YAZARLAR Didem Tınarlıoğlu
12
14
16
18
02/09/2017 19:21
Boşanmış ebeveyn olmak!

Hiçbir kadın ya da erkek özel bir anlaşma yoksa boşanmak üzere evlenmiyor? Peki ne oluyor da bu boşanma sayısı her geçen gün artıyor. Nerede yanlış yapılıyor?

Resmi sayılar gösteriyor ki boşanmaların %39 ’u evliliğin ilk 5 yılı, %21 ’i ise evliliğin 6-10 yılı içinde gerçekleşiyor. (TUİK 2015)

Bakalım başka ülkelerde bu durum nasıl?

Almanya da 5 aileden biri tek ebeveynli çocuk yetiştiriyor. 18 yaşın altındaki çocuk sayısı 2,2 Milyon!

Rusya'da bu tablo gittikçe yükseliyor. Ülkede 17 milyon çocuklu ailenin 5 milyonu yalnız annelerden oluşuyor. Tek başına çocuk yetiştiren babaların sayısı ise 650 bin!

Kısacası, dünyada da aile kalabilmek için verilen mücadele her geçen gün azalıyor.

Duygu, ırka, cinsiyete, coğrafyaya, dini inanca göre pek de değişmiyor. Duyguların yarattığı özünde aynı.  Sadece miktarı ve reaksiyonu değişkenlik gösteriyor.

Aslında biliyor musunuz ki; sadece iki duygu vardır. Onlar da acı ve hazdır. Diğerleri sadece miktardır. Keder, üzüntü, ağlamak, kriz geçirmek, nefret etmek, depresyonda olmak “acı” duygusunun miktarlarıdır. Temel duygu acıdır. Kahkaha atmak, sevmek, aşık olmak, huzurlu olmak, keyifli olmak, mutlu hissetmek “haz” duygusunun miktarlarıdır. Burada  temel duygu hazdır.

Diyeceğim o ki; ırkı, coğrafyası, cinsiyeti veya dini ne olursa olsun tek başına çocuk yetiştirmenin kişide yarattığı yalnızlık duygusu aynı, yarattığı tahribat farklıdır. Ekonomik durum, aile ortamı bulunduğu çevrenin tutumu, kültürel farklılıklar dış etkenler olup, öz duyguyu yani kişinin acısını veya hazzını değiştirmeyen faktörlerdir.

 Biliyor musunuz, boşanma psikolojide en büyük travmalardan biri olan ölüm ile eşit kabul ediliyor. İnsanoğlu, birinde, yakınını, sevdiği kişiyi kaybederken, boşanmada, düşlediği geleceğini, sevdiğini, planladığı hayatını, inandığı ruh eşini kaybediyor. Hatta boşanma ölüm kaybından -istisna olan şok kayıplar hariç- daha ağır bile olabiliyor.

Nihayetinde her insan ölüm gerçeğini ve bir gün sevdiklerini kaybedebilme riskini bilerek yaşıyor. Aklına getirmek istemese de alt benliği bu gerçeği biliyor. Oysa ki boşanma, pek de düşlemediği hatta ve hatta kendine kondurmadığı bir son. Hal böyle olunca kabullenmek de, hele sonrasında yeniden hayata başlamak da pek de basit olmuyor.

Dönelim tekrar konumuza. Bu şoklar ya da hayal kırıkları tam hazmedilemeden olması gereken roller pay edilmiş bile. Boşanma sonrası oluşan şoklar ya da hayal kırıkları tam hazmedilemeden, bir de bakmışsınız ki çocuğa ya da çocuklara  karşı güçlü, her şeyin üstesinden gelebilecek kudrette olma rolü anne veya babaya verilmiş bile.

Sırf çocukların psikolojileri bozulmasın diye mutlu ve olgun ebeveyn olma asıl  zorunlu bir başrol   verilmiş zaten. Eee  ne oldu bizim yas süreci ? Ne oldu bu süreci hazmederek geçirmek meselesi? Söyleyelim, yok öyle lüks? En fazla yakın arkadaşlarına sızlanabilir bir de bir psikoloğun odasında ağlayabilirsin. Çıkarken gözlerini temizlemeyi, gözlüklerini takmayı da unutma!  Aaa  bir de sahte gülümsemeyi tak bakayım suratına. Hah şimdi oldu işte. Boşanmış bir ideal ebeveyn oldun, bravo!

