YAZARLAR Füsun SU
12
14
16
18
13/08/2017 18:56
Seni affedemeyişim o kadar da ciddi mesele değil aslında…

Affedememek ne büyük yüktür omuzlarımızda. Bu durum şuna benzer. Zehiri  içeriz ve kızdığımızın ölmesini bekleriz. Hatta, tam olarak da böyledir. Yani suç algısı büyüdükçe, affedilmeyene değil, affedemeyene yansır sıkıntısı. Affedememek içimizde öfke ve nefreti barındırdığı için yakıcı, yok edici güce sahiptir.  Oysa, affetmekle birlikte gelen hafiflik ve özgürlük, affedene aittir. Sözünü ettiğim şey, hissetmeden, içi bomboş söylenen “seni affediyorum”  ifadeleri değil.

Direk ya da dolaylı olarak, affetmeye dair söylenmiş güzel sözler var. Mesela “suçluyu cezalandırmak adalet, onu bağışlamak ise fazilettir” ya da “erdem bir kötülüğü yapmamak değil, yapılmış kötülüğü bağışlamaktır” gibi ego kokan sözlerin yanı sıra “keskin sirke küpüne zarar” gibi suç algısının kontrolüne dair sözler de mevcuttur.

Affetme kavramına biraz daha derin bir dalış yaparsak, bakalım neler çıkacak karşımıza.

Affetmek  dediğimiz zaman, içinde bir eylem var. ( af-f-etmek ). Aynı zamanda da şu anlam çıkıyor. “Ortada bir suç var ve seni  affediyorum.”  Yani  “suç ve suçluluk algısı orada öylece duruyor ve ben tüm kibir ve gururumla seni affediyorum”.  İsterseniz bunu daha şık göstermek için “erdemli ben”, “nazik ben”, “şefkatli ben” gibi kendinizi daha üstün bir seviyeye de taşıyabilirsiniz bu ifade yoluyla. Affetmek eyleminde, söz konusu bir suç icra edilmiştir. Bu suçun yine aynı düzlemde telafisi de mümkündür aslında. Çünkü ortada suç vardır. Yani suç gerçekleşmiştir ve cezası da mümkündür, adaletli olan bu olarak görünür.

Oysa, bağışlamak dediğim zaman içinde saf bir şefkat ve koşulsuz, karşılıksız bir sevgi var. Ben affetmek sözü yerine bağışlamak sözünü tercih ediyorum.  Bağışlamak öğrenilebilen bir kavram ve gördüğüm kadarı ile hiç de kolay da değil, emek istiyor.

Bağışlamayı  gerektiren suç, geçmişe ait. Ve geçmiş dediğim şey benim zihnimde. Gören, işiten, düşünen şey benim zihnim.  Olmuş olan ve olmakta olan her şey, tam da şu anda benim zihnimde. Yani, geçmiş diye düşündüğüm şey tam da şu anda, hayalimden şimdiki zaman-mekana taşıdığım anıdır. Canımı acıtan “geçmiş”i hükümsüz kılmanın tek yolu, şimdi ki an’ı tam farkındalıkla gözlemlemek ve geçmişte hissettiğim duyguları salıvererek, onlara tutunmayarak, kendi zihnimi özgür bırakmaktır.

Yani geçmiş ve gelecek şimdide. Geçmiş zihnimdeki anılar, gelecek denilen ise tam da şu anda zihnimde dönüp duran tohumlar. Ve ben tam da şimdiki an’ın içinde seçim yapıyorum. Tümüyle bu an’da kalabilirim ve böylece geleceğimi şekillendirirken geçmişi, geleceğe taşımamış olurum. Karışık geldiyse, acele etmeden bir kez daha okuyunuz bu paragrafı J Çünkü aslında çok net. Sözler karışık gibi, durum net yani…

Bağışlamak ya da affetmek dediğimiz şey, olmuş olan şeylerin gerçekte yani tam da şu an içerisinde olmadığını kavramakta yatıyor.  Her an tam ve koşulsuz olarak sevgi ve şefkati hissettiğimde, geçmişe dair anıların zihnime saldırmasına irademle karşı koyarak, zihnimi temiz tuttuğumda doğası gereği bağışlama kendiliğinden gerçekleşiyor. Suç, suçlu algısı, sevgi ve şefkate dair olmadığından, zihin çanağım temiz kalıyor.

Affetmek ve bağışlamak arasında ki farkı şöyle de tanımlayabilirim. Bilgisayar kullananlar bilirler. Bilgisayarda “erase delete– sil ” tuşu vardır. Affetmek “silmek” anlamına geliyor. Yani sistemde izi duruyor. Oysa bağışlamanın mantığı  “undo-geri al” tuşu gibi çalışıyor, yani sistemde izi kalmıyor. ( Sayın bilgisayar programcıları, bu anlatımımı karmaşık sistem anlatımları ile çürütmeyiniz ve “eyvallah!” diyerek geçiniz lütfen J )

En zorlu affetme ya da bağışlama ( artık siz ne derseniz )  eylemine, yüce gönüllü yaşlı bir adamın mahkemede, kızının da aralarında bulunduğu 48 kadının katilini affedişinde tanık oldum.  Akıl almaz görünen bir affetme sahnesi, çelik gibi sağlam sinirlere sahip katilin, affedildiği an, insansı bir hisle duygusallaştığını ve anlık da olsa şefkati deneyimlediğini gösteriyor. ( izlemek isterseniz  https://www.youtube.com/watch?v=T6y8ogH39Jo  )

Sözün kısası affet, bağışla ve özgürleş…

Baktın olmuyor, üstüne bir de kavram karmaşası okudun burada.  Doldurdun boşalttın, çalıştın, uğraştın ve hala affedemiyorsun, bırak bu affetme gayreti duygusunun peşini, daha fazla yıpratma kendini. Koyver gitsin!  İşin aslı laf aramızda, şu sözü de ayrı bir severim:  “Tatlı sözle yılanı deliğinden çıkaramıyorsan, tıkayıver o deliği…“  J  ( Ancak, yılan kılığına giren affedememe duygun, zihninden günyüzüne çıkacak bir yol bulmak için kımıldanıp duracak ve bir gün bir çıkış yolu bulacaktır. Bunu da göze al dostum .. )

Herneyseee! Bu gelgitli zihnimden, içinde melek ve şeytanın dansettiği zihnimden çıkan  DERİN

http://bit.ly/2uCLGSi  )   isimli şarkım, yukarıda yazdıklarımla oldukça tutarlı oluyor bu durumda.

Kim akıllı, kim deli ? Çözemedim ben bu işi.

Ruh bedenin efendisi, var görünenin ötesi.

Geçmiş, gelecek de şimdi. Şu an, sonrası ve öncesi…

Şimdi an’ın tam zamanı, şimdi an’ın tam ortası…

Diyerek, sizi aşağıdaki linke davet edeceğim….

http://bit.ly/2uCLGSi

Şaka bir yana, burada paylaştığım yazılar tümüyle benim zihin algımın yansımaları. En iyi öğrenme yolunun öğretirken olduğunu fark eden ben, kendi üstümde çalışırken arada sizinle de paylaşmaktan hem keyif alıyorum, hem de bir cümle olsun yolunuza ışık oluverirse mutlu oluyorum.

Kalın sağlıcakla ve sevgiyle…

“füsunSu kimdir” diye merak edenler için benden birkaç cümle :

Yaz sıcağında, Antalya’da Füsun Balta olarak doğdum. ODTÜ’de Mimarlık, İÜ’de Müzikal okudum. Füsun Coşkun olarak kariyer yaptım, müzik yaptım. Yine Füsun Coşkun olarak, Eurovision, Discovery vb yarışmalar sonrası “Sarhoş” albümümü yayınladım. TRT FM’de canlı, naklen konserler yaptım. “Dünyanın en muhteşem deneyimi” diye nitelendirdiğim kızımla birlikte BÜYÜ’meyi seçtim. Bir gün kanserimle tanıştım, duvara tosladım, ALTÜST oldum, paramparça oldum. İyi ki de öyle olmuş. Yaşamımda yanlış yere oturmuş olan tüm parçalar doğru yerlerini buldu, bulmaca çözüldü. Hayatın altı ve üstü birdi, belki daha iyiydi. Kanser dönemi faydasını gördüğüm nefesle ve zihin dönüşüm sistemleri ile YOL  alıyorum.  2017 Şubat ayında, “DNA”  isimli, kendi dönüşüm hikayemi anlattığım albümümle müziğe geri döndüm. Tüm isimleri geride bıraktım, en DERİN NİYET’im AŞK’la, “ SU ” olup akmayı seçtim, füsunSu oldum…  Mayıs ayında “UMA” isimli, yine kendi UYAN’ış yolculuğumu anlattığım üçleme albümüm sizlerle buluştu. Ve Temmuz ayında BÜYÜ isimli üçleme albümümü yayınladım.

Müzisyen, nefes terapisti, bir de www.guncelkadin.com.tr‘nin verdiği  “yazarlık” sıfatı ile size ulaşıyorum. Kalbinize AŞK’la dokunabilirsem ne ala…

www.fusunsu.com     ‘dan ve     https://www.facebook.com/fusunsubyfusun/  isimli sayfamdan bana ulaşabilir ve takip edebilirsiniz.     http://bit.ly/2h5paz2     ( youtube ‘ta “füsunSu official”  kanalımdan ) kendi YOL’culuğumu anlattığım tüm müzik videolarımı izleyebilirsiniz. Itunes, amazon, spotify vb gibi dijital kanallardan şarkılarımı dinleyebilirsiniz.

Paylaşım ve dönüşümlerinizi merakla ve sevgiyle bekliyorum.

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :