YAZARLAR Füsun SU
12
14
16
18
26/08/2017 13:54
“Seni sevmiyorum” Diyebilmenin erdemi ve Londra

Kızım Talya ile birlikte seyahat etmeyi seviyoruz. Israrla Japonya seyahati istiyordu ama işin aslı korktum. Yalnız başıma dünyanın her yerine gidebilirim ama küçük bir çocuk, büyük sorumluluk demek. Nihayetinde dilini konuşabildiğimiz ve evimizden 4-5 saat uzaklıkta bir ülke seçmesini isteyince doğal olarak Londra’ya seyahate karar verdi.

Çok keyifli 5 gün geçirdik kızımla. Dönüş yoluna girdiğimizde Talya “Anne lütfen hep burada kalalım. Burada herkes çok nazik ve kimse korna çalmıyor.” Diye sızlanıyordu.

Toplu taşıma ile heryere kolaylıkla ulaşmamız, sokakların sakin ve tertemiz halleri, insanların nezaketi  ve tabii ki yüzyıllardır dimdik ayakta duran binalar ve çınarlar. Sahiden Londra belediyesi yılda birkaç kez dikilip sökülen renkli bitkilerden, çiçeklerden haberdar değil ya da ihaleye girecek dayıları, enişteleri yok belki de. Çünkü her yer yemyeşil çimen ve milyonlarca ağaç var. Sokaklar ince uzun parklarla ayrılıyor birbirinden, ağaçlar, ağaçlar ve yüzlerce yıldır orada duran ağaçlar. Çiçekleri ise kent sakinleri ve dükkanlar binalarında, balkonlarında cephelerinde bolca ve şahane kullanmışlar.

Benim gönlüm uçsuz bucaksız parklarda, bahçelerde kaldı. Londra halkı kabuklu yemişleri ve teneke kutulu içecekleri parklarda tüketmenin zevkinin farkında değiller. Tek bir çöp, izmarit, şişe, teneke kutu ve ayçekirdeği kabukları yok parklarda. Yoksa bu medeniyet denilen şeyin bir göstergesi mi? Pis diyebileceğim yerler yalnızca turistlerin kullandığı turist otobüsleri  ve yine turistlerin beklediği kuyruk civarları. Hem o koca parkların olduğu yerlere AVM’ler, toplu konutlar dikmek de pek akıllarına gelmiyor sanırım. Ne büyük rantı gözden kaçırıyorlar.

Neyse zaten bu yazım, ülkeleri, yönetimleri kıyaslama yazısı ya da bir gezi yazısı değil. Gezi planınızı internet bilgileriyle rahatlıkla yapabilirsiniz nasıl olsa.

Benim yazım yine aşka dair, kırık bir aşk hikayesine, en azında aşkın arayışına dair bir yazı olacak. Çünkü Londra’dan bana kalan en esaslı hikaye bu oldu.

Londra şehir gezisini hep Talya’nın seçimleri doğrultusunda gerçekleştirdik. Çünkü bu kez Londra’da oluş sebebim Talya idi. Hyde Park’a yakın olan otelimizden yürüyerek keşiflerde bulunmak kolay ve güzeldi. Ilık  yaz günü parkta, göletin kıyısında kuğular eşliğinde yürüdük. İleride, oldukça uzakta gördüğü bina Talya’nın ilgisini çekti ve oraya gitmek istedi. Aslında yalnızca tarihi bir bina olarak görünüyordu uzaktan. Haritadan bakmadık, hiçbir fikrimiz olmadan yürüdük binaya doğru. Kapısında Kensington sarayı yazıyordu. İsmi yabancı gelmedi bana. Hemen internetten bilgilerimi tazeledim. Leydi Diana, Prens Charles’tan ayrıldıktan sonra burada yaşamıştı.

Bir çok genç kız gibi, 1981’de TV’lerde hayranlıkla izlediğimiz o muhteşem düğün geldi aklıma. İngiltere prensi, genç ve hoş bir kızla evleniyordu ve bu kız artık bir prenses olacaktı. Prenses…

Ben tam bunları düşünürken, Talya’nın sorusu ile kendime geldim. “Anne nasıl prenses olunur?”  10,5 yaşında bir çocuk için ne muhteşem bir hayal prenses olabilmek. “Anne sen prens Charles ile evlensen, o zaman ben prenses olur muyum?”  diyerek prenseslik yolunu nasıl açabileceğini soruyor bana. “Annecim bana bu kadar yaşlı bir adamımı uygun gördün kızım, en az 15-16 yaş büyüktür benden Prens Charles.”  Ve kahkahalar….

Yüzlerce prens, prenses, kral, kraliçe geçti bu dünyadan. Kimseye kalmadı taçlar, tahtlar ve hazineler…

Sarayı uzunca gezdikten sonra, keyifli bahçesinde oturup bir şeyler atıştırırken biraz Prens ve Prenses’e dair magazin yoklaması yaptım internetten.

Görkemli düğünü ve yıllar sonra da Leydi Di’nin muammalı, şüpheli  trafik kazasını biliyordum. Ama dedikodu, burnumun ucunda bile ilgimi çekmediğinden, taa İngiltere’deki  dedikodularla ilgilenmemiştim.

Ama interneti karıştırdıkça ilgimi oldukça fazlası ile çekmeye başladı konu. Aslında magazinsel dedikodunun güçlü bir çekim gücü olduğunu itiraf etmeliyim.

Aslında asıl hikaye İngiltere halkı tarafından çok sevilen Leydi Di’nin ölümü ile başlıyor. Bahçesinde oturmakta olduğumuz prensese, sanırım dişilik hormonlarımın da katkısıyla kendimi pek yakın hissettim.

Güzel bir genç kız, hayaller ve beklentilerle yeni bir hayata adım atıyor. Dile kolay, prenses olacak. Eh bir şekilde müstakbel eşi tarafından sevildiğine de inanıyor. Dünya TV’lerinde naklen yayınlanan görüntüler eşliğinde, pek şatafatlı  evleniyor henüz 20 yaşındayken. Nazik, güleryüzlü, yardımsever tavırları ile halk tarafından çok seviliyor. Gel gör ki, evliliğinde mutlu değil. Ama biz o zamanlar bunu bilmiyoruz. O kadar mal, mülk, olanak var, prensessin işte, otur oturduğun yerde, değil mi? Ama hayır sevgi istiyor, aşk istiyor, her kadın gibi ilgi görmek istiyor.

Tam da bizim Londra seyahatimize denk gelen şu günlerde,bir de  Leydi Diana’nın ses kayıtları çıkıyor ortaya. Özel hayatında ne kadar mutsuz olduğunu duyuyoruz kendi sesinden. Kendisini Prens Charles’a beğendirebilmek için neler yaptığını anlatıyor. Kocasının gözüne girebilmek için o incecik kızın daha da kilo vermeye çalışması gibi. Ya da 4 aylık hamileyken kocasının ilgisini çekebilmek için kendisini merdivenlerden atışı gibi. Kadın işte. Zayıf, kırılgan, duygusal bir aşk kadını.

Evlendikten birkaç yıl sonra, masal prensesi Diana’nın aşk masalı, kocasının üstelik de evli bir kadın olan Camilla ile ilişkisini öğrenmesi ile sarsılıyor. Üstelik kendisinden 15 yaş büyük olan kocası Charles, Leydi Di ile evlenmeden önce de Camilla ile ilişki içerisindeymiş. Kadınlık içgüdüsü ve evliliğini korumak adına ard arda 2 çocuk doğruyor genç yaşta. Gel gör ki, hiçbir işe yaramıyor. Masalsı düşü, kabusa dönüşüyor.

Dedikodular şöyle devam ediyor. Prens Charles ve Camilla nihayet, Leydi Diana 96 yılında öldürüldükten sonra ilişkilerine aleni devam ederek, 2005’te de evlendiler. Halk Camilla’yı prenses olarak kabul etmiyor. Ve Kraliçe Elizabeth 95 yaşına gelince yani 3 yıl sonra tahtını oğluna devredecek. Prens Charles 2021 yılında en yaşlı kral olacak. Ama Camilla prenses, kraliçe olamayacak. Bu dünya kral mezarlarıyla dolu. Acaba Charles ve Camilla’nın steril evliliği Diana’nın karanlıkta döktüğü gözyaşlarını , yıkılan hayallerini ve kırılan onurunu  temizledi mi dersiniz?

İnternet magazinine okumaya devam ediyorum. Prens ve prenses evliliklerine son verdikten sonra, Leydi Diana’nın yaşadığı aşklar ve zaman zaman histerik tavırları basına konu olmuş. Aaaa, bir ajanın ölüm döşeğinde  “Leydi Diana’yı ben öldürdüm”  itirafının da bu günlerde olması, bizim Londra seyahatimizi kırık bir aşk hikayesinin izdüşümünde daha da renklendiriyor benim açımdan. Peki bu ajan kimin için çalışıyordu? Muhakkak o sorunun yanıtı da gelecektir bir gün. Hakikat hiçbir zaman gizli saklı kalmıyor işte. Gün geliyor birer birer dökülüyor kirli çamaşırlar. Aynı, kraliyet ailesinin karanlık iç dünyasını, Leydi Diana’nın boşandıktan sonra anlatması gibi.

Biraz da empati yapayım istiyorum. Prens Charles sevdiği kadından, Camilla’dan uzun yıllar uzak kaldı, Camilla sevdiği adamın gözler önündeki hayatını izledi diyelim. Birbirlerine aşkla ve sevgiyle bağlılardı ki şimdi hala birlikteler diyelim. Gönlüm elvermiyor bu empatiye, koca adam hangi hesapların peşindeydin ki sevdiğin kadınla evlenmek yerine, ailenin ve halkın onayını alan göstermelik birini taşıdın kolunda ve aslında tahtın ve statün adına kullandın genç Diana’yı.

Peki ya Leydi Di, prenses Diana, hayalleri ve beklentileriyle göçüp giden, sarayının bahçesinde oturduğum, sanki komşumun kızı Diana… Hüzünlü prenses, kraliyet ailesi ile ilgili bildikleri ile birlikte, çoktan toprağa karıştı, bedeni belki bir çiçek yaprağında hayat buldu, belki de portakalda vitamin oldu.

Çok mu zordu Charles için, kedinin fare ile oynadığı gibi oynamak yerine  “ Seni sevmiyorum Diana ” demek. “ Seni seviyorum” demek kadar, hatta  belki daha çok erdemli “Seni sevmiyorum” diyebilmek.

Kısacası kızıma, makamların, etiketlerin değil, yaşanılan güzel anların bizler için ne kadar değerli olduğuna dair bir konuşmayı tekrarlamanın zamanı gelmiş. Bir de özel ilişkilerde en önemli özelliğin çiftler arasındaki enerji uyumu olduğunu anlatmak gerekiyor mu, yoksa henüz bunun için erken mi bilemiyorum.

Ama bugün ki tecrübemle şunu biliyorum; içinde bulunduğun ilişki seni huzura, büyümeye ve coşkuya götürüyorsa, orada enerji uyumu söz konusu. İçinde hesaplar, statü korumalar, dış dünyadan beklenen onaylar  varsa o bir alışveriş ve bazen yalnızca alış ya da veriş…

Aşkla kalın, aşkta kalın ve bir AŞK şarkısı gelsin benden size. Çünkü enerji uyumlu bir ilişkiyi bulup, yaşayabilirsin ama gerçek AŞK sensin….

http://bit.ly/2vez8AF

“füsunSu kimdir” diye merak edenler için benden birkaç cümle :

Yaz sıcağında, Antalya’da Füsun Balta olarak doğdum. ODTÜ’de Mimarlık, İÜ’de Müzikal okudum. Füsun Coşkun olarak kariyer yaptım, müzik yaptım. Yine Füsun Coşkun olarak, Eurovision, Discovery vb yarışmalar sonrası “Sarhoş” albümümü yayınladım. TRT FM’de canlı, naklen konserler yaptım. “Dünyanın en muhteşem deneyimi” diye nitelendirdiğim kızımla birlikte BÜYÜ’meyi seçtim. Bir gün kanserimle tanıştım, duvara tosladım, ALTÜST oldum, paramparça oldum. İyi ki de öyle olmuş. Yaşamımda yanlış yere oturmuş olan tüm parçalar doğru yerlerini buldu, bulmaca çözüldü. Hayatın altı ve üstü birdi, belki daha iyiydi. Kanser dönemi faydasını gördüğüm nefesle ve zihin dönüşüm sistemleri ile YOL  alıyorum.  2017 yılı Şubat ayında, “DNA”  isimli, kendi dönüşüm hikayemi anlattığım albümümle müziğe geri döndüm. Tüm isimleri geride bıraktım, en DERİN NİYET’im AŞK’la, “ SU ” olup akmayı seçtim, füsunSu oldum…  Mayıs ayında “UMA” isimli, yine kendi UYAN’ış yolculuğumu anlattığım üçleme albümüm sizlerle buluştu. Ve geçtiğimiz günlerde BÜYÜ isimli üçleme albümümü yayınladım.

Müzisyen, nefes terapisti, bir de www.guncelkadin.com.tr‘nin verdiği  “yazarlık” sıfatı ile size ulaşıyorum. Kalbinize AŞK’la dokunabilirsem ne ala…

www.fusunsu.com     ‘dan ve     https://www.facebook.com/fusunsubyfusun/  isimli sayfamdan bana ulaşabilir ve takip edebilirsiniz.     http://bit.ly/2h5paz2     ( youtube ‘ta     füsunsu official   kanalımız’dan )  kendi YOL’culuğumu anlattığım tüm müzik videolarımı izleyebilirsiniz.

Paylaşım ve dönüşümlerinizi merakla ve sevgiyle bekliyorum.

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :