YAZARLAR Esra Turam
12
14
16
18
13/05/2018 21:00
Kendi Gemimim Kaptanıyım!

Hayatta en mutsuz olan insanların ortak bir özelliğini gözlemledim: “Ne yaparsam yapayım sonuç aynı olacak” diye inananlar. Hayatın tamamen kendi kontrolleri dışında olduğuna inananlar, kendilerini bırakmış bir şekilde yaşıyorlar. Bu yaptıkları, sanki bana kişisel gelişimin önemli değerleri olan “kabullenme” ve “kendini akışa bırakma” ile karıştırılıyormuş gibi geliyor. Evet, bazen uğraşıp da değiştiremediğimiz şeyleri kabullenmek bize iyi geliyor. Evet, anı yakalamak için kendimizi akışa bırakabilmemiz gerekiyor. Ancak bu her şeyi oluruna bırakalım, nasılsa varacağı yere varır demek değil kesinlikle. Elimizden geleni yaptıktan sonra bırakmak ve kabullenmek burada bahsedilen. Ve gelecek endişesi ve geçmiş üzüntüsü olmadan anı yaşayabilmek.

En mutlu hissedenlerse, “Ben bu geminin kaptanıyım” hissiyle yaşayanlar. “Hayatımı ben yaratabilirim; tecrübe, ekonomik şartlar, tanıdıklar tabi ki rol oynayabilir, ama başrolde ben varım!” Hayatını kontrol edebilme hissi; motivasyonu, gücü, direnci artıran duygu.

Bu üstte bahsettiğim en mutsuz insan kategorisindekilerde, genelde yaşanmış şeylerin sonucu, kendileriyle ve hayatla ilgili edindikleri yanlış bir düşünce kalıbı olduğunu düşünüyorum. Yani bir takım şeyleri denemiş ve yaşadıklarından ve sonuçtan mutlu olmamış, o denediklerini ne tekrar farklı yollardan denemeye niyeti var, ne de yeni yollar aramaya. Çoğu zaman başka yol olmadığına da ikna etmişler kendilerini. Örneğin, bir işe girmiş veya bir iş kurmuş, sonucunda ayrılmış veya işini kapatmış, tekrar işe girmeye veya iş kurmaya takati yok. Oysaki o kadar girebileceği veya kurabileceği, fayda yaratabileceği ve hatta seveceği onlarca iş olabilecekken. Sırf daha önceki tecrübelerinde düş kırıklığı yaşadığı için pes etmiş. Bence aslında hayattan vazgeçmiş. Ben bunlara kayıp hayatlar gözüyle bakıyorum. Gerçekleştirilmemiş yüzbinlerce hayat…

Başarılı insanların nasıl başardıklarına bakarsak, defalarca başarısız olmalarına rağmen vazgeçmemiş olduklarını görüyoruz. Belki 17.başarısızlık sonrası gelebilecek başarıyı, biz 16.da bırakmış olabiliriz. Sabır, azim ve irade bizi mutlaka başarıya götürecek üçlü. Ama şimdilerde her şeyin kısa yolunu ve kolayını bulmaya çalışan bizler, ne yazık ki yeterli sabrı ve azmi gösteremiyoruz çoğu zaman.

Sabır ve irade konusunda bir sürü yazı yazan benim de başımda sabrımı ve azmimi test eden bir süreç var. Donuk omuz denilen bir durum yaşıyorum ve fizik tedavi ve egzersizlerle, yukarı aşağı hareket edemeyen omzumun her gün 1 milim açılması için saatlerce uğraşıyorum. Uğraşmazsam 2 sene bu şekilde kalabilirmiş kolum. Hem acılı, hem uzun, hem de çok sevimsiz bir sürecin başındayım. Ama biliyorum ki bende hem gerekli sabır, hem de azim var, o yüzden içim rahat, her ne olursa olsun bu omzumu açacağım onu biliyorum.

Keşke hayatın her alanında benim bu omuz olayındaki azmimi gösterebilsek. “Artık bu kadar sene aynı işte tecrübem var veya hiç tecrübem yok, bu saatten sonra ben başka ne yapabilirim ki?” gibi düşüncelerle, onlarca ihtimali kapatan biziz. Evet, bu süreçler kolay olmuyor, evet emek ve zaman istiyor, ama bu hayata sadece rahat etmeye mi geldik? Hayır, emek vermeden hiç bir şey olmuyor bu hayatta. Boş boş durmak yerine araştırmak, düşünmek, fayda yaratma çabası içinde olmak çok daha kıymetli değil mi? Fayda yaratmayan ne kendine ne de başkasına faydalı olamaz, iyilik yapmayan iyi insan olamaz. Hayata veda ederken, oh ne güzel iyi ki senelerce bir şey yapmadan durmuşum diyen olur mu sizce? Bugün bir yazıda okudum, “Bulunduğun yerde mutlu değilsen, hareket et, ağaç değiliz ki” diyordu. Başka bir yazı da “Adım atarsan yolun belirmeye başlar.” diyordu. İki cümleyi de çok sevdim.

Karar34: Beni mutlu edecek şeyleri araştırmaktan ve peşinden gitmekten pes etmeyeceğim. Bu saatten sonra bu nasıl olur düşüncesinden kendimi kurtaracağım.

Instagram: esradanfisiltilar, Facebook: esradan fısıltılar

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :