Göç,Dram,Hüzün ve İki Yaka Yarım Aşk...

19 Eylül 2017 Salı 22:00
12
14
16
18

Ali (16), 1924 mübadelesinde  anneannesi (Hatice 60)  ve teyzesiyle (Zeynep 35) ile birlikte  Yunanistan’ın Kareferye kasabasından Türkiye’nin İzmir Karaburun ilçesinin Ambarseki köyüne gelir.

Ali, anneannesi ve teyzesi, zorlu bir gemi yolculuğunun ardından  kendilerine gösterilen köye yerleşirler. Yunanistan’da varlık içinde olan aile, Ambarseki’de  tam bir hayal kırıklığı yaşar. Buna rağmen Ali, köyü sevmeye başlar.   Çünkü Ali Nergis’ten ( 15) hoşlanır.   Ancak, köy halkı, Yunanistan’dan gelen bu aileye ön yargılıdır. Bunların başını Himmet ağa (60) çekmektedir.  Ali’nin hoşlandığı kız Nergis’i Himmet ağanın oğlu Zübeyir  (18) sevmektedir. Ali ve Zübeyir’in kavgaları Nergis üzerinden olurken, bu kavga temelde yerli-mübadil ekseninde yaşandı. Mübadil ailenin hem yerleştikleri evi beğenmemesi hem de Himmet ağa ve oğlu tarafından rahatsız edilmesi köyden kaçışlarını tetikledi. Ali, bu durumdan son derece rahatsız olur.  Köyden ayrılmayı istemez, ancak anneanne ve teyzesinin baskısına daha fazla dayanamaz ve İstanbul’a göç ederler. İstanbul’dan Nergis’e mektuplar yazan ancak karşılığını alamayan  Ali, bir mücevheratçının yanında çalışmaya başlar.

 Uzun yıllar geçer. Bir gün, kolyesini tamir için  Ali’nin mücevherat dükkanına gelen bir kadın (Nergis) gelir. Ali, kolyeyi hatırlar, şaşkınlıkla birbirlerine bakarlar ve birbirlerini tanırlar. İkisi de hem sevinçli hem heyecanlıdır. Bir kafede otururlar, hasret giderirler. Ali’nin eşi olmüştür, Nergis de eşinden şiddet görmektedir. İkisi için yeni umutlar filizlenmeye başladığında, Ali’nin kalbi bu heyecana dayanamaz.

Selin Üşar 

Kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Adım Selin Üşar 2001 İzmir doğumluyum.11.sınıf Dil bölümünde okuyorum.10 yaşımdan beri tiyatro eğitimi alıyorum.

‘İki Yaka Yarım Aşk’ sizde nasıl bir etki bıraktı?

Mübadillerin vatanlarından , geçmişlerinden kopartılıp  , hiç bilmedikleri topraklarda yaşamak zorunda bırakılmaları beni çok etkiledi.



Nergis’i anlatır mısınız? Nergis neler yapıyor?

Nergis’in, Karaburun  Ambarseki köyünde sıradan bir yaşantısı varken Ali'nin gelişiyle hayatı bir anda değişir.

Siz filmde oynarken duyduğunuz hisleri anlatır mısınız?

İlk defa bir filmde oynayacak olmam ve bu hikayenin mübadele dönemindeki gerçek bir aşk öyküsü olması beni  çok heyecanlandırdı. Alanında ustalaşmış  büyüklerimle aynı filmde oynadığım için kendimi çok şanslı hissediyorum.

Size göre filmin çarpıcı yönü nelerdir?

Bence filmin en çarpıcı yönü Ali ve Nergis'in yarım kalan aşkı...

Geçmişte yaşananları filmde oynamak sizdeki etkisi nedir?

O dönemle ilgili bildiğim tek şey zorunlu göçtü. Filmde oynadıktan sonra mübadele döneminde yaşananlar beni derinden etkiledi.

Film sizi ne gibi düşüncelere itti

Dilerim hiç kimse, her ne sebeple olursa olsun yaşadığı topraklardan sürgün edilmek zorunda bırakılmaz.

Deniz Doğa Teğün

Deniz Doğa Tegün kısaca kimdir?

Kendimi kısaca tanıtmam gerekirse 1999 yılının aralık ayında İstanbul'da doğdum. Çocukluğumu elimden kamerayı düşürmeden geçirdim neredeyse, çeşitli çekimler yapan doğaya meraklı, kameranın önünde kendimce türlü türlü oyunlar oynayan bir çocuktum. Kameraya ve bu tür oyunlara bu denli ilgimin olduğunu gören annem, beni bu alana doğru eğitim almam için yönlendirdi; bu sayede de çocukluğumda Taksim Sanat Drama Oyunculuk Okulunda, ardından da Sadri Alışık Kültür Merkezinde drama ve oyunculuk üzerine çeşitli dersler aldımböylece tiyatro oyunlarında oynamaya başladım. Ardından, TRT’nin çocuk kanalı için farklı tanıtım ve kısa filmlerinde oynadım. Liseye geçtiğimde ise Anadolu Lisesinde okulumuzun tiyatro topluluğunun kurucu – oyuncuları arasındaydım.Lise son sınıfımda üniversite sınavına sinema bölümüne girmek için hazırlanırken Yönetmen Nurdan Tümbek Tekeoğlu'ndan çarpıcı senaryosu olan bir kısa film teklifi geldi, İki Yaka Yarım Aşk. İki Yaka Yarım Aşk'ın çekimleri biter bitmez idealim olan ve çok sevdiğim fakülteyi kazandım, şu an Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi İngilizce Sinema ve Televizyon Bölümünde okuyorum. Hobilerim sinema ve tiyatro ile ilgilenmek, kitap okumak, piyano çalmak, resim yapmak (özellikle kara kalem), yüzmek ve tenis. 

Ali'nin hikayesi sizde ne etki yarattı?

Ben de mübadil torunu olan Çeşme ve Urla'ya yerleştirilen sonrasında İzmir'e taşınan bir mubadil torunu olarak; anneannemden aile büyüklerimin yaşadığı mübadele öykülerini çok dinlemiştim. Böyle olunca, canlandırdığım Ali karakteriyle senaryoyu okuduğum ilk andan itibaren aramızda özel bir bağ kurulmuş oldu.Rolümü canlandırırken çoğu yerde o yıllara gidip geldim, Ali'nin karakteriyle derin bir empati kurdum. Artık adeta Ali bendim.

Film genel anlamda izleyiciye ne mesajlar veriyor?

İnsan ayrımı yapmanın, ötekileştirmenin, insanları tanımadan yargıda bulunmanın acımasızlığına dikkat çeken ve insana dair tüm bu olumsuz duyguları yeniden sorgulamamızı sağlayan etkili, sevgi dolu, insancıl bir yapım.

Mübadelenin zorluklarını yaşamamış olan insanlara aslında durumun ne kadar trajik olduğunu gösteriyor ve onların duygu ve düşüncelerini daha iyi anlamamızı sağlıyor.Mübadillerle empati kurmamızı sağlıyor.

Oyuncu olarak film ve oynadığınız karakter sizde heyecan yarattı mı?

Yaratmaz olur mu? Aslında duygudan duyguya derin geçişler yaşattırdı bu film bana; aşk, hüzün, heyecan, ötekileştirilme, çevre ve şartların zorluğuna rağmen adapte olma ama en sonunda oradan da istenmeyerek koparılma. Daha birçok neden sayabilirim, kalbe dokunan, sorgulayan ve sorgulatan müthiş bir film.

İki Yaka Yarım Aşk'la hikayenin anlatımı sorunları gündeme getirmesi size göre yeterli mi?

Oldukça yeterli, insanlar filmi izledikten sonra özellikle günümüzün en önemli sorunları arasında yer alan ötekileştirme konusuna daha duyarlı ve farklı bir bakış açısıyla bakacaklarına inanıyorum.

Ali'ye dönersek Ali'nin acılarını, duygularını anlatır mısınız?

Annesini babasını yitirmiş ben yaştaki bir mübadil bir gencin, göç sebebiyle anne ve babasını mezarlarını dahi bir daha ziyaret edemeyecek oluşu içimi acıttı. Bütün sevdiği her şeyi, evini, kedisini, ağaçlarını geride bırakmış, göç edip başka bir diyara hiç bilmediği bir yere gelmişti.

Geldiği yerde de göçmen olduğu için diliyle, kültürüyle dışlanmış, ötekileştirilmişti. Ali’nin içinde derin bir özlem vardı, ayrılık acısı taşıyordu. Çekimler esnasında bunu yüreğimde yaşayarak hissettim. Ali de bu acıyı hep yaşadığı için, Ali neye tutunmaya çalıştıysa hep yarım kalıyordu, aşka tutundu o da elinde ne yazık ki yarım kaldı…

Yağmur Damcıoğlu

Kendinizi özetle nasıl anlatırsınız?

Karşılaşması değişik bir soru oldu benim için. İnsanın kendini anlatması zor biraz. Ama şöyle diyebilirim ki olaylar ve insanlar arasında denge unsuru olmayı severim ve çoğu defa hayata optimist bakan yönüm olduğu söylenir.

Zeynep karakteri filme nasıl bir hayat veriyor?

Zorunlu göçlerin-Meksikalı Afrikalı Suriyeli  farketmiyor hepsi göçmen- yansıması olmaya çalıştım. Zeynep de bir göçmen olduğuna göre dünyanın bir yansıması, Zeynep'in filmde işlenişinde ardında bırakmak zorunda kaldığı bir de aşk acısı var. 

Film size geldiğinde oyuncu olarak neler düşündünüz?

Mesleğimle ilgili  iş yapma becerisi cıktı. Umarım altından kalkabilirim diye düşündüm. 

Diğer filmlerden sizin için farkı nedir?

Karakter boyutunda islenmiş hoş bir roldü. Konusu da  evrenseldi, günceldi. 

Annem ile aynı filmde oynamak bambaşkaydı ve çok özeldi. Aynı zamanda İbrahim Raci de bebekliğimi bilir. İbrahim abimle de aynı filmde çalışma fırsatım oldu. Ben kollektif çalışmaya inanan ve onu destekleyen biri olmuşumdur her zaman, ekip o kadar tatlı ve profesyoneldi ki çok kısa sürede çekilen bu filmi özel kılmakta gecikmedi.

Yaşanmış dramatik olayları oynamak size ne anlatıyor?

Oyuncunun özgürlüğünü kısıtlayabilir  ama aynı zamanda daha sistemli çalışmasının ve ciddiye almasını da sağlar diye düşünüyorum. 

‘İki Yaka Yarım Aşk’ sizin için önemi nedir?

Annem ile aynı filmde oynamak ve hatta anne-kızı oynamış olmak benim için en önemli şeylerden biriydi. Biz şimdi, aynı okuldan mezun, meslektaş ve aynı filmde yer almış bi ikili (anne-kız) olduk. 

Aylin Kumbaracıoğlu

Kendinizden bahseder misiniz?

Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi oyunculuk bölümü mezunuyum.33 yıldır İzmir Devlet Tiyatrosu'nda oyuncu olarak görev almaktayım

Mübadiller size ne anlatıyor?

Mübadiller bana vatansızlık kavramını anlatıyor Bu benim ailem de de yaşanmış bir sosyal sorunlar öyle bir konuyu işleme fırsatı bulduğum için kendimi şanslı hissediyorum.

‘İki Yaka Yarım Aşk’ Filmi için teklif geldiğinde neler düşündünüz?

40 yıllık arkadaşım Hilmi Zafer Şahin aracılığıyla teklif aldım. Kızımla karşılıklı ana kız rolü oynayacağım içinde bu teklife sıcak baktım. Ayrıca aile geçmişimde göç problemi olduğu için bu filmde görev almayı kabul ettim

Bu film size neler anlatıyor

Zaten çok yabancı olmadığım bir konu olan mübadele, içinde barındırdığı kişiseldir dramlarla da işlenmeli diye düşünüyordum. Bu film bana bu fırsatı verdi.

