Lanet Ervah Cinleri Film Yönetmeni Teoman Gündüz ile Röportaj…

25 Mart 2017 Cumartesi 14:00
12
14
16
18

Çocukluğundan beri sinemaya olan ilgisi her geçen gün artması nedeniyle film çeken ve ilk film yönetmenliği yapan Teoman Gündüz ile filmi, sinema sektörünün dünü, bugünü ve yarını üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Beğeniyle okuyacağınızı umuyoruz. İyi okumalar.

Kendinizden kısaca bahseder misiniz?

Fizyoterapist olarak mesleğimi sürdürüyorum. İzmir'de yaşıyorum. Yaklaşık 10 yıl önce hobi olarak kısa filmler ile başladım.2014 yapımı uzun metraj sinema filmi Mutlak Adalet filminde yapım ortağı olarak görev aldım.2016 yılında ilk uzun metrajlı sinema filmimi çektim.

Sinemaya olan tutkunuzu anlatır mısınız?

Küçük yaşlarda izleyici olarak başladığım sinema tutkum zamanla filmleri eleştirmeye dönüştü. Filmleri ben çeksem nasıl çekerim diye kendime sorular sorarak izlemeye başladım. Bununla ilgili kitaplar, yayınlar almaya ve araştırma yapmaya başladım. Hobi olarak kendi çevremdeki imkânlarla kısa filmler çekmeye başladım. Film yönetmenliğine karşı büyük bir merakım oluştu. Ancak bununla ilgili Türkiye'de sinema eğitimi almayı ve bunu bir meslek edinmeyi hiç düşünmedim. Aslında şunu görüyorumki sinema çektikçe, set soluğu aldıkça, bilgisayarda kurgu yaptıkça gelişen bir olgu. Ancak bu konuda ilerde yurtdışında eğitim almayı planlıyorum.

Bu filmden sonra başka filmler gelecek mi?

Elbette. Eğer bir yönetmeni, film yapma isteği dürtmüyorsa bence o işten keyif almıyordur. İmkânım olduğu müddetçe hikâyeleri perdede anlatma isteğimin hep olacağını düşünüyorum. Çünkü bu benim için bir tutku. Kafamda hep farklı işler vardır. İkinci filmde farklı bir türde de karşınıza çıkabilirim.

Bu filmi yaparken karşılaştığınız zorluklar nelerdir?

Lanet: Ervah Cinleri aslına bakarsanız bu işe inanan oyuncu ve kamera arkası ile birlikte tamamıyla bir ekip işidir. Filmimiz terkedilmiş bir köyde geçiyor. O köyde set kurmak, uzun sürede orada yaşamak, ilk filmi çeken bir yönetmen ve ilk filminde başkarakterleri canlandıran oyuncular başlı başına bir zorluktu. Film çekmek, özellikle uzun metraj bir film çekmek ülkemizde kolay bir iş değil. Ancak kurduğunuz ekip uyum içersinde çalışıyorsa tüm engelleri aşabiliyorsunuz.

Kafanızdaki filmler içerik olarak nasıl olmalı?

Bu bir yönetmene sorulacak harika bir soru. Ben sinemada zıtlıkları, sorunlu karakterleri, psikanalizleri ters köşeye yatıran filmleri severim. Bana göre yapılan iş çarpıcı hatta sarsıcıysa başarılıdır. İyi yönetmenlere baktığınızda filmlerinin özgünlüklerini görürsünüz. Umarım Türkiye koşullarında bu filmleri çekebileceğimiz ortamlar ve imkânlar olabilir. Hem ülkenin bürokrasisi, siyasi yapısı ile birlikte izleyicinin istekleri bu tarz filmleri besleyeceği bir ortam sunduğunda biz de başarabiliriz.

Sinema topluma ne vermeli?

Tek kelimeyle farkındalık yaratmalı. Sinema o kadar güçlüdür ki algıyı yönetir, kültürleri tanıtır, kişiyi eğitir, besler ve farkında toplumlar yaratır. Sinemayı eğlence gördüğümüz kadar onun gücünü farkettiğimizde perdede ve raflarda daha iyi filmlerle çıkacağız izleyici karşısında.

Sinema sektörü çok bütçeli bir sektör film tutmazsa gibi endişeleriniz var mı?

Biz sinema adına çok naif bir bütçeyle filmimizi bu noktaya taşıdık. Bir süre önce Dsmart'a digital yayın haklarını verdik. Büyüğü küçüğü her film için ticari kaygı hep olmuştur ve olacaktır. Elbette sinema bir eğlence olarak görülebilir ancak bu hep izleyici beklentisi ve sanat kavramlarını karşılaştıracaktır. Bana kalırsa sanat kaygısı içersinde izleyicinin beklentilerini değiştirecek işler sinemada yeni bir soluk getirebilir. Böylece izleyici profili de değişebilir.

  Filmin içeriğinde özet verebilir misiniz?

ilk sinema filmimde ilgiyle izlenen bir tür olan korku gerilim tarzıyla bir giriş yapmak istedim. Korku türünde en çok ilgimi çeken el kamerası tarzını kullandım. Doğal oyunculuklar ve coğrafi atmosferi ile gerçekliği zorlamak istedim. Filmimizde, terkedilmiş bir köy ve çeşitli söylentileri merak eden bir grup gencin başına gelen korkunç olayları işledik. Aslında gerilim dolu bir yol hikâyesine de dönüştü filmimiz. Umarım izleyiciden güzel bir geri dönüş alırız.

Sinemamı, Fizyoterapistlik mi ağır basıyor?

Zor bir soru. Çünkü bir fizyoterapist olarak mesleğimi severek yapıyorum. İnsanlara herhangi bir rahatsızlıkta şifa bulmasına yardımcı oluyorsanız sizden mutlusu yoktur. Ancak sinema çok ayrı bir yerde. Sizin oluşturduğunuz bir dünya ile insanları etkilemek, üzüntüyü, mutluluğu, umudu yaşatmak gülmek ağlatmak ve hatta korkutmak bana keyif veriyor. Hakkınızda konuşuluyor olmasından keyif almayacak insan yoktur.

Türk sinema sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu aslına bakılırsa üzerine çok fazla konuşulması gereken bir konu. Sinemalar alışveriş merkezlerinde bir eğlence aracı olmakta. Seyirci giderek tahammülsüzleşiyor. Yapımcı dağıtımcı ve salon sahipleri arasında sorunlu bir ilişki var.Bir tekelleşmeden de bahsedebiliriz.Dünyada festivalleri dolaşan başyapıt olabilecek filmlerimiz bazen salonlarda yer bulamıyor.Bu gerçekten sinemacıyı yaptığı işe karşı yabancılaştırabilecek bir durum.

Dünya sinema sektöründe Türkiye sinemasının yeri size göre nasıl?

Aslında Dünya sinemasında Türk sinemasına karşı bir önyargı olmasına karşın bizler de açıkçası uluslararası çapta etkiliyici filmler ortaya koyamadık. Fransız, İtalyan, İran, Hindistan, Meksika sineması kendine ait bir akım ve üslup yaratmışken biz kendi coğrafyamıza hitap ettik. Bu aslında iyi bir sanat anlayışımızın olmayışından da gelebilir. Ancak son yıllarda bazı başarılı işler de oldu. Geçmişte sadece Yılmaz Güney örneğimiz varken son zamanlarda Nuri Bilge Ceylan Fatih Akın Semih Kaplanoğlu ve Emin Alper gibi dünyada da filmleri merakla beklenen yönetmenlerimiz var. İstenilen düzeye gelmesi için sanat anlayışımızın, teknolojik imkânlarımızın gelişmesi, pazarlama sıkıntılarımızın aşılması ve özgün senaryolarımızın ortaya çıkması gerekmektedir.

Beğendiğiniz yerli ve yabancı yönetmenler kimlerdir?

Usta yönetmenleri seviyorum. Hitchcock, Kubrick, Tarantino, Almodovar, Amenebar, Shyamalan ,  Nolan, Farhadi  ilk aklıma gelenler.Aslında bu yönetmenlerin ortak özellikleri farklı türlerde öncü olmalarının yanında başarılı ve çarpıcı filmler yapmış olması.Bizden,tabiki Nuri Bilge Ceylanın filmlerinin bir derdinin olmasının yanında görsel sunumunu etkiliyici. Onur Ünlü'nün özgün işleri, Emin Alper'in anlatımını ve Tolga Karaçelik'in psikanilizlerini beğeniyorum. İlk aklıma gelenleri söyledim.Korku türünde Dünya'da James Wan Hideo Nakata Türkiye'de   Alper Mestci'yi beğeniyorum.

Beğendiğiniz oyuncular yerli ve yabancı?

Her rolün üstesinden gelen ve zaman zaman bizleri şaşırtan oyuncuları seviyorum. Çok fazla var.İlk aklıma gelenler Jack Nicholson, Jake Gyllenhaal,Christian Bale,Penelope Cruz,Natalie Portman .Bizden Erkan Can ,Haluk Bilginer,Tuba Büyüküstün,İlker Aksum,Halit Ergenç,Mehmet Özgür,Ercan Kesal ve sayamadığım çok oyuncu var.

Hangi oyuncuklarla çalışmak istersiniz?

Yazacağım hikâyeye en yakışan kimse onunla çalışmak isterim. Tabiki beğendiklerim arasında çalışmak istediklerim var. Ancak dediğim gibi hikâyeme yakışan ve hiç kimsenin tanımadığı bir oyuncuya imkân vermek daha çok hoşuma gider.

Kendinize örnek aldığınız yönetmenler kimlerdir?

Her yönetmenin bir üslubu ve bir anlatımı vardır. Bu açıdan özgün işler yapan cesaretli, öncü her yönetmeni örnek alabilirim. Onlardan öğreneceğimiz çok şey var.

 


  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :



+ Benzer Haberler
» Türkiye serbest dalış rekortmeni Şahika Ercümen: "Suyu gördğüm an gülme hissim uyanıyor"
» Rekorlarla dolu serüven; İpek Soylu
» Kanada Büyükelçisi Chris Cooter
» "Seneye çocuk düşünüyoruz"
» Yeşilçam’ın yakışıklı jönü Ediz Hun
» Güzelliğiyle büyüleyen Açalya Samyeli Danoğlu: Podyumda yürümek beni mutlu etmedi...
» ‘Hayat Şarkısı’nın Süheyla’sı Seray Gözler ile Röportaj…
» Aylin Saraçoğlu; Yazmak benim için bir tutku…
» Yazar Ayten Turan ile Röportaj…
» Şampiyon Alptekin Işıkalp ile Röportaj…
» Babalar günü :Ömer Faruk Başaran ile Röportaj...
» Uluslararası Alanda Kalıcı Makyaj’da Türkiye’yi Temsil Eden Jenya Denizeri ile Röportaj…
» Dönüşüm ustası Mari Camgöz Pektezol ile Röportaj…
» İstanbul Devlet Tiyatrosu Sanatçısı Özlem Güveli ile Röportaj…
» Birleşik Krallık Büyükelçisi Richard Moore ve Eşi Maggie Moore
» Girişimci Demet Kütükçü Safçı örnek markalaşma sürecini anlattı
» Dilek Birgen: Anne çocuk aşkı her şeyin üstünde!
» Habertürk Programının Yapımcısı ve Sunucusu Oylum Talu ile Röportaj…
» Atlarla Koçluğun Öncü İsmi Sevgi Şaybaşılı ile Röportaj…
» Yazar, Sunucu, Üretken Bir Kadın Tuğba Ünal ile Röportaj…
» Başarının kadın ya da erkek yüzü yoktur, çok çalışma ve cesaret yüzü vardır!
» Asil, zarif ve büyüleyici güzelliğiyle Aslışah Alkoçlar
» Şarkıcı Cüneyt Tek “Sitemli Bir Aşk ”la geliyor…
» Buz üstünde estetik spor
» Cumbalı Steakhouse’den farklı tatlar