Duygusal olarak kopmak, ayrılmak o kadar da kolay bir eylem değil. Aslında kadın erkek meselesi de değil bu durum. Hiç kimse keyfi olarak ve kolay kolay gelmiyor bu noktaya. O kararı vermek birkaç dakikada veya birkaç günde olmuyor. Son noktaya gelmeden çok nadiren adliyede buluyor çiftler kendilerini.

Boşanma sürecinde veya sonrasında yas mutlak yaşanmalı. Yani yas derken siyahlar giyilsin, elden mendil düşmesin demek istemiyorum elbette ama hissedilen duygu her ne ise bastırılmamalı. Kişi duygusunu yok varsayıp ket vurmamalı.

Ertelenmiş acı büyüyerek geri geliyor. Tıpkı erken yaşanmış hazzın giderek anlamını yitirmesi gibi.

Boşanmış kişi ne yaşar? Toplumumuzda tek değişen şey bu konuda boşanmış kişiye artık dul yerine eşinden ayrılmış deme kibarlığı. Ne zorluğu değişti ne de insanın içinde kopardığı fırtınalar!

Mutsuz bir ailede yetişeceğine boşansınlar tesellisi ne yazık ki ülkemizde pek geçerli değil. Olan kesinlikle çocuklara oluyor çünkü medeni şekilde ve sorumluluklarını bir imzaya değil misyonlarına göre dengeleyebilecek boşanmış çift sahnesi görmek ne yazık ki ülkemizde pek karşılaştığımız bir durum değil. Erkenden olgunlaşmış çocuklar ya da aşırı şımartılmış olmalarından dolayı akranlarından ruh olgunluğu olarak ileri veya geri kalmış çocukların sayısı hiç de az değil.

Tüm bunların yanı sıra farklı bir zorluğu daha vardır bekar ve çocuklu olmanın. Ne evli çocuklu ailelerle, ne de bekar arkadaşlarla uyum sağlayabilir bekar ebeveyn.

Arafta yaşar hep diyaloglarını. Çünkü kimse kimsenin derdini anlama ya da saygı duyma derdinde değil, eleştirme, akıl verme en çok da kıyaslama hastalığındadır.

Kurslar, hafta sonu aktiviteleri, oyun saatleri derken boşanmış kişi unutur ruhunun merhemini. Kendine ayırabildiği haftada bir saati bile zor bulur.

Çoğunlukla günün, daha doğrusu yılların yorgunluğu ile atar kendini yalnız yatağına, diker gözlerini tavana, başlar düşünmeye, derinlere dalar. Bunu da kendine ayırdığı zamandan sayar(!)

En çok yapılan hata ise, acıma ve vicdan duygusu ile çocuğa tavizler vermektir. Hayır denilmesi gereken yerlerde zorunlu evetler, şımarıklığa karşı tahammül sınırının yukarıya çekilmiş olması, fazla fazla alınan hediyeler sıralanmaya başlamışsa önemli bir sorun da yolda demektir. Halbuki o çocuğun ihtiyacı olan en öncelikli şey mutlu, tatmin olmuş duygusal açıdan da acısını yaşamış ama artık güçlenmiş, geleceğe de umutla bakan ebeveynler görmektir.

Diyeceğim odur ki; kendinize zaman ayırın, çocuğunuzun gelişimi kadar kendi ruhsal gelişiminizi de düşünün. Yaşadığınız hayal kırıkları geride kaldı. Kendinizi hırpalamayın, en önemlisi suçlamayın. Siz de mutlu bir aile de sonsuza kadar yaşamayı hak ediyordunuz. Ama ol(a)madı.

Mutlu bir çocuk yetiştirmek için önce siz mutlu olmalısınız. Kendinize neyin iyi geleceğini en iyi siz biliyorsunuz. Hadi vakit kaybetmeyin, bu yazıyı kapatın ve kendinizi biraz da olsa şımartın. Çoktan bunu hak ettiniz.

Sevgilerimle

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :