İstanbul Devlet Tiyatrosu Sanatçısı Özlem Güveli ile Röportaj…

18 Mayıs 2017 Perşembe 09:00
12
14
16
18

Oyunculuk zor bir meslek. Her rol kendine özgü olması ve oyuncunun o rolü başarıyla oynaması gerekiyor. Oyuncu sadece başrol değil, her rolü oynadığı ölçüde başarıyı yakalar.

Oyuncunun en büyük sorumluğu izleyiciyi oynadığı oyunlarla aydınlatabilmesi mesaj vermesidir. Topluma olan sorumluluğunu unutmamasıdır. İstanbul Devlet Tiyatrosu Sanatçısı Özlem Güveli ile oyunculuk üzerine gerçekleştirdiğimiz söyleşiyi keyifle okuyacağınızı umuyoruz. İyi okumalar.

Özlem Güveli kimdir?

Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuar Tiyatro Bölümü mezunuyum. Ortaokul yıllarımdan beri tiyatro bir tutkuydu. Benim için tiyatro insana ve hayata dair her şeyi barındırıyor. Konservatuar öğrencisi olduğum yıllarda Ferhan Şensoy’ un Nöbetçi Tiyatrosunu deneyimlemek ve Dostlar Tiyatrosunda oynamak ikinci bir okul oldu. Profesyonel hayatımda pek çok oyunda rol aldım, başrol oynadım. Yıllar içinde eğitmen kimliğim oluştu. Bir eğitmen olarak üniversite topluluklarını çalıştırdım, konservatuara öğrenciler yetiştirdim, dezavantajlı gruplarla çalıştım. Gençlerin hayatına tiyatro ile dokunmak çok keyifli ve kalıcı bir imza. İstanbul Devlet Tiyatrosunda 7 yıl oynayarak bir dönem fenomen Ful Yaprakları oyunuyla Romanya Uluslararası Tiyatro Festivalinde Elvira Godanau En İyi Kadın Oyuncu Ödülünü aldım. 2016 yılında, Orhan Kemal’in Tersine Dünya oyununda Bitirim Leyla karakteri ile 41.İsmet Küntay Tiyatro Ödüllerinde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü aldım. 2006-2009 yılları arasında İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda Müdür Yardımcılığı yaptım. Tiyatro ve merak ve öğrenmek ölene kadar devam edecek ki tiyatrocu hiçbir zaman oldum biliyorum tamamdır diyemez.

Oyunculuğun zorlukları nelerdir?

Oyunculuk disiplin isteyen bir sanat dalı, dışardan her ne kadar bohem gibi gözükse de iç disiplininizi oluşturmanız gerekir. Hatta bir asker gibi düzenli bedene, vucüda, sese dikkat edilmesi şarttır. Vucüdun esnekliğinin kaybolmaması için düzenli spor ve egzersiz hayatınızın bir parçası olmalı. Provalar döneminde bunun önemi çok net  ortaya çıkmaktadır. Ayrıca yaşam şekli olarak insanlara örnek olduğumuz için hayata ve olaylara karşı duruşumuz önemlidir.

Meslek hayatınızda unutamadığınız neler var?

Diyarbakır Devlet Tiyatrosunun ilk kurulduğu dönem ordaydım. O dönem sanat hayatımın ve sanata bakışımın yeniden şekillenmesinde çok önemli rolü olan bir deneyimdir.

Bunun dışında sahne üzerinde olan olaylar… Seyircinin hiçbir zaman algılayamadığı, ama profesyonellikle sahne üzerinde birbirimizi kotardığımız pek çok komik ya da trajikomik durumlar… Örneğin, antresini kaçıran oyuncu arkadaşın diyaloglarını alıp soru haline getirip ya da kendimin sözleriymiş gibi oynamak…

Devlet Tiyatrosu Sanatçısı olmanın avantajları ve sorumlulukları nelerdir?

Şuanda Devlet Tiyatroları ve bütün sanat kurumları eski itibarında olmasa bile ticari kaygı taşımadan halka hizmet vermek üzere kurulmuş bir kurum olduğu için prodüksiyon kaygısı duymadan kaliteli, görselliğin ve ışık düzeninin ön planda olduğu oyunlarda oynamak büyük bir fırsat ve şans. Özel tiyatrolar, ne yazık ki, kimi zaman  para kaygısından sahne üzerinde yorumlamak istedikleri görselliği gerçekleştiremiyorlar.

Sorumluluklarımız ise, oynadığımız oyun karakterlerini en kaliteli şekilde bedene getirmek ve seyirci ile buluşturmak, tiyatroyu ülkenin her köşesine taşımaktır.

Dizilerin ortalama süresi ne kadar olmalı?

Bence dünya standartları takip edilmeli. Diziler insanları ipnotize etmek için değil, aksine devamlılık takibi ile seyirci sadakatini sağlayacak tempoda planlanmalı. Tam bir süre istiyorsanız 35dk. İyi bir süre.

Dizi oyuncuları çok yıprandıklarını söylüyorlar Peki, ne yapmalı?

Bu dışarıdan değil içeriden başlayacak bir hareket aslında. Oyuncular ve oyuncu sendikaları birlik olarak haklarını dile getirmeli ve sektörü yeniden dizayn etmeli. Başrol rol oyuncularına bu anlamda çok sorumluluk düşüyor. Para kaygısızla kendilerine sunulan uzun çekim saatlarine sessiz kaldıkları sürece sektörde değişim olmayacaktır. Çalışma koşullarının iyileşmesi özellikle başrol oyuncularının beraber tek ses halinde hareket etmesiyle gerçekleşecek. Bilmelidirler ki bu ses domino etkisiyle tüm sektöre insani çalışma şartlarını kendiliğinden getirecektir. Bu girişim de tarihe kalır.

Oyunculukta popülerite oyuncuya ne kadar?

Özellikle bu dönemde ekranda ünlü olmak tüm kapıları açıyor. Eskiden tiyatrocuların böyle bir kaygısı olmadığı zaman her toplulukta iş yapabiliyorken, bu dönemde özel tiyatrolar gişe kaygısı yüzünden ekranda tanınmış tiyatrocularla oyun koyma derdine düştüler. Bu kaygıyı sadece deneysel tiyatro yapan küçük gruplar taşımıyor. Özel tiyatrolarda bile dizilerde tanınmış bir tiyatrocu olmadan oynayamamak çok bence gelinen en üzücü durum.

Tiyatro mu dizimi?

Yukarda da söz ettiğim şekilde, özel tiyatrolarda bile proje gerçekleştirebilmek için ekran yüzü olmak gerekiyor. Tiyatroya hiç ara vermedim, ancak annelik dönemiyle uzun yıllar ekrana ara verdiğim için bu soruya şu an ki cevabım dizidir.

Ülkemizde sanat üzerinde Demoklesin kılıcı sallanıyor mu?

Cumhuriyetin kurulduğu dönemde sanatı yaygınlaştırmak amacıyla, kuruluş yasası olan , yerli-yabancı eserlerle hakla hizmet vermek için oluşturulan Devlet Tiyatrosu, Operası, Balesi, Senfonisi beş yıl içinde kademeli olarak bütçe azaltılarak kapatılma yasasını meclise taşıdılar. Sanat Okullarının ve Konservatuarların kapatılacağı ve belediyeye bağlanacağı iki gün önce gazetelerde yayınlandı. Sizce Demoklesin Kılıcı sallanmıyor mu?

En çok severek oynadığınız oyunlar?

Bir sanatçı için oynadığı tüm roller, onun çocuğu gibidir. Yaratımlar büyük sancılarla ortaya çıkar. Hepsi çok özeldir, hepsinde emek vardır çünkü. Her yeni oyun da yeni bir heyecandır.

Mesleğinizde hedefleriniz?

Rahmetli Müşfik Kenter bu mesleğin ilk 45 yılı çok zordur demişti, hep öğrenmekle geçer… Bu meslekte hiçbir zaman hedeflere ulaşılmaz sadece olgunlaşılır, öğrendikleriniz hayata oyunlara değer katar ve yapılacak güzel işler çoğalır.

Beğendiğiniz oyuncular?

AL Pacino, Brat Pitt (son dönemleri), John Malkovic, Roberto Benigni, Emma Stone, Mert Fırat ve pek çok yeni genç oyuncu…

Özlem Güveli’nin 1 günü

Sürekli koşturma halinde seyreder. Sizinkinden farklı şaşırtıcı bir şey yok. Size gündelik sıradan hayatımı değil de, oyuna hazırlanan Özlem’i anlatayım.

Sabahları çok erken kalkarım. Ezberimi gözden geçiririm. Rolümün karakterimin duygularını düşünerek anları film şeridi gibi akıtırım, olması gerekenleri ararım. Prova döneminde o karakateri arayarak gezinirim evin içinde. O karaktere ait önemli gestusları bulmaya çalışırım, yabancılaşılacak yerlerin neler olduğunu ararım. Bu süreç genel prova dönemine kadar devam eder. Minik minik eklemeler yaparım. Mutlaka spor hocamla kondisyon çalışırım. Haftada 2 gün sabah 6 Bebek Sahili koşularımı aksatmadan yaparım.  Açık havada düzenli diyafram ve nefes çalışmaları yaparım. Provaya 2 saat önce giderim sahnede ses açma çalışmalarımı yaparım. Kafaya taktığım sahneleri geçerim. Prova geç saatlere kadar devam eder, son 20 gün sabahladığımız da olur. Işık, kostüm ve aksesuar… Oynadığım karakterin özelliğinin altını çizecek bir aksesuar arayıp bulurum… Su, duş beni dinlendirir…

Yemek yapmakla aranız nasıl?

Süper yemek yaparım, tabii zorunluluk ve görev hakine gelmedikçe.. Yemek yapmak çok keyifli bir iş…

 

 

 

 

 


  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :



+ Benzer Haberler
» Türk Modasının Uluslararası temsilcileri
» Özgen Berkol Doğan Bilimkurgu Kütüphanesi
» Ünlü Oyuncu Betül Arım’ın en büyük hayali: “Sevgi ve Sanat Çiftliği” kurmak
» Kahkaha ile kalın
» Ayşe Tolga: “Yiyecek seçimlerinde hata yapıyor olabilirsiniz”
» “Sanat Basına Yansımıyor”
» Güzel spiker canlı yayında
» Burcunuza göre eğitim ve kariyer planlamanız nasıl olmalı?
» Bass: " Türkiye’nin güçlü, demokratik ve barış içinde olması bizim de yararımızadır."
» Türkiye güzeli Açalya Samyeli Danoğlu Röportaj...
» Göç,Dram,Hüzün ve İki Yaka Yarım Aşk...
» Moda tasarımcısı Selma Çilek güzellik sırlarını anlattı
» “Ayrılan Kadınların El Kitabı”
» İsrail Büyükelçisi Eitan Naeh, Türkiye- İsrail ilişkilerini anlattı
» İdil Fırat: “Aşık olduğum adam gözlerinin içiyle gülmeli”
» HülyaNida Şahin’den kadın-erkek ilişkilerine çarpıcı bir yaklaşım “Zavallı erkekler” kimin eseri?
» Bensu Soral: “Hayvanları Sevmeyen İnsanlara Hayatımda Yer Vermiyorum”
» Ben sen’im ve sen ben’sin
» Türkiye serbest dalış rekortmeni Şahika Ercümen: "Suyu gördğüm an gülme hissim uyanıyor"
» Rekorlarla dolu serüven; İpek Soylu
» Kanada Büyükelçisi Chris Cooter
» "Seneye çocuk düşünüyoruz"
» Yeşilçam’ın yakışıklı jönü Ediz Hun
» Güzelliğiyle büyüleyen Açalya Samyeli Danoğlu: Podyumda yürümek beni mutlu etmedi...
» ‘Hayat Şarkısı’nın Süheyla’sı Seray Gözler ile Röportaj…