Hatice karakterini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Böylesi filmlerde daha çok oynasam dediniz mi?

Ben zaten üç kuşak mübadilim. Hatice karakteri tarafından büyütülmüş bir çocuğum. Bu yüzden hiç zorluk çekmedim.

Bu filmin sizin için özel yönü varmı?

Öncesi için bir şey diyemem ama bundan sonrası için böyle filmler daha çok ve uzun metrajlı çekilmeli diyorum.


 

Nurdan Tümbek Tekeoğlu Yönetmen

Göç, göçmen, mübadil, muhacir, yabancılık, hasretlik...

İnsan, çocukluğunda ailesinden duyduğu bu kelimelerin ne anlama geldiğini pek bilemez. Büyüdükçe, kabuk bağlamış bir yaranın kanamaya başladığını hisseder insan. Üçüncü nesil biz mübadil torunları, bu duyguları en çok hissettiğimiz yaşlardayız. Yıllarca anneannemden ve annemden mübadil hikayelerini dinledim. Çok zor koşullarda hayata tutunmalarını, başka ellerde yeni bir hayat kurma mücadelelerini  dinledikçe,onlarla gurur duydum.

Bu proje, benim için sadece bir kısa film yapmanın ötesinde, bir gencin dünyasından göçün yarattığı ağır travmayı anlatmaya çalıştım. Yıllarca bana anlatılanları, başkalarına anlatmaya bir anlamda kendimi mecbur hissettim. Çünkü bu insanlar, hasretliklerini anlatamadılar. Geldikleri yerlerde komşuları vardı, sevdikleri, yaşanmışlıkları vardı.  Tarihleri, kültürleri ve nihayetine mezarları vardı.

Kadınlar, bu anlatmadıkları anılarını çeyiz sandıklarında, erkekler de sigaranın dumanında mı gizlediler.

 

 

 

 

 

   


  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :



+ Benzer Haberler
» Türk Modasının Uluslararası temsilcileri
» Özgen Berkol Doğan Bilimkurgu Kütüphanesi
» Ünlü Oyuncu Betül Arım’ın en büyük hayali: “Sevgi ve Sanat Çiftliği” kurmak
» Kahkaha ile kalın
» Ayşe Tolga: “Yiyecek seçimlerinde hata yapıyor olabilirsiniz”
» “Sanat Basına Yansımıyor”
» Güzel spiker canlı yayında
» Burcunuza göre eğitim ve kariyer planlamanız nasıl olmalı?
» Bass: " Türkiye’nin güçlü, demokratik ve barış içinde olması bizim de yararımızadır."
» Türkiye güzeli Açalya Samyeli Danoğlu Röportaj...
» Moda tasarımcısı Selma Çilek güzellik sırlarını anlattı
» “Ayrılan Kadınların El Kitabı”
» İsrail Büyükelçisi Eitan Naeh, Türkiye- İsrail ilişkilerini anlattı
» İdil Fırat: “Aşık olduğum adam gözlerinin içiyle gülmeli”
» HülyaNida Şahin’den kadın-erkek ilişkilerine çarpıcı bir yaklaşım “Zavallı erkekler” kimin eseri?
» Bensu Soral: “Hayvanları Sevmeyen İnsanlara Hayatımda Yer Vermiyorum”
» Ben sen’im ve sen ben’sin
» Türkiye serbest dalış rekortmeni Şahika Ercümen: "Suyu gördğüm an gülme hissim uyanıyor"
» Rekorlarla dolu serüven; İpek Soylu
» Kanada Büyükelçisi Chris Cooter
» "Seneye çocuk düşünüyoruz"
» Yeşilçam’ın yakışıklı jönü Ediz Hun
» Güzelliğiyle büyüleyen Açalya Samyeli Danoğlu: Podyumda yürümek beni mutlu etmedi...
» ‘Hayat Şarkısı’nın Süheyla’sı Seray Gözler ile Röportaj…
» Aylin Saraçoğlu; Yazmak benim için bir tutku…