YAZARLAR Hatice Karahan
12
14
16
18
30/08/2017 14:44
Yaşam boyu kadının sağlık sorunları (1)

ÜNZİLE

Ünzile insan dölü

On kardeş beşi ölü
Büyüdükçe ufak
Ve gelir de görücü

İnci gibi dişi
Görücü bilir işi
Söğüdüm ağlar gider
Olur hatun kişi

Varmadan sekizine
Ergin oldu Ünzile
Hem çocuk,hem de kadın
Onikisinde ana
Bir gül gibi al ve narin
Bir su gibi saydam ve sakin
Susar kadın ünzile

Yağmuru kim döküyor
Ünzile kaç koyun ediyor
Dayaktan uslanalı hiçbirşey sormuyor
Yağmuru kim döküyor
Ünzile kaç koyun ediyor
Dayaktan uslanalı hiçbirşey sormuyor

Korkar durur gitmez
Köyün en son çitine
İnanır o sınırda dünyanın bittiğine
Ünzile insan dölü
Bilinmezlere gebe
Sırların mihletini yüklenipte beline

Varmadan sekizine 
Ergin oldu Ünzile
Hem çocuk hem de kadın
Onikisinde ana
Bir gül gibi al ve narin
Bir su gibi saydam ve sakin
Susar kadın Ünzile

Yağmuru kim döküyor
Ünzile kaç koyun ediyor
Dayaktan uslanalı hiçbirşey sormuyor
Yağmuru kim döküyor 
Ünzile kaç koyun ediyor
Dayaktan uslanalı hiçbirşey sormuyor.

Söz Aysel Gürel

YorumSezen Aksu

Sevgili Güncel Kadın Okuyucuları Merhaba,

Bu aydan itibaren her ay kadın sağlığına dair her konuyu burada tartışacağız.

Tabii ki karşılıklı olacak bu tartışmalarımız yani sizlerden gelen sorular doğrultusunda şekillenecek bir sonraki kadın sağlığı tartışmamızın konusu.

Ama bu yanlış anlaşılmasın, burada kadın sağlığına dair genel bilgileri tartışacağız, bilgileneceğiz, bilgilendireceğiz. Özel danışmanlık olmayacak.

Hadi bakalım nasıl ve nerede dokunacağız kalplerimize, zihinlerimize ??!!

Başlangıcı şöyle uygun buldum, umarım sizin de ilginizi çekecek bir başlangıç ve içerik olur!

''Kadın ve kız çocuklarının insan hakları, evrensel insan haklarının ayrılmaz parçasıdır. Kadınların, ulusal, bölgesel ve uluslararası  düzeyde siyasi, sivil, ekonomk, sosyal ve kültürel yaşama eşit ve tam katılımı; cinsiyetie dayalı her tür ayrımcılığın ortadan kaldırılması, uluslararası toplumun birincil hedefidir.

Toplumsal cinsiyet eşitliği ve toplumsal cinsiyette hakkaniyeti sağlamak için çalışmalar yürütülmes, kadına yönelik her türlü şiddet biçiminin önlenmesi, kadının kendi doğurganlığı hakkında söz sahibi olmasının sağlanması nüfus ve kalkınmayla ilgili programların temel hedefleridir.''

(Birleşmiş Milletler Sözleşmesi Viyena Deklarasyonu ve Eylem Programı1993 Bölüm 1 Paragraf 18)

Bu alıntıyı niye mi yaptım? Çünkü Dünya Sağlık Örgütü SAĞLIKLI OLMAK ı şöyle tanımlıyor:

SAĞLIK: Bir kişinin sadece hastalık ya da sakatlığının olmaması değil,  bedensel, ruhsal, zihinsel ve sosyal tam bir iyilik halinde olmasıdır. Bu iyilik hali biyolojik olduğu kadar kişinin içinde bulunduğu sosyal, eğitim, ekonomik ve siyasi şartlar tarafından belirlenir (UN Platform for Action 1995).

Yani bir insanın SAĞLIKlı olabilmesi için hasta ve sakat olmaması yeterli değildir. Bedensel ve ruhsal sağlıklı olabilmek için iyi bir eğitim almak, iyi beslenmek, gerekli her tür sağlık hizmeti alabilmek, sosyal aktivitelere katılabilmek ile doğru orantılıdır.

