İdil Fırat: “Aşık olduğum adam gözlerinin içiyle gülmeli”

31 Ağustos 2017 Perşembe 14:00
12
14
16
18

Röportaj/ Dilara Ertürk

“Güzellik her şeyden önce özgüvenli bir duruş, samimi bir gülüş”

“Evliliği daha ziyade çocuk için legal çerçeve olarak görüyorum“

“Aşık olduğum adam dürüst, kıymet bilen ve merhametli biri olmalı”

“ “Az insan az eşya” kalabalıktan uzak bir yaşam iç huzura daha çok yaklaştırıyor”

“Hobim olan modayı severek yaptığım işim haline getirdim”

Cemiyet hayatının asil ve güzel ismi İdil Fırat, Sait Halim Paşa Yalısı’nda gerçekleştirdiğimiz özel çekimde iş hayatı ve özel yaşamına dair sorularımızı samimiyetle cevapladı... Göz kamaştıran kareler ve merak ettiğiniz tüm soruların yanıtları MAG Özel sayfalarımızda...

Çok keyifli bir çekim gerçekleştirdik, öncelikle yüksek enerjin için teşekkür ederiz... Seni kısaca kendi ağzından dinleyebilir miyiz?

Gerçekten çok keyifliydi, ekip de şahaneydi asıl ben teşekkür ederim, çok zevk aldım. 29 Mart 1988’de San Francisco’da doğdum. Koç Lisesi’nin ardından üniversite eğitimim için Washington DC’ye gittim. George Washington Üniversitesi’nde Uluslararası Politika ve Din çift ana dalı yaptım. Konsantrasyon olarak da Orta Doğu’yu seçtim. Ardından ara vermeden yüksek lisans eğitimim için Londra’ya taşındım ve eğitimimi London School of Economics’te Politik Ekonomi ve Avrupa Birliği üzerine tamamladım. Ardından İstanbul’a kesin dönüş yapıp aile şirketimizde inşaat sektöründe dedem ve annem ile beraber çalışmaya başladım. 1 senedir de en yakın arkadaşım Ezgi Kural ile birlikte kendi markamız Glamm Co.’yu kurarak hobim olan modayı severek yaptığım işim haline getirdim.

Bir günün nasıl geçiyor?

Her şeyden önce her gün aileme vakit ayırmaya özen gösteriyorum. Seyahat etmeyi çok seviyorum, fakat İstanbul’da isem mutlaka anneannemi ve dedemi görüyorum. Güne bağlı olarak Glamm Co.’da veya ofiste oluyorum. İş çıkışı arkadaşlarımla kahve keyfi yapmaya bayılıyorum. Hava müsait olduğu için son zamanlarda akşamları sahilde yürüyüş yapıyorum. Evde vakit geçirmeye de bayılırım, arkadaşlarımla evde toplanıp sohbet etmeyi, çay içip film izlemeyi, kitap okuyup dergi karıştırmayı çok seviyorum. Bir de piyanoya vakit ayırmaya çalışıyorum, en büyük deşarj yöntemim 5 yaşından beri çaldığım piyano. 

Yurt dışında doğmuş biri olarak Türkiye’nin sendeki yerini nasıl tarif edersin?

Türkiye her şeyden önce ailem demek. Yurt dışında doğdum ve orada çok vakit geçirdim, seyahate bayılan biri olarak değişik kültürleri keşfetmeyi hep çok önemsemişimdir. Ama derler ya hani tatilin en güzel yanı eve döndüğün andır diye, işte o misal evimin ve şehrimin sıcaklığı başka bir yerde yok. Favori mutfağım da Türk mutfağı. Yurt dışında yaşarken de bulabildiğim her yerden Türk yemeği alıyordum; en çok da simit ve mantıyı özlüyordum. 

İstanbul deyince...

