biz de ayakkabıları alamadan mağazadan ayrılmak durumunda kaldık ancak bu durum beni derinden üzdü. Sosyal medya ve dijital platformlarda baktım bu mağaza ile ilgili herhangi bir yorum yok. Ancak çevremizde tanıyanlardan soruşturduk. Kişilerden evet o adamın tarzı o herkese karşı böyle kendisiyle muhatap olunmaz görüşlerini aldık. Madem öyle neden kimse buna ses çıkarmamış veya adamın yüzüne bunları söylememiş onu da anlayamadım. Ben birebir şahit olduğum bu olayı burada paylaşmak istedim. Markayı yazıya taşımadım ancak bana karaarslan.meltem@gmail.com adresinden yazan herkesle paylaşabilirim.

Sonuç olarak her kim olursan ol, insanların doğuştan sahip oldukları insan onuru ve eşitlik ilkelerini yok sayamazsın. Bu satış politikasını benimseyerek belki bir süre daha satış yapar, kendine göre başarı tanımı ne bilmiyorum ama başarılı olursun ancak yolun sonu karanlık. Ben naçizane hatırlatayım istedim.

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :