Kadın, siyasetteki gücünü artırma hedefinde

06 Aralık 2017 Çarşamba 10:00
12
14
16
18

Dünyada kadınlara seçme ve seçilme hakkını veren ilk ülke Türkiye olmasına rağmen günümüz siyasi hayatında kadınların temsil oranı istenilen seviyelerde değil. Kadın siyasetçiler daha çok kadının bu alanda görev alması için neler yapmaları gerektiğinin ipuçlarını verdi. Kendi deneyimlerini paylaşan kadın siyasetçiler, “Egemenlik bir ulusun ise, bu ulusun yarısını oluşturan kadınlar egemenlik hakkını kullanmak için siyasette olmalı. Demokrasi için siyasette olmalı. Barış için siyasette olmalı” görüşünde birleşti. 

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası, MTSO AB Bilgi Merkezi ve Mersin Kent Konseyi işbirliği, AB Türkiye delegasyonu desteği ile 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü’nde ‘Avrupa Birliği Yolunda Kadın ve Siyaset’ konulu Panel düzenlendi. İki oturumda tamamlanan panelde erkek egemen siyasi hayat içinde kadının ayakta kalma mücadelesi ve başarıya gidecek yolda atılması gereken adımlar konuşuldu. 
Bahçeşehir Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Avrupa Takımı Üyesi Prof. Dr. Nilüfer Narlı’nın moderatörlüğünü yaptığı ilk oturumun panelistleri Türkiye’nin seçilmiş ilk Kadın Bakanı ve İlk Kadın Hükümet Sözcüsü Dr. İmren Aykut, Türkiye’nin İlk Kadın Çevre Bakanı ve İlk Kadın Turizm Bakanı Işılay Saygın ile Estonya Büyükelçisi Marin Mottus oldu.
Moderatörlüğünü Spiker Gülgün Feyman Budak’ın yaptığı ikinci oturumun konuşmacıları ise 20 ve 21. Dönem Mersin Milletvekili Ayfer Yılmaz, 50. Hükümetin Kadın Aile ve Sosyal Hizmetlerden Sorumlu Devlet Bakanı Zehra Önay Alpago ve 23. Dönem İzmir Milletvekili Dr. Şenol Bal oldu. 

Aşut: “Pozitif ayrımcılık sözü dahi bir sorun olduğunu gösteriyor”
Panelin açılış konuşmasını yapan Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aşut, öncelikle bir sonuç tespiti yaparak konuya tersinden temas etmek istediğini söyledi. 
Kadınların her hangi bir ayrımcılığa tabi tutulmadan hayatın ve toplumun içinde var olmasının, katma değer yaratmasının elzem olduğunu vurgulayan Aşut, “Bu olmadan, yani nüfusumuzun % 50’sinin gücünü kullanmadan, ne gerçek demokrasi olur, ne refah toplumu olur, ne de medeniyet” dedi. Son zamanlarda ‘Kadına pozitif ayrımcılık’ sözünün sıkça kullanıldığını hatırlatan Aşut, bu sözü dahi toplumda kadının henüz yerinin tam oturmadığının işareti olarak gösterdi. İşin kolayına kaçarak yaşanan sorunlar karşısında hemen yasalar çıkarıldığını ifade eden Aşut, “İşi kağıt üzerinde halletmeye gidiyoruz. Yasalar elbette çok önemli ama sadece yasa ile bu gelişme sağlanamaz. Yasalar tek başına çözüm olsaydı, ülkelerde yasanın içerdiği konularla ilgili suç işlenmezdi. Bizce öncelik eğitimdir” diye konuştu. Eğitimin ailede, anaokulunda, ilkokulda başlayacağını belirten, eşitliği, saygıyı sağlayacak bir eğitim verilmesi gerektiğini kaydeden Aşut, yasaların sonra geleceğini anlattı. 
Kadının değerini, hakkının ne olduğunu, önce toplumun kendisinin bilmesi gerektiğini vurgulayan Aşut sözlerini şöyle tamamladı: 
“Önce toplum kadının değerini vicdanında hissedecek. Sonra yasa ile devlet bunu güvenceye alacak ve evrenselliği yakalayacak. Evet, bu belki uzun vadeli bir çözüm. Ama büyük değerleri yaratmak için palyatif, geçici çözümler işe yaramıyor. Elbette ülkemizin özellikle son 15 yılda bu konuda aldığı mesafeyi görmemek haksızlık olur. Bu anlamda Türkiye’nin AB uyum süreci; elbette bu ve benzeri konularda bizi motive eden, işi hızlandıran, farkındalık yaratan olumlu bir süreçtir. Ama bu konu sadece AB uyumu için değil, öncelikle kendimiz için, medeniyetimiz için yapmamız gereken bir şeydir.”

Lokmanoğlu: “Kadınları, bu dünyayı paylaştığınız ortaklarınız olarak algılayın”
Açılışta söz alan Mersin Kent Konseyi Başkanı Yasmina Lokmanoğlu konuşmasına kadının çalışma hayatındaki yerine dikkat çekerek başladı. Türk kadınının 1934 yılında seçme ve seçilme hakkını kazanmasına rağmen halen Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki kadın milletvekili sayısının istenilen düzeyde olmadığına dikkat çeken Lokmanoğlu, “Yasa 1934’te çıkmasa da ilk seçilmiş kadın bakanımız 1987 yılında göreve geldi. Milletvekili sayımız istenilen seviyelerde değil” ifadelerini kullandı. 
Kadının yeterince temsil edilememesinin sebeplerine de değinen Lokmanoğlu bunda kadın tanımlanırken kullanılan, nazik, yumuşak, kibar tanımlarının önemli rol oynadığını anlattı. Bu tanımlar nedeniyle seçilme noktasında seçmenlerin oylarının daha güçlü görülen erkek adaylara yöneldiğini kaydeden Lokmanoğlu, aynı zamanda partilerin kadın aday gösterirken medyatik olmasına özen göstermesinin de kadın milletvekili sayılarını aşağı çektiğini anlattı. 
Bu noktada kadınlara da erkeklere de önemli görevler düştüğünü vurgulayan Lokmanoğlu, kadınlara, “Birbirimize güvenelim, birlikte çalışalım ve gücümüzü katlayalım” çağrısı yaparken erkeklere, “Kadınları, bu dünyayı paylaştığınız ortaklarınız olarak algılayın. Bizim güçlü olduğumuzu biliyorsunuz. Böyle yaparsak gelecek nesillere daha güçlü bir dünya bırakmış olacağız” diye seslendi.

Berger: “Bir hakkın verilmesi yetmez, benimsenmesi de önemli”
AB Türkiye Delegasyon Başkanı Büyükelçi Christian  Berger ise açılıştaki konuşmasına Batılı ülkeler içinde seçme ve seçilme hakkını kadına veren ilk ülkenin Türkiye olduğunu hatırlatarak başladı.
Kendi ülkesine seçme ve seçilme hakkının 1. Dünya Savaşı sonrasında gelmesine rağmen uzun yıllar anneannesinin oy kullanmadığını anlatan Berger, “Bir hakkın verilmiş olması yeterli değil, kadınların bunu kabul edip uygulaması da sağlanmalı. Yani bu hak benimsenmeli. Aynı şekilde erkeğe de bu hakların kadına verildiği benimsetilmeli. Bunun için de çaba gösterilmeli” dedi.
Kadınların siyasetteki temsil oranlarını yeterli bulmadıklarını da anlatan Berger, “BM Güvenlik Konseyi çıktığında dünya çapında kadın milletvekili ortalaması yüzde 13,9’du. Avrupa’da bu oran yüzde 16 civarındaydı. Günümüzde biraz iyileşme var ama istenilen seviyelerde olduğunu söylemek mümkün değil. Şu anda dünya genelindeki kadın milletvekili sayısının toplam milletvekili sayısına oranı yüzde 23’lere, AB Parlamentosu’nda ise yüzde 28,6’lara ulaştı ama halen nüfusun yarısı değil” ifadelerini kullandı. 
Toplumda cinsiyet eşitliği için hem kadın hem de erkeklerin birlikte hareket etmesinin önemini vurgulayan Berger, AB olarak kadının yalnızca siyasetteki rolünü artırmak için değil, sosyal alanda ya da yönetim pozisyonlarındaki etkinliğini de güçlendirmek adına çalıştıklarını, bunun için kadın girişimciler yetiştirdiklerini, kadınların becerilerini artırma mücadelesi verdiklerini söyledi. 

1. OTURUM

Bahçeşehir Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Avrupa Takımı Üyesi Prof. Dr. Nilüfer Narlı’nın moderatörlüğünü yaptığı ilk oturumun panelistleri Türkiye’nin seçilmiş ilk Kadın Bakanı ve Türk tarihinin ilk Kadın Hükümet Sözcüsü Dr. İmren Aykut, Türkiye’nin İlk Kadın Çevre Bakanı ve İlk Kadın Turizm Bakanı Işılay Saygın ile Estonya Büyükelçisi Marin Möttus oldu.
Siyasete, kariyerlerine nasıl başladıklarını ve kadın olarak bu yolda hangi zorluklarla karşılaştıklarını anlatan panelistler ardından görev süreleri boyunca kadınlar adına hangi çalışmaları yürüttükleri hakkında bilgi verdi. 

Aykut: “Kadın Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü’nü kurduk”
Türkiye Cumhuriyeti’nin seçilmiş ilk kadın Bakanı ve ilk Hükümet Sözcüsü Dr. İmren Aykut, siyasete girmeyi hiç düşünmediğini, günün şartlarında kendisini siyasetin içinde bulduğunu anlattı. Siyasete adım atarak ülkenin demokratikleşmesine katkıda bulunmak istediğini ve elini taşın altına koyduğunu kaydeden Aykut, kadın siyasetçi olarak yaşadığı zorlukları ve verdiği mücadeleleri anlattı. “Ancak istediğim kadar başarılı olamadım” özeleştirisini yapan Aykut şunları söyledi:
“Çünkü önümde çok engel vardı. Buyurun hanımefendi diyen yoktu. Sürekli önüme duvar örmeye çalıştılar. Kabinede tek kadın olmama rağmen bana tahammülleri yoktu. Ne yapsak da kaçırsak yaklaşımı hakimdi. Aleyhime konuşmayan bir kişi bile yoktu. Ben de sonunda çareyi halka inmekte buldum. Tek tek kapı kapı dolaşıp kendimi anlattım. Köylere kadar indim ve halkın desteğini alarak başarıya ulaştım.”
Görev süresi içerisinde kadınlara yönelik çalışmaları hakkında bilgi de veren İmren Aykut, Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü’nü kurduğunu anlattı. Öncesinde, Türkiye’de sorun yaşayan kadının başvurabileceği bir mecranın bulunmadığına dikkat çeken Aykut, genel müdürlüğün bu anlamda kadınların işlerini kolaylaştırmaya büyük katkıları olduğunu anlattı. 

Saygın: “Kadın Kimliğinin Korunması Yasasını çıkardık”
Türkiye’nin ilk Kadın Çevre Bakanı ve Turizm Bakanı Işılay Saygın ise babasının desteği ile siyasete belediye başkanı olarak adım attığını anlattı. 25 yaşında genç bir kızken belediye başkanı seçildiğini bildirip ardından yaşadığı zorlukları paylaşan Saygın, “Kadınlarımız pes etmeyip mutlaka politikaya girmeli. Karar alma mekanizmasındaki kadın sayımız artmalı. Yalnızca siyasette değil, kadın genel müdür ya da kadın müsteşar sayımız da yeterli değil. İki tane kadın valimiz var. Hepimiz taşın altına elimizi koymalıyız” dedi. 
Ardından bakanlığı döneminde kadınlar için yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi veren Işılay Saygın, 100’ün üzerinde STK ile birlikte eğitim, sağlık, istihdam ve hukuk komisyonları kurduklarını bildirdi. Bu komisyonlarla “Kadının Kimliğinin Korunması Yasası” ile “Ailenin Korunması Yasası” gibi önemli yasalar çıkardıklarını kaydeden Aykut, şunları söyledi: 
“Özellikle Ailenin Kimliğinin Korunması Yasası’nı komisyondan geçirirken çok zorlandık. Bu yasayı hazırlarken tüm dünyadaki kadına yönelik şiddet yasalarını araştırmıştık. Yasayı hazırlayıp komisyona getirdik. Bazı kişiler, karısı değil mi döver de sever de biz mi karışacağız demeye başladı. Bunun üzerine komisyondan geçmedi ve ben istifa ettim. Sonrasında bu yasa da geçti ama çok zorlu bir süreçti.”
Sonrasında yasayı bire bir tüm avukatlara, hakimlere, akademisyenlere anlattıklarını ifade eden Saygın, sorunların çözümünün annenin eğitiminden geçeceğini, çocuk yetiştirmede bunun önemli rol oynadığını sözlerine ekledi. 

Mottus: “Kimse kadınlar adına karar vermemeli”
Estonya Büyükelçisi Marin Mottus ise konuşmasında Türkiye ve Estonya Cumhuriyetlerinin tarihi benzerliklerine dikkat çekti. Her iki Cumhuriyetin kuruluşunda da vizyoner bir görüş sergilendiğini vurgulayan Mottus, “Eğer başarılı bir toplum yaratmak istiyorsanız yarısını çağdaş medeniyet seviyesine ulaştırmanız yetmez. Her iki ülke de kuruluşunda bu bakış açısı ile hareket etmiş” dedi. 
Geçen yıl Estonya tarihinde ilk kez bir kadın Cumhurbaşkanı seçildiğini anlatan Mottus, “Buna çok sevindik ama bir kadın Cumhurbaşkanının yalnızca kadın sorunları ile ilgileneceğinin düşünülmesi bizleri şaşırttı. Çünkü bu Cumhurbaşkanı yalnızca kadınların değil, tüm toplumun Cumhurbaşkanıydı. Meclisimizin 4’te 1’ini kadınlar temsil ediyor olmasına rağmen bu zihniyette bazı kişilerin ortaya çıkması bizi çok şaşırtmıştı” değerlendirmesini yaptı. 
Kadın haklarının desteklenmesinin sadece iş hayatı ya da aile içinde değil her alanda önemli olduğunu vurgulayan Mottus, kadın haklarının kadınların kendi kararlarını alabilmesi için önem taşıdığını vurguladı. Kadının kaç çocuğunun olacağına ya da kariyerine kendisinin karar vermesi gerektiğini kaydeden Mottus, “Son 10 yılda kadınların güçlü pozisyonlara erişimi hızlandı. Doğru hedefte, doğru yolda olduğumuzu söyleyebilirim ama yapılması gereken çok çalışma var” dedi. 

 

2. OTURUM 

Panelin ikinci oturumunun Moderatörlüğünü Spiker Gülgün Feyman Budak gerçekleştirdi. Oturumun panelistleri ise 20 ve 21. Dönem Mersin Milletvekili Ayfer Yılmaz, 50. Hükümetin Kadın Aile ve Sosyal Hizmetlerden Sorumlu Devlet Bakanı Zehra Önay Alpago ve 23. Dönem İzmir Milletvekili Dr. Şenol Bal oldu. Erkek egemen dünyada siyaset içinde olmak, mecliste güçlü şekilde yer almak adına yürüttükleri çalışmalar hakkında bilgi veren panelistler ardından kadınlara siyasette daha fazla yer almaları adına neler yapmaları gerektiği konusunda tavsiyelerde bulundu. 

Alpago: “Barış ve demokrasi için kadın siyasette olmalı”
Zehra Önay Alpago konuşmasına siyasete nasıl adım attığını anlatarak başladı. Kişisel olarak yolunu kesmek isteyen erkek siyasetçilerle karşılaşmadığını ama kendisinin karşılaşmamasının Türkiye’de bu tür olayların yaşanmadığı anlamı taşımayacağını belirten Alpago şunları söyledi: 
“Kadınlar mutlaka siyasette olmalı çünkü dünya nüfusunun yarısını oluşturuyoruz. Dünyanın kalan nüfusunu da biz dünyaya getiriyoruz. Bu nedenle geleceğe dair söz sahibi olmalıyız. Egemenlik bir ulusun ise yarısını oluşturan kadınlar egemenlik hakkını kullanmak için siyasette olmalı. Demokrasi için, barış için siyasette olmalı. Kadın, çocuğu ölmesin, öldürülmesin ister. Hiçbir dünya savaşı kararı altında kadınların imzası yoktur. Erkeklerin imzası ile kadınlar dul kalmıştır, yetim kalmıştır, acı çekmiştir. Ülke barışı için de dünya barışı için de kadınlar siyasette olmalı.”
Türkiye’nin seçme ve seçilme hakkını erken kazanmasına rağmen kadının siyasetteki temsiline göre 144 ülke içinde 131’inci sırada olduğunu bildiren Alpago, Bulgaristan’ın ise küçük bir ülke olmasına rağmen kadın bakan sayısı bakımından dünya birincisi olduğunu anlattı. Türkiye’nin artık ataerkil kültürden kurtulması gerektiğini vurgulayan Alpago, partilerin fermuar sistemi getirip bir kadın bir erkek aday göstermesi gerektiğini söyledi. Kadınlara da seslenen Alpago, sözlerini şöyle tamamladı: 
“Siyasette birbirimizi desteklemeliyiz, birbirimizin eteğinden çekmemeliyiz. Erkek gibi bir kadın değil, kadın duyarlılığıyla hareket etmeliyiz. Kadın ve erkeğin biyolojik farkını hayatın her aşamasında bir üstünlük sebebi saymamak gerektiğini kadın ve erkek birlikte söyleyebilmeliyiz.”

Yılmaz: “Kadın gücü göz ardı edilmemeli”
20 ve 21. Dönem Mersin Milletvekili Ayfer Yılmaz da kadının neden siyasette olması gerektiğini ve neler yapılması gerektiğini anlattı. IMF’nin 2015 yılında 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için bir rapor hazırladığını anlatan Yılmaz şu bilgileri verdi: 
“Raporda kadının ekonomiye katkıda bulunmadığı ülkelerdeki ekonomik kayıpları hesaplanmış. Kadın ekonomiye dahil edilmeyince Dünya genelinde yaratılan ekonomik değerin yüzde 30’unun kaybedildiği ortaya çıkmış. Türkiye özelinde bakıldığında yüzde 25 kayıp yaşandığı görülüyor. Yani 800 milyar dolarlık Gayri Safi Yurtiçi Hasıla var ve kadınlar ekonomiye girmediği için 200 milyar dolar kaybedilmiş. Bu rakamı da kazandığımızı düşünelim, bugünkü sorunlarla karşı karşıya olur muyduk? İşte göz ardı edilen kadının gücü bu.”
Kadının adalet için, menfaatleri için, kendisine ve ülkesine daha çok fayda sağlaması için siyaset yapması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, kadının karar alma mekanizmalarında daha çok yer alması gerektiğini, toplumda birlikte yaşayabilmenin kurallarının yeniden yazılması gerektiğini söyledi. 

Bal: “Kadının siyasette olması için kadın kolları olmamalı”
23. Dönem Mersin Milletvekili Dr. Şenol Bal ise kadının siyasette bulunmasının gereklerini şöyle özetledi: 
“Kadınla erkeğin hayata bakış açıları ayrı olduğu için kadın siyasette olmalı. Kadınlar duygusal zekaya sahipler ve bu yönlerini kullanmalılar. Kadınlar problem çözücü, daha detaycılar bu nedenle olmalılar. Aynı zamanda empati kurabiliyor ve daha hoşgörülüler ve mazlumun yanındalar. Daha barışçıl bir yapıda oldukları için siyasette olmalılar.”
Ancak kadının yeterince siyasete katılamadığına dikkat çeken Bal, kadının siyasette olması için kadın kolları olmaması gerektiğini anlattı. Kadına yönelik şiddetin toplumun önemli bir yarası olduğuna işaret eden Bal, “Ekim ayında ülkemizde 40 kadın öldürülmüş. 2016’da 328 kadın, 2017 yılı Ekim ayına kadar 339 kadın öldürülmüş. 27 çocuk da Ekim ayında annesiz kalmış. 3’ü engelli olmak üzere 25 kadına cinsel istismarda bulunulmuş. Ülkemizin gerçeği bu olmamalı” dedi. Türkiye’de 21’inci yüzyılda halen 25 yaş üzerindeki kadınların yüzde 9’unun okur yazar olmadığını anlatan Bal, istihdam oranının da yüzde 27,5 olduğunu söyledi. Kadının siyasette daha fazla yer alması için kadın kotası getirilmesi gerektiğini dile getiren Bal, yalnızca siyasette değil, karar alma mekanizmalarında da kadın sayısının artması gerektiğini anlattı. 
Bal, “Toplumsal cinsiyet eşitliğinde kadın erkek kimliği olmaz, insan kimliğimizle yer almalıyız” diye konuştu. 

 

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :



+ Benzer Haberler
» “Oyuncak Müzesi” 40 günde 4 şehir gezdi
» Bursa’nın sultanlar tur avantajını kaptı
» Müfide Tuvaş, 84 Yaşında ilk kez doğum gününü kutladı
» Hande Kazanova. 2018’de neler olacağını anlatacak
» Gül Ergi, babasının izinden gidiyor
» Bir şehir ya da antik çağ masalı
» Tweet dizileri geliyor!
» Instagram, hashtag takip etme özelliğiyle keşfetmeyi kolaylaştırıyor
» Mine G. Kırıkkanat: Yav bu adamın içine Dr. Mengele kaçmış!
» Sosyetik jüri,Paris’te buluştu
» Hikâyelerin sesi ol,görme engellilere ilham ver
» İTÜ ve Ipekyol’dan Eğitim ve Akademik İş birliği
» Satranç Müzesi’ne “Mutlu Çocukların Ülkesi Hollanda” Konuk oluyor
» 11 bin kadın "kentini" tanıdı
» Özgür çizerler ödüllerine kavuştu
» 55 yaş ve üstü tüketicilerin akıllı telefon kullanım oranları, gençleri yakaladı
» İnovasyonda benzersiz işbirliği
» İpek hünerli ellerde sanata dönüşüyor
» Yeni yılın en güzel hediyesini siz verin: Nesli tehlike altındaki bir türü evlat edinin
» Periler fark attı: 113-67
» Medya artan obezite hastalığına kayıtsız kalmadı
» ’Füreya Buluşumaları’nın konuğu bu defa Prof.Gül İrepoğlu oldu
» ‘Bir Usta Bin Usta’nın Proje dönemi başarıyla tamamlandı
» 44. Pantene Altın Kelebek ödülleri sahiplerini buldu!
» Türkiye’nin bu seneki ‘Parlayan Yıldızları’ Belli oldu!