Kanada Büyükelçisi Chris Cooter

20 Temmuz 2017 Perşembe 14:00
12
14
16
18

Dilara Ertürk Röportaj

Bu ayki röportajımız için, Türk kökenli vatandaşlarından öğrencilere, ticaretten enstitüler arası dayanışmaya kadar, ülkesiyle içinde bulunduğumuz tüm dış ilişkilere titiz ve çözüm getirici yaklaşımıyla Kanada Büyükelçisi Chris Cooter ve zarif eşi Karen Blumenschein’in konuğuyuz…

Kanada Büyükelçilik Rezidansı’na röportaj için kapalı ama ılık bir Haziran gününde gittiğimde, yaklaşan Kanada Milli Günü için rezidansın geniş ve güzel bahçesi yeniden düzenleniyordu. Dikilecek yeni çiçekler ve ağaçlar için bahçede yer yer kazılmış çukurlardan yayılan mis gibi toprak kokusu, Haziran’ın ılık ilk yaz kokusuna karışıyordu. Asistanı Simin Taylaner ile gelen Büyükelçi Chris Cooter’a, daha sonra üst katın merdivenlerinden inen zarif eşi Karen Blumenschein katıldı ve güzelliği ve şıklığıyla röportaj öncesi çektiğimiz fotoğraflara harika bir görselik kattı. Daha sonra bir etkinlikte de bir araya geldiğim Karen Blumenschein, son derece sıcakkanlı ve yapıcı bir yaşam enerjisine sahip. O günkü sohbetimiz esnasında, kendisinin, yaşanan olumsuzluklardan bile olumlu mesajlar çıkarıp hayata pozitif bir bakış açısıyla yaklaşabilen, güzel kalpli bir insan olduğunu anladım. Nazik ve misafirperver çiftle tanışmamızın ardından Türk kahvesi eşliğinde keyifle sohbet etme fırsatı buldum. Büyükelçilik röportajlarının başlangıç noktasından o güne kadar yaptığım röportajlar hakkında konuşurken, ben de bu çalışmanın geçen zaman içinde ne kadar evrildiğini fark ettim. Rezidansın içi kadar verandanın da güzelliğinden etkilenerek orada da çektiğimiz fotoğrafların ardından, Büyükelçi Chris Cooter sorularımı cevaplamaya başladı.

Türkiye’de ne zaman göreve başladınız? Buraya gelmeden önceki son göreviniz neydi?

Ağustos 2016’da Ankara’da göreve başladım. Daha önceki üç yıl Ottowa’da personelden sorumlu olarak  görev yapmıştım. Onun öncesinde de Nijerya’daki ekibin başında üç yıl boyunca görevliydim.

Türkiye Büyükelçisi olmanızın yanı sıra başka hangi ülkelerin Büyükelçisi olarak görev yapıyorsunuz? Bu durum yoğunluğunuzu nasıl etkiliyor?

Büyükelçi olarak Türkiye dışında üç ülkeden daha sorumluyum. Bu ülkeler Türkmenistan, Azerbaycan ve Gürcistan. Bunlar da benim oldukça zamanımı alan görevler ama tabii ki Türkiye dikkatimin çoğunu üzerinde yoğunlaştırdığım ülke. Diğer ülkelere de birkaç ayda bir kez gitmeye çalışıyorum ama Türkiye asıl odaklandığım ülkedir.

Bize Kanada’nın tanıtımı için verdiğiniz destekten bahseder misiniz? Girişim Destek Fonu nedir?

Türkiye’deki projelere desteğimizi artırma gibi bir düşüncemiz vardı. Bunların içinde en önemlisi, “Girişimler İçin Kanada Fonu” projesiydi. Geçen sene projeler için yaklaşık 300.000 Kanada Doları harcadık. Sanırım o dönemde on bir proje vardı. Bunlar değişik konuları içeren birbirinden farklı projelerdi ve bazıları Gürcistan gibi diğer ülkeleri de içeriyordu. Kadın hakları, cinsiyet eşitliği ve medya gibi başlıklar altında projeler yapıldı. Yerel sivil toplum örgütlerinin ve bunlardan oluşan grupların çabalarını da desteklemeye çalıştık.

Kanada’da her yıl yüksek öğrenim görmek isteyen çok sayıda Türk öğrenci oluyor. Bu konudaki yaklaşımınız nedir?

Biz her zaman Kanada’da Türk öğrencilere sıcak bakarız. Şu anda da 1.800 ve 2.000 arasında Türk öğrenci bulunuyor. Bu sayı bizim 350.000 gibi bir yabancı öğrenci sayımızın küçük bir kısmını oluşturuyor ki bu toplama bakarsak 36 milyonluk nüfusumuzla nasıl uyumlu oldukları konusunda bir fikir veriyor. Gerçekten oldukça büyük bir öğrenci sayısı ve biz bu sayının lise, kolej ve üniversite düzeyinde daha çok Kanada’ya gelen Türk öğrenciyle artmasını isteriz. Bu düşüncede olanları cesaretlendirmek için İstanbul’da yapılan bir eğitim fuarını yeni bitirdik. Kanada’daki eğitim kurumlarından birçok katılımcı vardı. Türk öğrencilerden ve ailelerinden de fuara büyük bir ilgi oldu. İnsanların Kanada’da neye sahip olduğumuz ve ne sunduğumuzla ilgili daha çok bilgi sahibi olması için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Kanada’da eğitim ekonomik olarak karşılanabilir, kalitesi yüksek bir eğitimdir ve çevre öğrenciyi sıcak karşılar. Kanada çeşitlilik içeren bir ülke olduğu için diğer ülkelerden ülkemize gelen insanları severiz. Dileğimiz daha çok Türk’ün Kanada hakkında daha çok bilgi sahibi olması ve daha çok öğrenciyi ülkemizde eğitim almak için başvurmaya cesaretlendirmek. Biz kesinlikle elçilik olarak buradan giden öğrencilerin işlerini kolaylaştırmak için elimizden geleni yapıyoruz. Ayrıca Türkiye’ye de özellikle üniversitelerinize daha çok Kanadalı’nın gelmesini istiyoruz. Birçok üniversitenizin bizim üniversitelerimizle anlaşmaları vardır. Türkiye, Türkçe araştırmacıları için en önemli üçüncü yerdir. Kanada ve Türkiye’deki enstitüler arasında daha çok bağ görmeyi isteriz. Sadece öğrencilerin değil, karşılıklı ülkelerimizi iyi tanıyan insanların artması her iki ülkenin de yararına olur. Karşılıklı iş yapılabilecek alanların yaratılması, enstitüler arası bağlar ve eğitim alanındaki yardımlaşma, ilişkilerin tümünün destekleyici olması açısından önemlidir.

Kanada çok göç alan bir ülke. Kanada’yı göç etmek için bu kadar cazip kılan özellikleri nelerdir?

Bence insanlar Kanada’ya çesitli nedenlerden ötürü göç ediyor. Başbakanın söylediği gibi Kanada göçe açık bir ülke. Ayrıca iş, turizm ve çeşitli sebeplerden ötürü ziyaretçilere de açık bir ülke. Kanada’ya göç etmesini istediğimiz insan sayısı için oldukça yüksek bir hedefimiz var. Bir yıl için üç yüz bin kadar kişiden bahsediyoruz ki bu da her sene toplam nüfusun yüzde biri demek oluyor. Önümüzdeki sene mültecilerin büyük bir kısmını almayı umuyoruz. Geçen sene çoğu Orta Doğu ülkesinden,özellikle Suriye’den gelenlerle 40.000’in üzerinde mülteciyi kabul ettik. Önümüzdeki yıllarda bu sayının da üzerine çıkmayı düşünüyoruz. Bu sene 25.000 mülteciyi Kanada’ya kabul etmeyi hedefliyoruz. Daha önce de belirttiğim gibi yaklaşık 350.000 gibi, şu anda eğitim alan çok sayıda da yabancı öğrencimiz var. Son yıllarda her sene için yaklaşık 125.000 öğrenciyi daha Kanada’ya kabul etmeyi düşünüyoruz. İnsanları Kanada’ya çeken sebeplerin başında, makul ücretlerle eğitim imkanı, güvenlik ve hoşgörü içeren yaşam şartları, 5 milyon nüfuslu Toronto gibi şehirlerde yaşayanların yarıdan fazlası başka ülkelerde doğmuş nüfusu gelir. Gelenler bu şehirde bir şekilde çevreyi tanıdık buluyorlar. Örneğin, Kanada’ya gelen Türkler, Toronto’da yaşayan Türk toplumu sayesinde Kanada ulusuyla kaynaşma fırsatı buluyor ve kalıcı olarak buraya yerleşerek vatandaş olmakta zorluk çekmiyor. Ayrıca diaspora da Kanada’da çok önemli bir faktör. Telefon rehberindeki 140 farklı dil size çeşitlilik konusunda bir fikir verebilir. Bunun yanı sıra Kanada hükümeti olarak verdiğimiz mesaj gayet açıktır; ticaret, göç ve diasporayla gelen aile bağları konusundaki tavrımız her zaman destekleyici niteliktedir. Bu sebeple Kanada, dünyanın her tarafındaki insanlar için cazip bir ülkedir. Türkiye’nin bazı bölgelerinden, özellikle Orta Doğu ve Avrupa’dan gelen vatandaşlarımızın sayısı artıyor. Örneğin, öğrencilerde geçen sene gelenlerin oranı daha öncekilere göre yüzde beş arttı. Net bir rakam olarak bir yılda 15-20 bin arasında bir öğrenci artışı oldu. Tahminimiz bu artışın devam edeceği yönünde. Göçlere, yeni fikirlere, göçmenlerin, öğrencilerin ve ziyaretçilerin Kanada’ya getirdiği yeniliklere her zaman ihtiyacımız var. Ekonomi için, demokrasinin işlevi için Trudeau hükümetinin dayanağı, dışarıdan gelecek yenilikçi fikirlere açık olmasıdır.

Eğitim ve kadın hakları Kanada için hassas olan konuların başında geliyor. Türkiye’de bu konularla ilgili desteklediğiniz projeler hangileri?

Önce kadın ve erkek eşitliğiyle başlamak isterim. Kanada’da cinsel seçim ve cinsiyete dayalı ayrımcılığın yanlış olduğuna inanıyoruz. Anayasamız bu tür ayrımcılıkları yasaklayan birtakım haklar sunuyor. Ama biz de her ülke gibi bunu pratikte uygulamak için çalışıyoruz. Bu profesyonel hayatta ne anlama geliyor? Toplumda ne anlama geliyor? Trudeau hükümeti 2015 yılında ülkenin başına geldiğinde birtakım sinyaller vermişti. Mesela federal kabinenin yarısını kadınlar oluşturuyor. Yurt dışı hizmetlerimizde geçen sene büyükelçilerimizi yarı yarıya erkek ve kadın olarak atamaya çalıştık. Bu bizim için bir ilkti ve dünyadaki en yüksek oranlardan biriydi. Şu an atanmış büyükelçilerin yüzde kırkı kadın ve yüzde altmışı erkek. Yakın gelecekte tam eşitlik sağlamaya çalışacağız. Burada yaptığımız projelerle cinsiyet eşitliğine teşvik ediyoruz. Gürcistan, Ermenistan, Azerbeycan ve Türkiye’nin katıldığı kongrede kadın hakları gruplarının davet edildiği bir buluşmayı teşvik etmiştik. Bu da gerçekleştirdiğimiz bir ilkti. Bizim rolümüz, kadın gruplarını farklılık yaratacak şekilde desteklemek. Eğitim bizim için pek çok yönden önemli. Öncelikle Kanada’nın bir öğretim gücü olarak saygınlığı var. Biz İngilizce ve Fransızca konuşan bir ülkeyiz. Dolayısıyla bu iki kültürden de öğrenci çekiyoruz. Ayrıca eğitim daha büyük bir profesyonel, hatta politik bir ilişkiye geçiştir. Türkiye ve Kanada’daki asıl problem arada bir rahatsızlık olması değil, birbirimizi çok iyi tanımıyor oluşumuz. İki ülke de G20 üyesi ve büyük ekonomileri var. Eğitim de birbirimizi daha iyi tanıyabilmemiz için bir fırsat; yüzeysel bir tanımadan ziyade daha derinlemesine bir bilgi kazanbilmek için. Bunu başarmak adına da bu ülkede öğrenim görmek, yaşamak, çalışmak gerekiyor. Bu yüzden eğitimi iki ülkenin arasındaki ilişkinin önemli bir parçası olarak görüyoruz. Eğitim bağlarını kullanarak kısa vade için değil, uzun vade için ilişkiler inşa edeceğiz. Önemli olan, şu an Kanada’daki Türk öğrenci sayısı ya da Türkiye’deki Kanadalı öğrenci sayısı değil, 15-20 sene sonraki durumun nasıl olacağı... Sonuç olarak eğitim, genel ilişkimizin önemli bir sütunu. Ekonomilerimiz ve kültürel bağlarımız için de çok önemli. Biz Türkiye’yi, Türkiye de bizi o kadar iyi bilmiyor. Ama öğretim sayesinde birbirimizi tanıyabilir ve ilişkimizi daha da geliştirecek projeler üzerinde çalışabiliriz.

Başbakanınız Justin Trudeau çok başarılı olmasının yanı sıra karizmatik ve çekici kişiliğiyle de dünyada ünlü oldu. Bu konuda esprili yaklaşımlarla karşılaşıyor musunuz?

Bildiğiniz gibi Trudeau çekici bir kişi. O başbakanlığa geçmişteki işlerinde öğrendiği bir yaklaşım getiriyor. Bildiğiniz gibi onun babası da eskiden bir başbakandı. Küçük bir çocukken bile Trudeau dünyanın her tarafından gelen liderlerle tanıştırıldı ama aynı zamanda Vancouver’da bir lise öğretmeniydi -ki benim de geldiğim şehir orasıdır-. İnsanlarla iletişim kurmayı çok iyi biliyor, karşısındakinin bir kral ya da bir lise öğrencisi olması fark etmiyor. Ve insanlar buna çok iyi karşılık veriyor. Ayrıca o bir aile insanı. İlgi duyduğu alanlar bile ilgi çekiyor, boksörlük yapması mesela ya da bir dövmesinin olması… İnsanların daha önce başka başbakanlarda görmediği şeyler sergiliyor ve bu yüzden onunla daha iyi sempati kuruyorlar. Ayrıca çekici bir adam ve alımlı bir karısı var; güzel bir çift oluşturuyorlar. Halk onlara ılımlı yaklaşıyor. Asıl önemli neden onun kişiliği. Politikalarına da bakabilirsiniz, burada konuştuğumuz gibi. Ama bir kişi olarak baktığınızda bence insanlar onunla kolayca anlaşabiliyor. O herkesle iletişim kurabiliyor. Yakın geçmişte Trump ile görüştüler ve iyi bir el sıkışmaları oldu. Tabii ki kendisi Cumhurbaşkanı Erdoğan ile de görüştü. İnsanlarla ilişkileri çok iyi, onları rahatlatır. Biz büyükelçilerle de birkaç ay önce buluştu. Normal olarak ceketini çıkarıp sandalyeye asar, kollarını sıvar ve insanlarla konuşmaya başlar. Bir keresinde biri ona: “Başbakanlığı nasıl beceriyorsunuz?” diye sormuştu. Onun cevabı da: “Bilirsin, gün içinde elinden geleni yapıyorsun ve gece de uykunu almaya çalışıyorsun” oldu. Bu çoğunlukla liderlerden duyulmak istenen ama nadir olarak duyulan bir cevaptır. Dolayısıyla insanlar onun tarzına bir hayranlık duyuyor ve bu da onun karizmasının bir parçası oluyor. Onun karizması için pek çok kaynağı var ama bence en önemli olan insanlara olan yaklaşımı; samimi, kibirsiz ve herkesi dinliyor. İnsanları dinlemek ona zevk veriyor ve düşüncesini değiştirmeye ılımlı bakıyor. Dolayısıyla onun yaklaşımında bilgi alışverişi yer alıyor. Hükümetin daha uzun vadeli planları var. Tüm amaçlarını ilk bir-bir buçuk senede gerçekleştirmeyi umuyorlar. Daha uzun vadeli bakarak bir farklılık yaratmak istiyorlar ama bunu istişari bir şekilde yapacaklar. Bizim birtakım istişari süreçlerimiz var. Bu biraz vakit alacak ama şu anki hükümet böyle bir tarz edindi; tedbirli ve istişari. Kanada halkı da bunu destekliyor ve Trudeau hala oy anketlerinde popüler görünüyor. Tarzı, dünya çapında karşılanma şeklini de etkiliyor. Bütün cevaplara sahip değiliz, eminim o da bunu söylerdi. Bu sadece farklı bir yönetme şekli ve bize popüler bir lider yaratıyor.

Yaklaşan Kanada Milli Günü’nden bahseder misiniz? Ne zaman ve nasıl başladı? Kanada’da nasıl kutlanır?

Bu sene bizim için büyük bir sene. Kanada’nın konfederasyonunun 150. yılı, ki bu da 1 Temmuz 1867’de gerçekleşmişti. Bu yeni anayasanın yürürlüğe geçişinin tarihiydi. Eski İngiliz kolonileri bir araya geldiler ve dediler ki: “Biz yeni bir ülke kuracağız”. O sıralarda adı Dominion’dı. Daha bütün detaylara karar verilmemişti, çünkü tamamen yeniydi. 150 sene sonra Kanada Günü’nü kutlayışımız bir evrime uğradı. Ulusal bir tatile dönüştü ve tabii ki Kanada’da müzikle kutlanıyor. Yazın olduğu için büyük bir ulusal piknik gibi oluyor. İnsanlar genellikle dışarıda kutluyor. Bu sefer 150. sene olduğu için pek çok özel etkinlik de olucak. Konserler düzenlenecek, gençler için girişimler olacak. Özel ve çeşitli süreçler ve ödüller bu sene görülebilecek. Türkiye’de de Kanada’nın doğum gününü kutlamak için elimizden geleni yapacağız. Burada 1 Temmuz günü, resmi yerleşim yerimizde her yıl bir parti veriyoruz, bu sene İstanbul’da da yapıyoruz. 5 Temmuz’da bir Kanada Film Festivali düzenliyoruz ve başka birtakım etkinlikler de organize edeceğiz. Kanada’nın 150 yaşına bastığına dikkat çekmek istiyoruz. Bu beni Türkiye’de nasıl etkileyecek, diye düşünüyor olabilirsiniz. Vermek istediğimiz mesaj Kanada fikrinin diğer ülkelerden farklı olduğu. Farklı bir yaklaşımımız var. Bu yüzden insanlara Kanada günü aracılığıyla Kanada’nın temsil ettiği şeyleri hatırlatmak istiyoruz. Kanada çeşitli, dinamik ve büyük bir ülke, dünyanın en büyük ikinci ülkesi. Ama sadece 36 milyonluk bir nüfusumuz var. Bu yüzden bizim için çevre çok önemli. Dünyanın en büyük ikinci kara kütlesinin ve büyük bir okyanus alanının kahyalarıyız. Bu yüzden iklim değişikliği, çevre temizliği, yemeklerimizin kalitesi bizim için önemli. Birleşmiş Milletler’de barışı korumaya verdiğimiz desteğe ve ortak problemlerimiz için bulduğumuz toplu çözümlere daha fazla dikkat çekmek istiyoruz. Bu bizim bir şeyleri halletme yöntemimiz. Eğer siz de bunu faydalı bulursanız, biz sizinle bu tür konular üzerinde beraber çalışmaktan mutluluk duyarız. Kanada’da işlerin yürüyüşü bu şekilde ve biz sizinle iş yapmak istiyoruz. Kanada’nın 150. yılında vermek istediğimiz mesaj budur.

Türkiye’de tatil yapma fırsatı buldunuz mu? En çok nereleri sevdiniz? Bundan sonra nereleri görmek istiyorsunuz?

Türkiye’nin istediğim kadar kısmını görmek için yeterli vaktim olmadı henüz. Yaklaşık olarak sadece 8 aydır buradayım. Neyse ki buraya gelmeden önce Türkiye’nin bazı kısımlarını görebilmiştim. Karen’ın babasının Ölüdeniz’de kat mülkliyeti vardı ve sahilin o taraflarını görme şansımız olmuştu. Yollarında yürümüş, Patara ve Fethiye’yi görmüştük. O zamandan beri Kapadokya ve Anzaklar’ın yıllık anma töreni için gittiğimizde Gelibolu’yu gördük. Bunun dışında İzmir’i de gördük. Her zaman Türkiye’yi görmek istemiştim ve personel kısmında ben çalışıyordum. Bu benim için hayal gibi bir vazife oldu, biraz da burada ne olduğunu bildiğim için... Geldiğimde kültür zenginliği ve insanların sıcaklığını buldum. Yemekten tutun manzaraya kadar çeşitlilik gördüm. Yapmak istediğim şey sadece turistlerin gelip gördüğü yerleri gezmek değil, Türkiye’nin kalbini görmek. Yakın gelecekte Trabzon ve Rize’ye de gideceğiz. Ben burada olduğum 3-4 sene içinde Türkiye’nin her yerini görmeye ve olabildiğince çok insanıyla tanışmaya çalışacağım. Çünkü bu ülkede o kadar çok çeşitlilik var ki, burada büyükelçi olduğum için kendimi ayrıcalıklı görüyorum. Türkiye’nin farklı yerlerine yaptığım geziler ve tanıştığım insanlar aracılığıyla, bunları Kanada’da da aktarabilirim. Daha önce söylediğim gibi, Türkiye hakkında daha fazla şey öğrenmeliyiz; 80 milyon insan hakkında ve 11 bin seneden öncesine dayanan uygarlık hakkında… -ki Kanada’daki pek çok insanın bunlar hakkında yeteri kadar bilgisi olduğunu sanmıyorum- Türkiye’nin bütün unsurları büyüleyici. Dediğim gibi burada olduğum için kendimi ayrıcalıklı görüyorum ve Karen ile birlikte olabildiğinde çok yer göreceğiz. Bunu iple çekiyorum.


  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :



+ Benzer Haberler
» Sağlığınız için hep yanınızda
» Türk Modasının Uluslararası temsilcileri
» Özgen Berkol Doğan Bilimkurgu Kütüphanesi
» Ünlü Oyuncu Betül Arım’ın en büyük hayali: “Sevgi ve Sanat Çiftliği” kurmak
» Kahkaha ile kalın
» Ayşe Tolga: “Yiyecek seçimlerinde hata yapıyor olabilirsiniz”
» “Sanat Basına Yansımıyor”
» Güzel spiker canlı yayında
» Burcunuza göre eğitim ve kariyer planlamanız nasıl olmalı?
» Bass: " Türkiye’nin güçlü, demokratik ve barış içinde olması bizim de yararımızadır."
» Türkiye güzeli Açalya Samyeli Danoğlu Röportaj...
» Göç,Dram,Hüzün ve İki Yaka Yarım Aşk...
» Moda tasarımcısı Selma Çilek güzellik sırlarını anlattı
» “Ayrılan Kadınların El Kitabı”
» İsrail Büyükelçisi Eitan Naeh, Türkiye- İsrail ilişkilerini anlattı
» İdil Fırat: “Aşık olduğum adam gözlerinin içiyle gülmeli”
» HülyaNida Şahin’den kadın-erkek ilişkilerine çarpıcı bir yaklaşım “Zavallı erkekler” kimin eseri?
» Bensu Soral: “Hayvanları Sevmeyen İnsanlara Hayatımda Yer Vermiyorum”
» Ben sen’im ve sen ben’sin
» Türkiye serbest dalış rekortmeni Şahika Ercümen: "Suyu gördğüm an gülme hissim uyanıyor"
» Rekorlarla dolu serüven; İpek Soylu
» "Seneye çocuk düşünüyoruz"
» Yeşilçam’ın yakışıklı jönü Ediz Hun
» Güzelliğiyle büyüleyen Açalya Samyeli Danoğlu: Podyumda yürümek beni mutlu etmedi...
» ‘Hayat Şarkısı’nın Süheyla’sı Seray Gözler ile Röportaj…