Kent ve Müzik

19 Eylül 2018 Çarşamba 09:00
12
14
16
18

fizy İstanbul Müzik Haftası; Atlantis Yapım, Zorlu Performans Sanatları Merkezi ve SM Production Group organizasyonuyla, fizy ana sponsorluğunda başladı. Festivalin ilk günü; MediaCat sponsorluğunda, katılımın ücretsiz olarak gerçekleştiği “Kent ve Müzik” temalı paneller ile açılış konseri olan MFÖ performansıyla sona erdi. 23 Eylül 2018’e kadar devam edecek fizy İstanbul Müzik Haftası; paneller, konserler ve imza günlerine ev sahipliği yapacak.

Türkiye’nin ilk popüler kültür festivali olarak hayata geçirilen fizy İstanbul Müzik Haftası, Zorlu PSM Sky Lounge’da “Kent ve Müzik” başlığında gerçekleşen panellerle başladı.

Yüzyüze “aşk”tan, izlenme aşkına…

“Folktan Popüler ve Kitle Kültürüne: Türkiye’de Müziğin Değişimi ve Süreklilikler” başlıklı oturum, Prof. Dr. Ali Tayfun Atay’ın sunumuyla gerçekleşti. Sosyal antropoloji konusunda çalışan Atay, oturumunu dinletiler eşliğinde tamamladı. Yüzyıllar boyunca devam etmiş her şeyi kendi içinde üreten folk dünyanın, sanayileşme ve şehirleşme ile pop’a dönüştüğünü anlatan sunumuyla Atay, aslında folk ve pop’un aynı anlamı taşıdığını, ikisinin de halkı işaret ettiğini ve kapsadığını, sadece bahsi geçen halkların ifade ettikleri kimliklerin dönüştüğünü tarih içinde popüler kültürü mercek altına alarak açıkladı. “Folk’un sahip olduğu aşık geleneği, pop kültüründe farklı mecralarda özneleşiyor. Günümüze geldiğimizde ekran artık hayatın öznesi, eğlendirici kimse özne de odur” diyerek Halk Edebiyatından itibaren dinleyicilerle paylaştığı incelemelerini; ilk popstar olarak adlandırdığı Erol Büyükburç, Osmanlı klasik müziğinin duyguların döneme uygun olan haliyle yorumlandığı Türk Sanat Müziği ‘nden doğan güneş Zeki Müren, 70’lerin dolu kentinde kendini yalnız hisseden insanını anlatan tarafta Orhan Gencebay ve arabeskin kendini baskın gördüğü zamanlara gelindiğinde beliren sima İbrahim Tatlıses’e ve son olarak özel televizyonun hayatımıza girmesiyle bu öznelerin müzik yarışmalarında farklı kimlikler üzerinde ve en çok da Acun Ilıcalı’da vücut bulmuş haline değinerek kültürün süreklilik içinde değiştiğini açıkladı.

Caz: Popüler kültürün satılabilir cakası

fizy İstanbul Müzik Haftası’nın ikinci oturumu olan “Şehirde Caz”, Jazz Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Zuhal Focan moderatörlüğünde, ülkemizin caz duayenlerinin katılımıyla tamamlandı. Oldukça ilgi çeken bu oturumda Zorlu PSM Genel Müdürü Murat Abbas’ın ve İKSV İstanbul Caz Festivali Direktörü Harun İzer’in Türkiye’de yapılan caz festivalleri üzerinden yaptıkları paylaşımlar yer aldı. Oturumda Montreux Caz Festivali’nden alınan ilhamla, farklı türlerin caz çatısı altında buluştuğu Zorlu PSM Caz Festivali; tüm şehre yayılan ve şehirli insanları farklı lokasyonlara taşıyan İstanbul Caz Festivali dışında son dönemlerde yapılan lokal ve butik festivaller de değerlendirilerek sadece müziği değil deneyimi de ortaya koyan festival kavramının yaygınlaştığına değinildi. Birçok farklı şapkaya sahip, sanat eleştirmeni Ali Şimşek 91 yılıyla birlikte oluşan yeni orta sınıf beyaz yakanın, cazı kültürel sermaye olarak görmesiyle cazın popüler kültür içinde ‘havalı olma’yı sağladığına konuşmasında yer verdi. Caz müzisyeni Önder Focan, cazın Türkiye’de elit bir imaja sahip olduğunu belirterek cazı eğlence ve 40’lardan itibaren konser salonları ile kulüplerde dinlenen maceracı bir müzik olan haliyle iki başlığa ayrıldığını katılımcılara açıkladı. Müzisyen kimlikleriyle caz sanatçılarının her zaman daha iyiyi yaratmak çabasıyla hareket eden insanlar olduklarını söyleyen Önder Focan, ülkemizde yerli caz sanatçılarının genellikle konsept konserlerde uluslararası caz gruplarının programlarını zenginleştirme veya otel lobilerinde müzik yapma kimlikleriyle görüldüklerini açıkladı. Öte yandan eğitimli insanların sığınacak bir konsepte ihtiyaç duyduklarını gözlemlediğini ve bu müziği tüketen ve genellikle ‘beyaz yaka’ olarak adlandırılan kişilerin bu müziği üretenlerle mutlu hissetme eğilimininin olduğunu da vurguladı. Moderatör Zuhal Focan Zorlu PSM’nin İstanbul sahnesinde yer almaya başlamasıyla şehrin kültür haritasının değişmesini; birçok kültür ve eğlence mekanının kapanmış olmasına rağmen Beyoğlu’na nefes vermeye devam eden birkaç mekanın yanında Zorlu PSM gibi sahnelerle bu haritada önemli değerler de yaratıldığından bahsetti. Garanti Bankası Kurumsal Sponsorluk Müdürü Ali Baras, Garanti Bankası’nın festival sponsorlukları ve Garanti Caz Yeşili başlığında gerçekleşen çeşitli konserlerle kent müziğinin devam etmesi ve yayılması için sponsorların sanat sahnesinde yer almalarının önemini vurguladı. Konuşmacılar tarafından cazın bu topraklara Avrupa’yla eş zamanlı gelmesinin altı çizilerek; cazın farklı tatlarla bu janr’ya yabancı insanlara açılabileceği, yerel sanatçıları ve lokal mekanları destekleyerek şehirde cazı geliştirmenin mümkün olduğu kanısıyla oturum sonlandırıldı.

Erkek egemenliğinden kadın varlığına dönüşen kümeler…

Zorlu PSM Genel Müdürü Murat Abbas’ın moderatör olarak yer aldığı “Kentin Elektronik Yüzü” oturumu, İstanbul elektronik müzik sahnesinin önemli aktörleriyle birlikte yapıldı. Bu aktörlerden şehirde uzun yıllardır müziğin nabzını tutan Murat Uncuoğlu, katılımcılara DJ’lik kariyerlerinin ‘iyi müzik biriktirmek hastalığı’ ile başladığı plak koleksiyonculuğuyla şekillendiğini, ardından prodüksiyon işleriyle kariyerinin şekillendiğini anlattı. Lise hayatında plak toplayarak ve haftada üç kez kulüplerde farklı setler dinleyerek müzik tutkusunun şekillendiğini açıklayan Jeton Records kurucusu Ferhat Albayrak, oturumda radyoculuğun düzenli setler yapmak konusunda insanı disipline sokmasının önemini aktardı. Moderatör Murat Abbas, Dj’liğin erkekler dünyası halinde bir dönüşümün olduğunu belirterek sözü Grafin adıyla performans sergileyen İrem Özdoğan’a bıraktı. İrem Özdoğan, “Rock ve metal müzik geçmişim var. Sektörel sebeplerle bu konuda üretmek beni yeterince motive etmeyince trip hop ve elektronik müzik hayatıma girdi. Burada da sahnede olmak; şarkı söylemeyi seviyordum, DJ olarak sahnede olmanın eksikliğini hissetmiyorum.” dedi. Oturum içinde irdelenen ‘DJ, sanatçı mıdır?’ başlığı, şu an bu işi icra etmenin gelişen dünyayla daha kolay hale geldiği, ancak DJ’liğin içinde hikaye anlatıcılığı, çalan setlerin içinde ahengin vazgeçilmez unsur olarak yer aldığı ve bunu da ancak DJ’in sanatçı kimliğinin karşıladığı yorumlarıyla cevaplandı. Oturum boyunca farklı konuların masaya yatırılması esnasında 130 BPM üzerindeki ritmlerde dans pistinde kadınların azaldığı, son senelerde sadece DJ’lik yaparak müzik sahnesinde güçlü çıkış yakalayan bir isim olmadığı gibi ilgi çekici çıkarımlar dinleyicilerle paylaşıldı.

 

Sosyolojinin kültürü Hip Hop

“Yaşama Müzikle Tutunanlar: Hip Hop Gençliği” oturumu farklı kuşaklardan hip hop sanatçılarının dışında, farklı başlıklarla hip hop’a dokunan isimleri ağırladı. Gazeteci Müjde Yazıcı Ergin’in moderatör olduğu oturum, sosyal demokrat bir aileden gelen MC Patron ve Sulukule’de kentsel dönüşümün tüm zorluklarını yaşamış Tahribad-ı İsyan grubunun katılımıyla farklı kimlikler üzerinden Hip Hop müziğinin yaratım aşamalarını katılımcılara anlattı. Türkiye’nin ilk Hip Hop radyosu olan Flow Radyo Kurucusu Emced Hammaş, Hip Hop’ın arkasındaki tarih ve felsefeyi anlatmak adına yayıncılık hayatına başladığını belirterek, Hip Hop’ın aslında kötü şartlar altındaki gençleri halka kazandırmak için kullanılabilecek bir araç olduğunubelirtti. Hip Hop kültürünün değinildiği iki belgeselin yönetmenliğini yapmış Sezer Ağgez, Hip Hop’ın son dönemdeki yükselişini vurguladı ve “Belgeseli yaparken bu kültürün böylesine patlayacağını beklemiyordum. Kendi gönül borcumu ödemek için bunu yaptım. Oysa şimdi yaptığım son belgesel TRT tarafından desteğe layık görüldü” diyerek zaman içinde yaşanılan değişimi gözler önüne serdi. Şehir antropoloğu Aysim Türkmen, yönetmeni olduğu Çekmeköy Underground filminden görüntüleri katılımcılarla paylaşarak‘müzik filmi’ denilebilecek filme çalışırken yaptığı gözlemleri “Türkiye’de rap yapanlar ve üretenler tarafından bence daha orta sınıf; underground olan arabesk rap.” çıkarımıyla açıkladı. Hip Hop’ın çok kapsamlı bir kültür olmasının yanında sosyal, politik ve ekonomik bir konu olduğu sonuçlarıyla oturum tamamlandı.

21 Eylül 2018 tarihine kadar ücretsiz olarak gerçekleşecek fizy İstanbul Müzik Haftası panelleri, “Teknoloji ve Müzik”, “Dünya ve Müzik” ve “Endüstri ve Müzik” temaları altında ufuk açmaya ve ilham vermeye devam edecek.

 


  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :



+ Benzer Haberler
» En uzun gecede "arabalı sinema" keyfi
» Karsu, Güneşin Kadınları Serisi ile Babylon’da!
» Şehir Tiyatroları’nda bu hafta
» “İntiharın Genel Provası”
» İntizar sessizliğini bozuyor
» Nazan Kesal ters köşe yapacak
» Candan çıplak ayakla sahnenin tozunu attırdı
» Dostluk için yarışan filmler ödüllerini aldı
» "Yılın filmi şampiyon’un oyuncularına büyük ilgi"
» “Nordik Besteciler” Konseri ile Kuzey Rüzgarları Esti!
» “Esaretin Bedeli” Soluksuz izlendi
» “Dostluk Kısa Film Festivali”nde “Kısa Filmden Uzun Dostluklara” Paneli Geçekleşti!
» Linet 5 dilde ’İsyan’ etti
» Koray Avcı Selda Bağcan’ı doğum gününde andı
» Giovanni Perin 16 Aralık’ta İzmir’de…
» Ankara’da Candan Erçetin rüzgarı
» Aynur Aydın rüya takımıyla bir arada
» Ressam Eda Baran’dan ’İçimdeki kadınlar’
» Yıldız Tilbe ’Çatkapı’
» Kadınları sevmeyen kadınlardan değilim
» “Esaretin Bedeli” Türkiye promiyeri 15 Aralık’ta
» Sağlıklı gözler için basit ipuçları
» Mabel Matiz Viyana’yı fethetti
» 16. İstanbul Bienali’nin Başlığı Açıklandı: Yedinci Kıta
» Tatlı Kaçık