İstanbul’un tüm kaosundan, tüm keşmekeşinden her gün bin kere şikayet de etsem, bin kere yine burada yaşamayı seçerim. İstanbul Boğazı’nın güzelliği hiç bir yerde yok bence. Hele aksam olup şehrin çirkinlikleri kapandığında geriye kalan tek şey huzur kokan ışıklı bir boğaz oluyor. 

Yurt dışında en çok sevdiğin ülkeler nereler?

Amerika, İngiltere ve İspanya’yı çok seviyorum. 

İstanbul’da müdavimi olduğun mekanlar..

Yeniköy’deki Emek mantı favorim. Genel olarak Yeniköy en sevdiğim semt zaten. Da Mario ve Papermoon da çok sevdiğim İtalyan mutfakları. Bir de Backyard’a çok gidiyorum. Samimi ve rahat olabildiğim mekanları seviyorum. Çok işim düştüğü için AVM’leri, özellikle de İstinyepark’ı sık sık ziyaret ediyorum. 

Sporun hayatındaki yeri nedir? Haftada kaç gün ne tur spor aktiviteleri gerçekleştiriyorsun? 

Öğrenciyken uzun yıllar çok severek voleybol oynadım. Şimdi spor aktivitelerine istediğim kadar vakit ayıramıyorum ve malum şehir hayatı koşuşturmacası, trafik derken yeterince aktif olamıyorum. Hava güzelse her fırsat bulduğumda yürümeye çalışıyorum. Bir de aynı zamanda yakın arkadaşım olan Erkan Ahmet Genç spor hocamla cross-fit yapıyorum. 

Glamm co. markasının yolculuğunu dinleyebilir miyiz? Markanın ulaşmasını hedeflediğin nokta nedir? 

Açıkçası beni tecrübem olmayan bir alanda yürümek için yüreklendiren ortağım Ezgi oldu. Kendisi aile şirketinde 11 sene tekstil sektöründe çalıştığı için çokça tecrübeye sahip. İşin mutfağı ve atölye ile daha ziyade o ilgilendi. Geçtiğimiz sene yola çıkış amacımız, kafamızdaki tasarımlarımızı kendimiz için diktirip giymemizle başladı. Artık kimse bir örnek vitrin mankeni gibi dolaşmak istemiyor, özgünlük arıyor. Herkesin hem zevki başka hem de vücut tipi; dolayısıyla tek tip tasarımdan ziyade kişiye özel çalışmak ve ürünleri kişiselleştirebilmek çok mühim. Kalıbını çok beğendiğiniz bir elbiseniz var mesela, seneler önce almışsınız bir daha da bulamamışsınız. “Keşke bir de uzun kollusu olsa, şurasında yırtmaç olsun, desenlisi olsa” diyerek kendimiz için başladık, sonra zamanla ailemiz ve arkadaşlarımız beğenip kendilerine de isteyince modanın renkli dünyasına daldık. 

Bu bir sene içinde hem mağazacılık tecrübesi edindik hem de marka bilinirliğimiz arttı. Ben şahsen kendime dışarıdan kıyafet almaz oldum, çünkü hem rahat günlük kıyafetler hem de abiyeler mevcut. Aynı zamanda her sezon yenilenen takı ve aksesuarlarımız var. Kendimizin kullanmayacağı bir şeyi mağazada tutmuyoruz. Sevdiğimiz ve tarzını beğendiğimiz insanlarda kıyafetlerimizi görmek bizi inanılmaz mutlu ediyor. Şimdiki adımımız ise kapsül bir erkek koleksiyonu. Çalışmalara başladık, sonucu biz de heyecanla bekliyoruz. 

Türkiye’de veya yurt dışında şubeleşmek gibi projelerin var mi?

Yok, butik olarak yeni bir şube açmak istemiyoruz. Butiğin varlığı biraz da atölyemizin yanında olması sebebiyle oldu. Atölyemizde kişiye özel dikim yapıyoruz. Model görmek ve beğenmek isteyen müşterilerimizi İstanbul’daki butiğimizde ağırlıyoruz. Online satışa daha çok önem veriyoruz. Dünyanın her yerine ücretsiz kargolatıyoruz. Fakat Bursa’dan Kıbrıs’a çeşitli şehirlerde ürünlerimizi başka butiklerde de satışa sunuyoruz tabii. 

Trendleri takip etmeyi mi yoksa kendi tarzını yaratmayı mi tercih ediyorsun?

Her ikisi de. Modanın rengarenk dünyasını oldum olası keyifle takip ederim. Beğendiğim tasarımcıların defilelerini izlemeyi, moda dergilerini karıştırmayı çok seviyorum. Özellikle Glamm Co.’yu yarattığımız için trendlerden uzak durmam imkansız. Fakat körü körüne sırf o sezon moda diye bir sezon sonra giymeyeceğimden emin olduğum, kendime yakıştırmadığım hiçbir parçayı satın almam. Daha ziyade zamansız parçalara yatırım yaparım. Herkesin bir tarzı vardır, durusuyla paraleldir bu. Günlük ruh haline göre giyinirsin, sezonun modasına göre renklendirirsin, fakat çizgin sabit kalır diye düşünüyorum. 

Ve tabii ki aşk... Aşık olduğun erkeğin olmazsa olmaz özellikleri...

Dürüst, merhametli, kıymet bilir olması ve bir de gözlerinin içiyle gülmesi mühim. 

Evlilik ve çocuk hayallerin var mı peki?

Çağımızda evliliği daha ziyade çocuk için legal çerçeve olarak görüyorum. Çocuklara çok düşkünüm, iki kardeşimle de yaş farkım olduğu için onları ben büyüttüm sayılır. Şu anda öyle bir arzum yok ama bu konularda hiç büyük konuşmamak lazım tabii. 

Bu ayın özel içeriği olan güzellik içeriğimiz için de sana birkaç soru yöneltmek istiyoruz..

Güzellik nedir senin için?

Güzellik her şeyden önce özgüvenli bir duruş ve samimi bir gülüştür... Gerisi oldukça göreceli bir kavram çünkü. 

Beden güzelliği için sırların, olmazsa olmazların nelerdir?

Kendim için yaptığım en doğru şey sanırım bol bol su içmek. Minimum 3 litre su içiyorum ve bu hem cilde iyi geliyor hem de en basit ve doğal detoks etkisi yapıyor vücudu arındırarak. Doğallığa önem veriyorum. 29 yaşındayım, henüz estetiğe ihtiyaç duymadım o yüzden. Bakımlı her kadının güzel olabileceğine inanıyorum. El ve ayak bakımımı hiç ihmal etmem. Bir de ne kadar yorgun olursam olayım makyajımı temizlemeden uyumam asla. 

Ruh güzelliği deyince aklına ne geliyor?

Ruhu, içi, kalbi güzel insanlar bir bakışlarıyla belli ediyorlar kendilerini. Merhametli ve vicdanlı insan iyi insandır benim için. İnsanlara veya hayvanlara merhametsiz yaklaşan, kendinden küçüğü hor gören birini ise yanıma yaklaştırmam. Karşılık beklemeden hatta karşılığını alamayacağını bildiğinde yaptığın iyilik çok ama çok kıymetlidir. Ve son olarak da içten bir güler yüzün çoğu kilidin anahtarı olduğu kanaatindeyim. 

Cilt sağlığın için hangi markaların hangi ürünlerini kullanıyorsun?

Makyajımı Bioderma Miselar su ile temizliyorum. Mario Badescu ve Aveeno kremleri cildime iyi geliyor. Darphin ve Dermalogica ürünlerini özellikle maske ve peelinglerini kullanıyorum Cilt konusunda yeniliklere çok açık değilim çünkü hassas bir cildim var. Güneşe de çok çıkmamaya gayret ediyorum. Son üç senedir fondöten yerine  Dior Hydralife BB kremi kullanmaya başladım. Kremsi ve hafif bir dokusu olduğu için hem cildi çok havasız bırakmıyor hem de maske gibi durmuyor. 

Peki saçların için?

Saçlarım için Ashley Joy ve Phytoderm ürünleri favorim. Saçım kendimi bildim bileli uzun. Argan yağı içeren serumları duştan sonra saç uçlarıma sürüyorum, bu sayede kırılması zorlaşıyor. Morrocan Oil saç köpüğü ve Fekkai’nin deniz tuzlu spreyini saçlarımı şekillendirmede kullanıyorum. 

Kişisel gelişim ile ilgileniyor musun? Bu konuda okuduğun kitaplar veya katıldığın programlar var mi?

Git gide daha çok ilgilenmeye başladım. Enteresan bir şekilde kişisel gelişim kitapları okudukça, bu konuda farkındalığım arttıkça evde kendi başıma kalmak ve o sükunet bana gittikçe daha cazip gelmeye başladı. Hayatın her alanında, her anlamda kalabalıktan kaçış iç huzura daha da yaklaştırıyor insanı bence. “Az insan az eşya” dediğimiz durum. Son iki senedir de meditasyon ve nefes terapileriyle ilgileniyorum. İçe dönebilmek çok mühim, çünkü inanılmaz bir mekanizma var içimizde. 

Türkiye’de ve dünyada en güzel bulduğun isimler...

En beğendiğim isimler Angelina Jolie, Monica Belluci ve Alessandra Ambrosio. Tarz olarak da Olivia Palermo.


  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :



+ Benzer Haberler
» Türkiye güzeli Açalya Samyeli Danoğlu Röportaj...
» Göç,Dram,Hüzün ve İki Yaka Yarım Aşk...
» Moda tasarımcısı Selma Çilek güzellik sırlarını anlattı
» “Ayrılan Kadınların El Kitabı”
» İsrail Büyükelçisi Eitan Naeh, Türkiye- İsrail ilişkilerini anlattı
» HülyaNida Şahin’den kadın-erkek ilişkilerine çarpıcı bir yaklaşım “Zavallı erkekler” kimin eseri?
» Bensu Soral: “Hayvanları Sevmeyen İnsanlara Hayatımda Yer Vermiyorum”
» Ben sen’im ve sen ben’sin
» Türkiye serbest dalış rekortmeni Şahika Ercümen: "Suyu gördğüm an gülme hissim uyanıyor"
» Rekorlarla dolu serüven; İpek Soylu
» Kanada Büyükelçisi Chris Cooter
» "Seneye çocuk düşünüyoruz"
» Yeşilçam’ın yakışıklı jönü Ediz Hun
» Güzelliğiyle büyüleyen Açalya Samyeli Danoğlu: Podyumda yürümek beni mutlu etmedi...
» ‘Hayat Şarkısı’nın Süheyla’sı Seray Gözler ile Röportaj…
» Aylin Saraçoğlu; Yazmak benim için bir tutku…
» Yazar Ayten Turan ile Röportaj…
» Şampiyon Alptekin Işıkalp ile Röportaj…
» Babalar günü :Ömer Faruk Başaran ile Röportaj...
» Uluslararası Alanda Kalıcı Makyaj’da Türkiye’yi Temsil Eden Jenya Denizeri ile Röportaj…
» Dönüşüm ustası Mari Camgöz Pektezol ile Röportaj…
» İstanbul Devlet Tiyatrosu Sanatçısı Özlem Güveli ile Röportaj…
» Birleşik Krallık Büyükelçisi Richard Moore ve Eşi Maggie Moore
» Girişimci Demet Kütükçü Safçı örnek markalaşma sürecini anlattı
» Dilek Birgen: Anne çocuk aşkı her şeyin üstünde!