(Bu alıntıları yazacağım her yazının başlangıcına koymayı düşünüyorum, her kadının her ay kendisinin sağlığıyla yüzleşmesi ve sağlamasını yapabilmesi için)

 Yukarıda verdiğimiz ön bilgilerden sonra bizim toplumumuzun kadına, kız çocuğuna geleneksel yaklaşımından dolayı kız çocuklarının, kadınların genel olarak eğitim almada, sağlık hizmetlere ulaşabilmede, sosyal aktivelerde yer almalarında, iş hayatına katılmalarında sınırlar, engeller, zorluklar vardır. Aynı zamanda sosyal yapının kadına dayattığı sosyal rollerin sonucu olarak kadınların maruz kaldıkları sağlık riskleri vardır. Tüm bu etkenlerin yanısıra erkeklerle karşılaştırıldığında, kadınların üreme ve bedensel farklılıklarından dolayı maruz kaldıkları ve her yaş dönemine göre, ayrıca sağlık riskleri ve sağlık hizmetlerine ihtiyaçları vardır.

Şimdi gelelim asıl konumuza;

Yaşam boyu, dönemlerine göre ''KADIN'' ın karşılaştığı sağlık sorunlarına.

Ana Rahminde, Bebeklik ve Çocukluk Dönemi Sorunları:

Cinsiyet bir hastalık, değer içeren bir durum değil, biyolojik bir farklılıktır. Dolayısıyla kız ve erkek çocuğu arasında fark gözetilmemesi gerekir.

Ama toplumumuzda böyle değildir, cinsiyet ayrımcılığı vardır.

Cinsiyeti nedeniyle kız çocuğunun ana rahminden başlamak üzere maruz kaldığı negatif ayrıcalıklar, sağlığını olumsuz etkileyen yaklaşımlar şöyle özetlenebilir:

 - Gebelik süresinde cinsiyet seçimi, erkek çocuğu tercih edilmesi

- Cinsiyeti kız ise gebeliğin istenmemesi ve gebeliğin sonlandırılmak istenmesi

- Gebelik esnasında yanlış beslenme ve/veya beslenme eksikliği

- Gebelik takibi ve doğum eğitimine ve gebeye özgü sağlık hizmetlerine ulaşamama

- Bebeklik döneminde de cinsiyet ayrımcılığı devam eder, zira bebeklik döneminde erkek çocuklarının beslenmesine, sağlık hizmetlerinden yararlanılmasına dikkat edilir. Bu durum kendini şöyle gösterir; erkek çocukları genetikleri gereği, daha sık hastalanmalarına rağmen, 2-5 yaş arasıdaki kız çocuklarındaki ölüm oranları erkek çocuklarına göre çok daha yüksektir.

Ergenlik Dönemi Sorunları :

Ergenlik dönemi 10-19 yaş grubunu kapsar ve her iki cinsiyet için de çok önemlidir. İnsan yaşamında bir nevi biyolojik ve psikolojik ikinci doğuştur. Cinsel kimliğin ve birey olmanın kalıcı temel taşlarının oluştuğu dönemdir. Aynı zamanda tabii birey olma yolunda en kritik, en riskli dönemdir.

Bizim toplumumuzun kız çocuklarına geleneksel yaklaşımları ergen kızların sağlıklı bireyler olmasında engeller teşkil eder. Bu dönemde var olan biyolojik ve ruhsal sağlık açısından riskleri kızlar için daha da yükseltir.

Bir örnek verecek olursak; kız çocuklarında ilk adet kanaması bu dönemde başlar.

Genelde buna hazırlanmamış kız çocuğu kendi iradesi dışında başlayan bir kanama ile bir kirlenmişliğin içinde bulur kendini.

Nasıl mı?

Toplumumuzun çok büyük bir bölümü de kadınlar ADET KANAMASI olması durumunu KİRLENDİM diye ifade eder.

En geç adet kanaması başlangıcından itibaren kız çocukları artık erkek akranlarına göre başka bir muamele görürler aile, mahalle ve genel toplum tarafından. Artık kız ergen için hayatındaki en önemli şey NAMUS tur. Hayat bu NAMUS kavramı etrafında döner, kızın çocuğunun sevme-sevilme ihtiyacı,  sağlığı, eğitimi, bireysel gelişimi, kişisel istekleri değil, NAMUSudur en önem taşıyan. Ha namus derken iyi bir insan olma, yalan söylememe, kimseye haksızlık etmeme, vb. değil, iki bacak arasına sıkıştırılmış NAMUStur söz konusu olan.

 Sağlık açısından, bu ülkede kız çocuğu olmanın başka bir riski, çocuk yaşta evlendirilmek ve mümkünse evliliğin ilk senesinde de hamile kalmasıdır. Bu durum kız ergenin bedensel ve ruhsal sağlığı açısından yüksek riskler içerir.

Ruhsal açıdan, kız çocuğu evliliğin, cinselliğin ne olduğunu bilmeden  %99 oranında kendinden yaşça büyük erkeklerle evlendirilir. Gerdek gecesi çocuk için kan revan içinde geçen bir tecavüzdür, ömür boyu taşıyacağı travmadır.

Bedensel açıdan henüz bir hamileliği taşıyacak, bir çocuğu doğuracak durumda değildir. Çocuk yaşta evlenip gebe kalanlarda, gebeliğe bağlı yüksek tansiyon, hamilelik zehirlenmesi dediğimiz ölümcül olabilen hastalıklar, kansızlık, kalça kemiği ile çocuk başı uyuşmazlığı, daha bir çok hastalık ve gebeliğe bağlı ölümler yetişkin yaştaki gebelere göre çok daha yüksektir.

Ergen yaştaki bir gebe henüz çocukluktan ergenliğe geçmenin, ergenliğin kaosunu içinde bocalarken evlilik gibi, anne olma  gibi, ne bedensel ne ruhsal hiç hazır olmadığı, bir ömür boyu sürecek sosyal rolü, sorumluluğu almak, taşımak zorunda kalıyor.

Genel olarak (istisnalar kaideyi bozmaz) ana rahminden ergenlik dönemi sonuna kadarki sağlık açısından kadın yaşamını şöyle bir özetlersek;

Cisiyeti dişi olduğu için istenilmeyen bir gebelik...artık biliyoruz ki, spermin yumurtayı döllediği andan itibaren gebenin psikolojisi doğacak çocuğun psikolojisini direkt etkiliyor.

Doğan kız  çocuğuna, ama yiyecek paylaştırma da ama eğitimle ilgili konularda ama sevgi-ilgi görme de erkek kardeşlerine göre ikinci sınıf olduğu  sürekli hissettirilir.

Kısa bir süre önce bir devlet büyüğümüz adet kanaması geldikten sonra kızların babalarının kucağına oturmaları caiz değildir, demişti.

Yani 11 yaşından itibaren kız çocuğu babasına sarılamaz, demektir bu. Baba sevgisinden mahrum kalmaktır. Oysaki ergenlik dönemi karşı cins ile ilişkilerin  şekillendiği bir dönemdir ve çok önemlidir. Baba kız çocuğu için karşı cinstir. Baba ile oluşan, gelişen ilişki kadının bir ömür boyu erkeklerle oluşturacağı ilişkilerin temelidir, devamıdır, tekrarıdır, bu kadar önemlidir baba kız ilişkisi.

Ergenlik döneminde en önemli bedensel gelişme adet kanamasının başlamasıdır, bir nevi 2. doğuştur, kadınlığa geçişin birinci adımıdır.

Adet kanaması, utanılacak, saklanacak, kirlenilen bir şeymiş gibi lanse edilirken bir kız çocuğu, bedensel ve psikolojik olarak nasıl sağlıklı olabilir bu mümkünmüdür ? Bu şartlarda kız çocukları, geleceğin kadınları, anneleri nasıl bir özgüven, kendine saygı-sevgi geliştirebilirler? İleride kendisine verilmeyen, öğretilmeyen sevgiyi, sevilme duygusunu eşine çocuklarına verebilmesi mümkünmüdür ?

Sevgili Güncel Kadın okuyucuları kadın sağlığı yazı dizimizin 1. bölümünü ana rahminden  başlayıp, ergenlik dönemi sonuna kadarki yaş bölümüne ayırdık. İkinci bölüm kadının erişkin ve üreme dönemini kapsayacak.

Kalbinizin gün ışığı bol olsun ! Sevgilerimle

op.dr.karahan@gmail.com 

 

 

 

 

 

 

 


Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :