Göz Çevresi Kırışıklıkları Tarihe Karışıyor

04 Nisan 2018 Çarşamba 10:00
12
14
16
18

Cildimiz tüm vücudumuzu kaplar ve bizi dış etkenlerden korur. İnce ve narin yapısına rağmen, gösterdiği direnç ve sahip olduğu esneklik ile karşılaşılan belirli derecelerdeki fiziksel darbelerin deri altına ulaşmasına engel olur. Özellikle de sahip olduğumuz en hassas bölge olan göz çevresinin korunmasında cilt, adeta bir kalkan görevi görür. Ancak bu sihirli koruyucu; yaşam kalitesindeki azalma, kötü alışkanlıklar, yaşlanma gibi olumsuz faktörler nedeniyle hasar görmeye başlar. Hasar gören cilt yorularak kendini tedavi etmede yavaşlamaya başlar ve esnekliğini kaybederek ışıltılı ve pürüzsüz görünümünden uzaklaşır. Yaşlanmanın ilk belirtileri ise ifademize anlam katan gözlerimizin çevresinde başlamaktadır.

Zamansız Çizgiler

Göz bölgesi, sahip olduğu ince deri nedeniyle en hassas yapılı cilt bölgesi konumundadır. Uyku düzeninin korunması, sağlıklı beslenme, sigara ve alkol gibi kötü alışkanlıkların kullanılmaması, düzenli bir program dahilinde spor yapılması, güneş koruyucu ve nemlendirici kozmetik ürünlerinin kullanılması her ne kadar cildimizin zarar görmesini engellemeye ve sıkılığının korunmasına yardımcı olsa da, cildin sahip olduğu kalıtsal özellikleri ve göz çevresindeki hassasiyeti durdurmakta kesin ve kalıcı bir başarı göstermesi beklenemez. Özellikle göz çevresindeki hassasiyet karşısında, göz çevresi kırışıklıklarıile mücadele ederken yukarıda sıralanan olumsuzluklar karşısında alınan çözümler tek başına yetersiz kalabilmektedirler. Kalıtsal olarak daha erken yaşlarda kolajen üretimini durdurma ve esnekliğini kaybetme eğilimi olan cilt tiplerinde, fark edilen ilk doku bozulmaları ve kırışıklıklar 20’li yaşlarda bile gözlenebilir; ortaya çıkan ilk kırışıklıklar ise hassasiyet, elastikiyet kaybı ve kalıtım nedeniyle göz çevresinde yer alacaktır.  Kolajen üretimini arttırmaya yönelik bir beslenme şekli benimsemek, esneklik ve kolajen arttırıcı kozmetik ürünler ile bunu desteklemek cildimizde olumlu yönde değişikliklerin oluşmasına neden olabilir; ancak özellikle göz çevresi kırışıklıkları karşısında belirgin bir iyileşme ile karşılaşılması güçtür.

Çizgilerin Oluşumuna Engel Olabilir miyiz?

Cildimizin en hassas bölgesi olan göz çevresi, sahip olduğu incecik deri ve hassasiyet sebebi ile tehlikeli güneş ışınları gibi olumsuz dış faktörlerden en çok etkilenen ve yaşlanmaya bağlı olarak en hızlı değişimin gözlemlenebileceği bölgedir.

Yaşlanma ve kalıtsal etkiler nedeniyle cildimizdeki nem miktarı ve nem tutulumu azalma göstermektedir. Bu da, zaten ince ve hassas yapıdaki göz bölgesinde kırışıklıkların gözlenmesindeki en önemli nedenlerden biridir. Benzer şekilde, mimiklerin kullanımına bağlı olarak beliren ifade çizgileri de zaman içerisinde kalıcılık kazanarak kırışık görünümün sebeplerinden biri haline gelebilir. Düzensiz uyku, yetersiz su tüketimi, sağlıksız beslenme, zararlı güneş ışınlarına karşı önlem almamak, sigara ve alkol tüketimi  yaşlanma etkilerini hızlandırır ve göz çevresi kırışıklıklarının görünümünde belirgin bir artış olmasına neden olur. Göz bölgesindeki kırışıklıkların oluşumuna etki eden belki de en önemli neden ise, vücut tarafından üretilen ve Hyaluronik Asit adı verilen maddenin üretiminde yaşa bağlı olarak azalma gözlenmesidir.

Hyaluronik Asit’in salgılanması, ciltte suyun muhafaza edilmesine neden olur. Böylece cildimiz, su kaybına bağlı olarak gözlemlenebilecek olan renk değişimlerinin, kuruluğun ve kırışıklıkların önüne geçmektedir. Ancak zaman içerisinde Hyaluronik Asit’in üretilmesi ve salgılanmasında yaşanan azalma, cildimizin kendi kendini onarmasındaki hızın düşmesine ve göz bölgesinde deformasyonlar yaşanmasına neden olabilmektedir.

Sıralanan olumsuz faktörlere yönelik önlem alınsa da, sadece doğal yöntemlerle yaş ve kalıtımla mücadele etmek pek mümkün görünmemektedir. Eğer cilt tipiniz kalıtımsal olarak elastikiyet azalmasına eğilimliyse, kolajen üretiminiz erken yaşlarda azalmaya başlıyorsa ya da nem kaybı sorunu ile tahmin edilenden önce karşılaşıyorsanız, göz çevresi kırışıklıklarını önlemek ya da mevcut kırışık görünümün kaybolmasını sağlamak için medikal çözüm önerilerinden yararlanarak fayda sağlayabilirsiniz.

Gözlerinize Sihirli Bir Dokunuş

Göz çevresi dolgusu; göz çevresi kırışıklıkları ile mücadelede belki de en etkili yöntemlerden birisidir. Yöntem uygulandığında kısa süre içerisinde, uzun süre kalıcı bir çözüm sunmakta ve göz çevresi kırışıklıklarının önüne geçerken mevcut kırışık görünümün düzeltilmesinde belirgin bir çözüm sunmaktadır.

Eksikliği göz çevresindeki kırışık görünümün en büyük sebeplerinden biri olan Hyaluronik Asit etken maddesini içeren göz altı dolgusu yöntemi, göz çevresinin kaybettiği esnekliği ve nemi tekrar kazanmasına yardımcı olarak kırışıklıkların önüne geçmektedir. Dolgu yöntemi sayesinde mevcut kırışık görünüme sebebiyet veren hafif çizgilerin düzelmesi sağlanırken, derin çizgilerin ise daha pürüzsüz bir görünüme ulaşması sağlanmaktadır. Göz çevresine uygulanan göz çevresi dolgusu yöntemi ile koyu halka görünümünden de kurtulmak mümkündür. Böylece, koyu görünümden kurtulmak için yoğun biçimde kozmetik ürünleri kullanmanıza gerek kalmaz ve göz çevrenizi yorarak görünümün gittikçe kötüleşmesinin de önüne geçebilirsiniz. Benzer şekilde, yaş ya da dış etkenler tarafından oluşan ve göz çevresinde karşılaşılan çökme sorununa da göz çevresi dolgusu yöntemi ile çözüm bulunabilmektedir. Bilindiği gibi göz çevresinde karşılaşılan çökme sorunu nedeniyle hem yüz ifademiz değişmekte hem de kırışıklıklar daha da derinleşebilmektedir. Dolgu yönteminin uygulanması ile birlikte çukur görünümünde ve buna bağlı olarak göz çevresi kırışıklıklarında düzelme gözlemlenir.

Gözlerimiz sadece sahip olduğumuz en hassas bölge değil; aynı zamanda kendimizi ifade ederken kullandığımız en önemli iletişim aracımızdır. Gerek kalıtsal gerek fizyolojik sebepler nedeniyle oluşabilecek göz çevresi kırışıklıkları, mimiklerimizdeki ve dolayısı ile gözlerinizdeki ifadenin de değişmesine neden olabilir. Bakışlarınızdaki anlamı kaybetmemek için kucukbirdokunus.com sitesini ziyaret ederek, size uygun çözüm önerilerinden yararlanabilir ve bu sihirli dokunuşun bir parçası olabilirsiniz. 

 

 

 


  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :



+ Benzer Haberler
» Kalp idare etmez!
» Masa başında çalışıyorsanız egzersizi ihmal etmeyin
» Menopoz döneminde kemik erimesi artıyor
» Dünya gıda günü 4 maddede temiz beslenme!
» Dünyada her yıl 2 milyon, Türkiye’de ise 25 bin kadına meme kanseri tanısı konmaktadır
» Konuşma Bozuklukları Kongresi
» Mağdurlara destek verdi Nobel ödülünün sahibi oldu
» Gebelik döneminde gözlere dikkat
» Sosyal medyadaki abartılı hayatlar gençleri tehdit ediyor
» Obez erkeklere babalık müjdesi
» Hastalık hastalığından psikolojik destekle kurtulmak mümkün
» Ünlü oyuncular meme kanseri için çağrıda bulundu: "Asla bana olmaz demeyin"
» Gıda güvenliğinizden ödün vermeyin!
» Meme Kanserinde erken tanı ömrü 7 yıl uzatıyor
» Kat kat giyinin, sofrayı hafifletin
» Lazerli kanal tedavisi diş kaybına son!
» 20’lerindeki kadınla 40’larındaki bir kadın aynı şekilde beslenebilir mi?
» Pembe Top Özge Özpirinçci’ye emanet
» Yenidoğan bebeklerde emzirme nasıl olmalıdır?
» Türkiye’de her yıl 25 bin yeni meme kanseri tanısı konuyor
» Test ürünleri bulaşıcı hastalıklara davetiye çıkartıyor
» Kontakt lens kullananların yüzde 80’i risk altında
» Sağlıklı bebekler için hamilelikte sağlıklı beslenme şart
» Emzirirken dikkat edilmesi gereken 10 nokta
» Anne Sütü Bebeği ve Anneyi güçlendiriyor