YAZARLAR Füsun SU
12
14
16
18
08/03/2018 17:02
Kadın olarak doğanlar ve sonradan kadın olanlar

Geçen akşam, daha önce defalarca izlediğim Matriks film serisini bir kez daha izliyorduk. Arkadaşım, filmin Wachowski  Brothers olarak bilinen ünlü yönetmenlerinin artık Wachowski Sisters olduklarını söylediğinde donup kaldım. Bilmiyordum, duymamıştım. Filmin yönetmeni olan Larry ve Andy Wachowski kardeşler cinsiyet değiştirmişler  ve her ikisi de artık yaşamlarını Lily ve Lana isminde iki kadın olarak sürdürüyorlardı.

Aynı zamanda, hayran kalarak zihnimi altüst eden Bulut Atlası isimli filmin de yönetmeni olan ve cinsiyet değiştiren bu kardeşler vesilesi ile, kadın doğmak ve sonradan kadın olmak konusu, bütün gün ve gece aklıma takılı kaldı. Tesadüfe bakın ki bugün de Kadınlar Günü’ymüş, kutlamalar yağıyor dört bir yandan…

Takipçilerim biliyor ki, ben zihnime, dilime, yüreğime düşenleri paylaşıyorum bu köşede. Yani bilgilendirme yazısı değil buraya bıraktıklarım. Tabii ki internette biraz araştırma yaparak bilgi sahibi oluyorum ve kendi süzgecimden sızanları aktarıyorum buraya.

Cinsiyetimizi anatomimiz ve biyolojimiz kadar, toplumsal kimliklerimiz de belirliyor. Yani cinsel organlarımız ve kromozomlarımız cinsiyetimizin belirlenmesinde yeterli değil. Öyle bir bedene girerek doğmuşsun ki, o beden sana ait değilmiş gibi hissediyorsun. Bunun empatisini yapmak pek de mümkün değil. 9 yaşında cinsiyet değiştiren Milla Fabish’e rastladım internette örneğin; çocuk hissediyor o bedene ait olmadığını ve ailesinin desteği ile, ailenin küçük kızı, ailenin küçük oğlu oluveriyor.

Cinsiyetin ifadesi beden diliyle, giyim ve bakım tarzıyla, kimlerden ve nelerden hoşlandığınla ortaya çıkıyor. Yani bu bir düşünce ve karar değil, hormonların seni nasıl yönlendirdiği ile ilintili. O yüzden ilk önce kafandaki siyah ve beyaz dışında renk olmasına müsaade etmeyen zihnine bak ve renkleri gör. Kadın ve erkek, dişi ve eril. Evet, nihayetinde cinsiyeti indirgediğimizde bu ikisi kalıyormuş gibi görünüyor. Ama aradaki renkleri görmezden geldiğinde dar ve sığ kalan sensin. Çünkü aynı yin-yang gibi her siyahta beyaz ve her beyazda siyah mevcut. Yani hepimizi hem biraz erkeğiz hem biraz kadınız. Eğilimimiz, tarafımızı belirliyor. Kısacası kadın, erkek ve trans olarak varız. Dünyaya böyle geliyoruz.  Yaradan öyle yaratıyor…

Uzun yıllar önceydi. Eşofmanlarım ve spor ayakkabımla Nişantaşı’nda alışveriş yapıyorum. Mağazada denemek istediğim straplez elbise ile soyunma kabinine girdim. Aynaya bakmak için tam çıkacağım sırada dışarıda erkek sesi duyunca, o zamanlar görünmesinden utandığım sütyen askılarımı saklayarak çıktım kabinden. Görünürde erkek yoktu. Yalnızca çok hoş iki bayan vardı. İncecik topukluları, özenli ince çorapları ve mini etekleri, boyalı ve fönlü saçları, upuzun kırmızı tırnakları ve buram buram kokan parfümleri ile iki kadın müşteri… Aynada kendime bakarken, denediğim kıyafetten daha çok dikkatimi çeken, ne kadar özensiz ve sıradan olduğumdu. Çünkü ben ancak sahneye çıkarken ya da özel bir galaya, davete giderken bu kadar bakımlı oluyordum. Apar topar döndüm kabine, üzerimi değiştirdim. Tam mağazadan çıkacağım sırada yine aynı erkek seslerini duyduğumda, dönüp bakınca bu iki bayanın aslında cinsiyet değiştirmiş ya da değiştirmekte olduklarını fark etmiştim. Bu kez özgüvenim daha da dibe vurdu. Çünkü onlar benden çok daha fazla kadındı, dişiydi…

Aradan yıllar geçti, büyüdüm. ( Yaşlandım diyeceğimi sanmadınız umarım J ) Şimdi, kadın olmanın bedensel, toplumsal kimliklerin, genetiğin ötesinde olduğunu hissedebiliyorum. Aslolan kadın ya da erkek olarak doğmak değil, senin ne hissettiğin. Bedenin senin ruhuna hizmet etmiyorsa, sıkışıp kalıyorsun sana ait olmayan bir organizmanın içine. Yarım asırdır üzerimde taşıdığım kadın bedeninin, gerçekten KADIN olabilmesini kutluyorum kendimce. Ben arzularımdan utanmamam gerektiğini anladığımda kadın oldum.  İçgüdüsel doğamı bastırmadan, tüm çıplaklığı ile ortaya serebildiğimde kadın oldum. Bedenimin arkasında saklı duran ruhum gün ışığına kavuştuğunda kadın oldum.

Erkek olmak için penis yetmiyor, yürek istiyor. Erkek, ADAM olabildiğince erkek. Kadın da tutkusu kadar KADIN. Yaşama ve doğaya bağlılılığındaki tutkusu kadını daha çok kadın yapıyor.

“KURTLARLA KOŞAN KADINLAR” kitabında şöyle yazıyordu. “Sağlıklı kadınlar ve sağlıklı kurtlar belirli ruhsal karakteristik özellikleri paylaşırlar; Keskin bir duyarlık, oyuncu bir ruh ve yoğun bir kendini adama kapasitesi, güçlü sezgileri, her türlü duruma adapte olma becerileri ve cesaretleri…” Yalnızca sözde kalmamasını, aslen ÖZ’de mayalanmasını istiyor ve buraya aktarıyorum bu sözleri…

Matriks ve Bulut Atlası filmlerinin yönetmenleri beni böyle düşünsel idrak sürecine savurdu ve sizinle de paylaşayım istedim.

Herkesin, hissettiğini yaşayabildiği bir Dünya dilerim. Hislerinin ışığında, düşlerinin rotasında ilerleyenlere benden selam olsun, AŞK’la olsun… Ve AŞK şarkısı gelsin bir kez daha…

https://www.youtube.com/watch?v=q9r9UrIVFw4

“füsunSu kimdir” diye merak edenler için benden birkaç cümle :

Ama önce yeni şarkı KAÇ KERE’nin klibine buyurun ( http://bit.ly/2HjTGgR)

Antalya’da Füsun Balta olarak doğdum. ODTÜ’de Mimarlık, İÜ’de Müzikal okudum. Füsun Coşkun olarak kariyer yaptım, müzik yaptım. Yine Füsun Coşkun olarak, Eurovision, Discovery vb yarışmalar sonrası “Sarhoş” albümümü yayınladım. TRT FM’de canlı, naklen konserler yaptım. “Dünyanın en muhteşem deneyimi” diye nitelendirdiğim kızımla birlikte BÜYÜ’meyi seçtim. Bir gün kanserimle tanıştım, duvara tosladım, ALTÜST oldum, paramparça oldum. İyi ki de öyle olmuş. Yaşamımda yanlış yere oturmuş olan tüm parçalar doğru yerlerini buldu, bulmaca çözüldü. Hayatın altı ve üstü birdi, belki daha iyiydi. Kanser dönemi faydasını gördüğüm nefesle ve zihin dönüşüm sistemleri ile YOL  alıyorum.  2017 yılı Şubat ayında, “DNA”  isimli, kendi dönüşüm hikayemi anlattığım albümümle müziğe geri döndüm. Tüm isimleri geride bıraktım, en DERİN NİYET’im AŞK’la, “ SU ” olup akmayı seçtim, füsunSu oldum…  Mayıs ayında “UMA” isimli, yine kendi UYAN’ış yolculuğumu anlattığım üçleme albümüm sizlerle buluştu. Ve geçtiğimiz günlerde BÜYÜ isimli üçleme albümümü yayınladım. Şimdi 2018’de OYUN isimli üçleme albümümü yayınladım.

Müzisyen, nefes terapisti, bir de www.guncelkadin.com.tr‘nin verdiği  “yazarlık” sıfatı ile size ulaşıyorum. Kalbinize AŞK’la dokunabilirsem ne ala…

www.fusunsu.com     ‘dan ve     https://www.facebook.com/fusunsubyfusun/  isimli sayfamdan bana ulaşabilir ve takip edebilirsiniz  http://bit.ly/2oWZtkM     ( youtube ‘ta     füsunsu official   kanalımız’dan )  kendi YOL’culuğumu anlattığım tüm müzik videolarımı izleyebilirsiniz.

Paylaşım ve dönüşümlerinizi merakla ve sevgiyle bekliyorum.

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :