YAZARLAR Füsun SU
12
14
16
18
15/09/2018 00:30
11. Yaş Gözüyle Barselona

Daha önce de söz etmiştim; kızım Talya ve ben birlikte seyahat etmeyi seviyoruz. Çünkü, gündelik tüm alışkanlıklarımızı bırakarak baş başa yaptığımız yolculuklar, yalnızca fiziksel bedenimizi bir yerden bir yere taşımaya değil, duygularımızı, hayallerimizi ve planlarımızı paylaştığımız, bize tümüyle yabancı mekanlarda, hiç tanımadığımız insan topluluğunda, kurduğumuz tüm dışsal bağlardan özgürleşerek, birbirimizle yeni içsel bağlar oluşturmamıza vesile oluyor. Bu seyahatler gerek yurtdışı olsun, gerekse yalnızca birkaç saat uzaklıkta bir köy, kasaba ya da şehir olsun, ortak özellikleri en az 1 gece aynı odayı sahiplenmeden ama paylaşarak, geçmişe dönük hiçbir anı barındırmayan konaklamayı kapsıyor. Bu sistem ilk olarak benim seçimimdi, ama kızım da bu yolculuklardan böylesine keyif alınca, her fırsatta seyahat etmeye başladık.

Bu kez tercihimiz İspanya oldu. Daha doğrusu, okulunda 3 yıldır ikinci dil olarak seçtiği İspanyolca Talya’nın seçimini kolaylaştırdı, ben de bunu seve seve kabul ettim. ( Tabii ki bu planlamalar ve organizasyona başlayışımız, ülkemizde dövizin uçuşa geçmesinden önceydi. )

Bizim yine seyahatte olduğumuzu bilen patron, doğal olarak İspanya yazısı talep etti benden. Bunu duyan kızım Talya, gezi için kendisiyle röportaj yapmamı ve onu yayınlamamı istedi. İşte 11 yaş gözünden seyahat ve Barselona:

Merhaba Talya, bize kendini tanıtır mısın?

Benim adım Talya Coşkun, Bahçeşehir Okullarında 7. Sınıfa gidiyorum. Hobilerim piyano

çalmak, bisiklete binmek, tenis oynamak, bazen yürüyüş yapmak. Seyahat etmeyi ve arkadaşlarımla vakit geçirmeyi seviyorum.

Evet, seyahat etmeyi sevdiğini görüyorum JSeyahat etmek senin için ne anlam ifade ediyor?

Benim için seyahat sürekli yaşadığım yerden daha farklı yerlere gitmek, yeni kültürler

tanımak ve yeni yerler görmek, bazen yeni arkadaşlıklar edinmek demek. Seyahate nereye gideceğimizi planlamalıyız ama orada nereleri gezeceğimizi planlamayı sevmiyorum. Sürprizli ve plansız gezmeyi seviyorum. Yani bize görmemizi söyledikleri yerlerden çok, yollarda yürüyüp ya da otobüse binip, orada yaşayan insanların günlük yaşantılarında neler giydikleri, neler yedikleri, nasıl konuştukları, yoldaki, sokaktaki yaşam, yardımseverler mi, kavgacılar mı falan benim daha çok ilgimi çekiyor. Oturdukları binalar, toplu taşımaları, çöplerin nasıl toplandığı ya da arabaların nasıl parkedildiği gibi şeyleri görmeyi seviyorum.

Daha önce yaptığın seyahatlerden söz eder misin?

Benim gidip çok keyif aldığım gezilerden birisi Londra’ydı. Orası çok temiz ve düzenliydi.

London Eye diye kocaman bir dönme dolapla şehre yukarıdan bakmıştık ve Buckingham Sarayı’nı gezmiştik. En çok da Hyde Park’ı sevdim, kocaman yemyeşil park çok temizdi ve sincaplar, ördekler görmüştüm gölde.

Türkiye’de de en çok Pamukkale’yi sevdim. Orayı pamuk gibi yumuşak sanıyordum aslında. Ayağımı sıcak sulara sokmak ve hep doğal olması çok güzeldi ve eğlenceliydi.

Safranbolu’da evler minicik ama çok sevimliydi ve lokumları özeldi. Büyük evleri sevdiğim halde orası çok şirindi.

Bir de mesela Gölcük Gölü’nün bütün çevresini yürüyerek gezdik. Abant Gölü’nün yarısını arabayla, yarısını yürüyerek gezdik. İnsanlar bisiklete biniyordu.

Kapadokya’da da peri bacalarının içinde evler, oteller çok ilginçti. Kayaların içine oyulmuşlardı. Sıcak hava balonuna binmek için de sabahın 4’ünde kalktık ama balonda olmak ve Kapadokya’yı yukarıdan görmek çok heyecanlıydı.

Eskişehir’e hızlı trenle gittim, mesela o da ilginçti. Ankara’da da Anıtkabir’i gördüm.

Bir de kayak yapmak için Uludağ’a, Kartalkaya’ya ya da Kartepe’ye gidiyoruz.

Antalya ve Alanya’ya sıklıkla gidiyoruz, çünkü büyükbabam, büyükannem orada yaşıyor.

Aklıma hemen gelenler bunlar.

Bize Barselona seyahatini biraz anlatır mısın?

Barselona’yı genel olarak çok sevdim. Orada ses kirliliği olmaması çok dikkatimi çekti.

Yollarda kimse korna çalmıyor. Londra’da da öyleydi. Genel olarak temiz sayılır ve insanlar birbirini tanımasa bile gülümseyip selam veriyor.

Bisiklet ve motosiklet sıklıkla kullanılıyor ve onlar için de bir sürü park yeri var. Bir de çok fazla elektrikli skooter’a binen vardı. Kızlar da kısa şortları ve mini etekleriyle bile biniyorlar ve kimse onlara kötü bakmıyor ve rahatsız etmiyor. Bence çok uygar bir şehir Barselona.

Park yeri dışında kaldırıma parkeden arabalar yoktu ve herkes trafik ışıklarını sakince bekliyordu.

Sokaklarda, parklarda ve tarihi yerlerde müzik yapan müzisyenler, dansçılar, sokak gösterileri ve oyunları yapanlar, bir de kendilerini boyayıp hareketsiz kalıp, para verince hareket eden mankenler eğlenceliydi.

Ayrıca bu seyahatte bir ev kiralayıp 1 hafta orada kaldık. Otelde kalmaktan daha güzel oldu bu şekilde. Çünkü yatak odası ve banyosundan başka bir oturma odası ve mutfağı olan çok güzel bir evdi. Sabahları kahvaltımızı evde yapıp, biraz kanepede uzanarak vakit geçirip, acele etmeden çıkıp geziyorduk. Londara’daki minicik otel odasından sonra burası kocaman bir ev gibi geldi bana. Eve erken dönersek de sıkılmıyor, yemek yapıp yiyorduk. Hem de böylece bir İspanyol evinin içini ve yaşam tarzını da görmüş oldum.

Barselona’da nereleri gezdin?

Gaudi’nin yapmaya başladığı ve yapımı hala devam eden La Sagrada Familia kilisesi çok ilginçti.  

Yine Gaudi bir park yapmış, her yeri sanat eseri olan cam ve vitraylarla süslü Park Güell’de zaman geçirmeyi sevdim.

En yüksek yerinde Tibidabo diye bir yer vardı. Tepeye doğru funucilar denilen raylı bir taşıtla çıktık. Orada lunaparkta vardı ama küçüktü. O ilgimi çekmedi ama oradaki kilise ve çanları ilginçti. Kilise çanları saatleri de veriyor; çeyrek geçe 1 kere, buçukta 2 kere, 45 geçe 3 kez çalıyor.

Montjuic diye bir tepeye çıktık teleferikle, orada büyük bir kale vardı ve bütün kent tepeden görünüyordu. Dönüşte eve kadar yürüdük.

Sonra bir de Poble Espanyol’a gittik. Orada İspanya’nın bütün bölgelerinin tarihi ve kültürel yapısının minyatürü var. Şirin bir kasaba havasında bir yer.

Plaza Espanya’da Arenas de Espanya denilen yer ilgimi çekti. Eskiden boğa güreşleri yapılan bu yerde artık alışveriş ve eğlence merkezi var.

Barselona’da seni rahatsız eden şeyler var mıydı?

Biz Barselona’ya gitmeden önce herkes çok hırsızlık oluyor diye bizi korkuttu. İlk günler çok

korktum ama sonra hiç de öyle bir şeye rastlamadım. Ve asıl korktuğum şeyin, insanların beni korkutması olduğunu anladım.

Dar ve küçük sokaklar ve geçitler lağım kokuyordu, onu sevmedim.

Bir de evimizin arka sokağında gece yarılarına kadar çok ses yapıyorlardı, bazen uyuyamadım.

Barselona’ya gidecek arkadaşlarına önerilerin var mı?

Daha önce söylediğim gibi, rastgele bir otobüse binip, herhangi bir yere gidip, oranın

kültürünü görerek, yaşayarak gezmelerini tavsiye ederim. Ben internetten de görebileceğim şeyleri görmeyi değil, gittiğim yerin havasını koklamayı, dokunmayı, insanlarını duymayı ve orayı yaşamayı seviyorum.

Seyahate çıkacak arkadaşlarına önerilerin neler olur?

Seyahate çıkmadan önce götürülecek listesi yapmak gerekir. Mesela ben kulaklık götürmeyi unuttum. Gitmeden önce hava durumuna da baksınlar.

Not: Bu benim kızımla yaptığım ilk röportaj oldu. Hem çok keyif aldım, hem de bu seyahatlerin tüm özverilere değdiğini bir kez daha anladım. Kızım olduğun için teşekkür ederim miniğim.

“füsunSu kimdir?” diye merak edenler için:

Antalya’da Füsun Balta olarak doğdum. ODTÜ’de Mimarlık, İÜ’de Müzikal okudum. Füsun Coşkun olarak kariyer yaptım, müzik yaptım. Yine Füsun Coşkun olarak, Eurovision, Discovery vb yarışmalar sonrası “Sarhoş” albümümü ve TRT FM’de canlı, naklen konserler yayınladım. “Dünyanın en muhteşem deneyimi” diye nitelendirdiğim kızımla birlikte BÜYÜ’meyi seçtim. Bir gün kanserimle tanıştım, duvara tosladım, ALTÜST oldum, paramparça oldum. İyi ki de öyle olmuş. Yaşamımda yanlış yere oturmuş olan tüm parçalar doğru yerlerini buldu, bulmaca çözüldü. Hayatın altı ve üstü birdi, hatta daha iyiydi. Kanser dönemi faydasını gördüğüm nefesle ve zihin dönüşüm sistemleri ile YOL  alıyorum. 2015 yılında “DNA”  isimli, kendi dönüşüm hikayemi anlattığım albümümle müziğe geri döndüm. Tüm isimleri geride bıraktım, en DERİN NİYET’im AŞK’la, “SU ” olup akmayı, su gibi her şeyden aşağıda ve kayaya şekil verecek kadar güçlü olmayı seçtim, füsunSu oldum…

2016’da “UMA”, 2017’de “BÜYÜ” ve 2018’de OYUN isimli üçleme albümlerimi yayınladım.

Müzisyen, nefes terapisti, bir de www.guncelkadin.com.tr ‘nin verdiği  “yazarlık” sıfatı ile size ulaşıyorum. Kalbinize AŞK’la dokunabilirsem ne ala…

http://bit.ly/2oWZtkM  ( “fusunsu official youtube ) ‘dan kendi YOL’culuğumu anlattığım tüm müzik videolarımı izleyebilir,

www.fusunsu.com ‘dan ve https://www.facebook.com/fusunsubyfusun/  isimli sayfamdan bana ulaşabilir ve takip edebilirsiniz.

Paylaşım ve dönüşümlerinizi merakla ve sevgiyle bekliyorum.

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :