YAZARLAR Demet Ulutaş
12
14
16
18
16/12/2017 18:38
Sonsuzluktan ’İttifak’
Benden size, bakıp gördüğüm insan sülietlerine;
Sizi seyretmek artık ne kadar zor geliyor, size imrenmekle nefret etmek arasında kalıyorum sessizce. 
Bir yanım cazipliğinizi, kışkırtıcılığınızı, süprizvari tavrınızı görürken diğer yanım vahşiliğinizi, kayıplarınızı, yitirdiğimi görüyor. Ancak sizi yok etmek arzusu taşıyorken bile taşıdığınız o mizajlı sevimliliğinizi anımsayıp size yürüyecek bir yol veriyorum. 
 
Söyleyin kimler, hanginiz bu cesarete sahip olup sonuna kadar yürüyeceksiniz benimle, sorgusuz ve sualsizce... 
Hiçbiriniz, gerçek olan şey sizin yitip giden kayboluşluluğunuz. 
Siz benliğinizi yitirdiniz, ah insanlar sizler ne büyük bencillik abidesisiniz. 
ADAM Günlük 73 / sayfa 819
 
Başlangıç, dengelerin doğru olduğuna dair en hassas ihtişamın gösterileceği zamandır. İnsanlar ancak her şey sona erdikten sonra başlangıçtaki o hatanın duyumuna varır.Size öğretilenleri göz ardı etmeyeceğinizi biliyorum. Ancak öğretim başka şeydir, temel bileşenler bambaşka… Çağımızın gereklilikleri bize hayatta kalmamızın sırlarını verdi. Ama ne yazık ki biz bu sırları işfa etmek için geç kaldık. Ancak planlarımız arzu ettiğimiz gibi gerçekleşirse, kendimize yeni bir başlangıç yapabiliriz.

Adam: Gel Richard. Ben de bir şeyler içmek üzereydim. Katılır mısın?

Richard: Bu iyi olur.

Adam: Ne o, yüzün kül gibi l?

Richard: Yukarıda işler kötü!

Adam: Öyle mi?

Adam elinde doldurduğu bardağı uzatır. Bardakları tokuşturup içerler.

Richard: Şüphe ediyorlar.

Adam: Neyden?

Richard: Elbette sizden, bizden, buradan!...

Adam: Şu işi baştan al Richard, neler duydun?

Richard: Sizin sözlerinizin yalan olduğunu, onları oyalamak için bunu yaptığınızı söylüyorlar.

Adam: Eh, bu doğru değil mi?

Richard: Evet ama onlara bunları söyleyecek değiliz herhalde!

Adam: Elbette söyleyemeyiz.

Richard: O zaman ne yapacağız? Önceden fısıltıydı, sonra kulaktan kulağa, köşe başlarında konuşulan bir konu, bir laf, şimdiyse açık açık konuşulan sözler, sözcükler…

Adam: Kelimeler asıl onlar tehlikeli… Hele mi öfkeli kelimeler her şeyin sonudur. Onlar mitingler, eylemler demektir.

Richard: Onlara bir şeyler vermeliyiz.

Adam: Sence öyle mi yapmalı?

Richard: Başka ne olabilir?

Adam: Peki Richard istediğini yapalım. Söyle bana onlara ne verebiliriz?

Richard: Ben, ben bilmiyorum sen daha iyi...

Adam: Elimde olmayan neyi verebilirim ki Richard? Elimde olan tek şey sözler ve onları da zaten veriyorum.

Richard: Boş vaadler!

Adam: Boş ya da değil ama bir söz, bir vaad sonuçta!..

Richard: Sahte ve onlar da bunu biliyorlar.

Adam: Hayır Richard, yalnızca hissediyorlar.

Richard: Öyleyse onlara doğruyu söyleyelim.

Adam: Neden kaos yaratmak için mi?

Richard: Ona hayır, buna hayır. Peki ne yapacaksın?

Adam: Ben mi ben hiçbir şey yapmayacağım. Ben değil sen yapacaksın?

Richard: Bu da ne demek?

Adam: Seni oraya yalnızca kim ne konuşuyor, neler yapıyor, düşünceleri nedir, onu-bunu izle diye gönderdiğimi mi sanıyorsun?

Richard: Aslında evet.

Adam: Öyleyse yanılıyorsun. Senin görevin Richard sorunları bulmak ve onları bertaraf etmek.

Richard: Nasıl olacakmış bu?

Adam: Seni neden seçtiğimi biliyor musun Richard? Sen, sen her halinle onlardan birisin.

Richard: Bu da ne demek? Ama ben!...

Adam: İç yönünden bahsetmiyorum, görünüşünden bahsediyorum. Onlar gibi görünüyorsun, onlar gibi konuşuyorsun ve en önemlisi Richard sen onları dinliyorsun. Onlar da bunun farkında… Sen kimseye karşı yorum yapmıyorsun, onları yargılamıyor veya kınamıyorsun bile yalnızca dinliyorsun. Aynı eski rahiplerin yaptığı gibi, sana günah çıkartıyorlar. Ve bunun güvenliğine inanıyorlar.

Richard: Onlara yalan söylüyorum.

Adam: Yalan mı? Sen kimseye hiçbir şey söylemiyorsun ki.

Richard: Onları önemsiyor gibi!... Onları önemsiyor musun?

Adam: Elbette! Onlar bizim insanlarımız. İşte asıl konu da bu!.. Onlar bizim insanlarımız, bizim görevimiz onları korumak hatta yeri geldiğinde onlardan bile onları korumak. Bunun doğru yol olduğunu savunmuyorum Richard, elbette değil. Ama doğruları söylemenin bedelini düşünürsek bu çok masumane bir yalan.

Richard: Öğrendiklerinde kellelerimizi götürecek bir yalan, onları sarsacak, yok edecek bir plan.

Adam: Olabilir. Ama şimdi söylersek durum değişir mi sanıyorsun? Sence olanları sineye mi çekecekler? Hadi bizi affettiler, anlayış gösterdiler diyelim. Peki sonrası, aldıkları her nefesin değersiz olduğunu fark ettiklerinde, yarın bitse de hiç gelecek olmayacağını anladıklarında ne olacak Richard?

Richard: Bu tanrıyı oynamak..

Adam: Hayır. Ama sana şöyle söyleyebilirim. Düşün eğer Tanrı insanlarına cennet ve cehennemin fikrini sunmamış olsaydı. Bu dünyada varlığımızın hiçbir anında iyi insan ifadesini göremezdin. Hepimizin içinde şeytanlar dolaşır. Arzularımızı, öfkemizi, nefretimizi, açlığımızı gidermemizin bize hiçbir bedel ödetmeyeceğini bilseydik hayatımızın her anında her tutkumuzu şiddetle elde ederdik. Çünkü korkacak hiçbir şeyin olmadığını bilincinde yaşardık. Öfkelenince birbirimizi öldürür, sadakatten daha fazla ihanetleri seçerdik. Aç birini gördüğümüzde doyurmak yerine yüzüne tükürür, istediğimizi elde etmek için çalışmak yerine silah dayar alırdık. Onlara bunu mu vermek istiyorsun? Birbirlerine her baktıklarında birbirlerinden nefret etmelerini mi? Hiçbir geleceğin olmadığını öğrendiklerinde yaşadıkları her andan öfkelenmelerini mi? Ve her şeyden önemlisi Richard ümitsizliğe düşen bir insandan daha korkutucu biri yoktur? O kişi yalnızca kendini değil etrafındaki herkesi tehlikeye sokar. Ölümü bahşeder.

Richard: Öyleyse ne yapmalıyım? Dinlemek bile fayda etmiyor. 

Adam: Onlar gibi görünüyorsun Richard, onlar gibi davranıyorsun. Artık onlar gibi düşünmelisin.

Richard: Bu da ne demek?

Adam: İçlerine girmeni istiyorum yalnızca aralarında dolaşmanı değil, onlardan biri olmanı istiyorum. Artık dinlemeni değil, konuşmanı istiyorum.

Richard: Sen bana!

Adam: Evet, hepsini tanıyorsun, hepsiyle aran iyi… Bunu değerlendir ve onların lideri ol.

Richard: Bu şaka mı? Peki siz ne olacaksınız?

Adam: Ben başkanım Richard, ben her zaman burada olacağım. Ben tüm bu şehrin başkanıyım. Sen de o azınlığın liderisin.

Richard: Sonunda da birbirimizle düşman mı olacağız?

Adam: Hayır. Tam tersinize biz mükemmel bir müttefik olacağız.

Richard: Nasıl olacak mı? Önde birbirimizi boğazlarken, arkada içki mi tokuşturacağız.

Adam: Mizahen evet… Bir toplumu yönetmenin en iyi yolu nedir biliyor musun? Bırak onlar sözlerini söylesinler, bırak eylemlerini gerçekleştirsinler. Yapacağın tek şey onların neler yapacağını önceden bilmektir. Bunun en iyi yolu onların başına kendi tebaanı çıkarmaktır. Sen onların lideri olunca sen onları yönetecek, idare edeceksin.

Richard: Sen de beni mi?

Adam: Ben seni idare mi ediyorum? Benim senin üzerinde hakkım var mı? Şu anda bile istediğini her zaman yapabilirsin, biliyorsun?

Richard: Sen öyle diyorsun ama sanki beni kementle bağlamışsın gibi…

Adam: Çünkü biliyorsun ki Richard benim de amacım seninkiyle aynı… Bir avuç insanı, geleceğimizi korumak. Onları onlardan bile korumak. Ve ikimizin yöntemleri birbirlerinden farklı olsa bile Richard ne sen, ne de ben onları korumak için her şeyi göze almakta tereddüt etmeyiz.

Richard: Bir içkiye daha ihtiyacım var.

Adam: Açılmamış… Keyfine bak…

Richard: Bu böyle sürüp gitmeyecek.

Adam: Elbette gitmeyecek ve her şey bittiğinde biz bunların bedelini hayatlarımızla ödeyeceğiz. Aldırma dostum her ne olursa olsun her şey hepimiz için.

RichardDoğru!...

Adam: İznin ne zaman?

Richardİki gün sonra!

Adam: İyi o zaman gel de sana son gelişmeleri anlatayım.

RichardTamam, hoşça kal.

Adam: Richard!

RichardEvet!

Adam: Dikkatli ol Richard. Seni kaybetmeyi istemiyorum.

RichardOlurum.

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :