YAZARLAR Demet Ulutaş
12
14
16
18
01/03/2018 08:14
Ruhen kayıp

Boşluk.

Yalnızca boşluk. Düşünmek için zaman hiç yok. Toplar düşerken tepemde yalnızca koşmayı ya da olduğum yerde kalmayı diliyorum. Ve her şeyin sessizleşmesini.... Gözlerimi bazen hiç açmamak üzere kapatmak ve hiçbir şey görmemek istiyorum. Üstlerimiz düşmana doğru koşmamızı söylüyorlar ne kadar hızlı olursak yaşama şansımız o kadar fazla... O gürültüde, toplar tepemizde patlarken, yanımızdaki insanlar ölürken ve ölebileceğimiz gerçeğiyle yüzleşirken nasıl koşabiliriz ki?.. Ayaklarıma söz geçiremiyorum bulunduğum yerde durmak istiyor, durmak ve hiç hareket etmemek. Ama emirlere de karşı gelinmiyor, belki de dördüncü kez çavuşumun sesini duyuyorum, adımlarımı atıyorum var gücümle koşmak için. Artık gözlerimi kapatıp yalnızca koşuyorum hiç durmadan nereye gittiğimi bile bilmeden koşuyorum.

Bazıları şanslı olduğumu söylüyor, o karmaşanın içinden ilk kalkış yapan bölük biziz. Kimler kaldı diye etrafa bakıyorum ayakta görebildiklerim on kişi bile değil. Diğerlerini ya da tanıdıklarımın nerede olduğunu merak etmiyorum aslında sormak da istemiyorum. Ya kayıptırlar ya yaralı ya da ölmüştürler. Sedye taşıyanların etrafta koşuşturduklarını görüyorum hepimizden daha cesurlar, topların altında yaralıları, ölenleri almak için koşuşturuyorlar. Onlara gıptayla karışık hayranlıkla bakıyorum. Soluklaşmış yüzlerinde hiçbir ifade yok. Sanki bulundukları ortama alışkınlar gibi işlerini yapmakla meşguller. Bazılarını durumları çok kötü, onlara yalnızca ilaç verip yaralarıyla ilgilenmeden diğerlerine geçiyorlar. Bazen o da kalmadığında öylece bırakıyorlar, haykırışlarını bomba ve silah gürültüsünde duymak mümkün değil. Duymak da istemiyorum. Onlar gibi olmak istemiyorum anında ölmek için daha fazla dua ediyorum. Yaşamak için ümidim yok...

Gece nöbette beklerken ya da uyuyamadığım için gökyüzünü seyrederken, hayatın sonuna gelince daha çok şey düşünüyorum tüm bu şeylerin aksine... Geçmişimi, geleceğimi, hayallerimi... Hiç durmadan düşünüyorum, durdurmam mümkün değil, elimden hiçbir şey gelmiyor. Korkuyorum ama durduramıyorum da... Sevdiğim kadını düşünüyorum ben burada korkuyla yüzleşirken onun ne yaptığını hayal ediyorum. Saat sabahın 6’sı, uyanmamış ya da yaz rüzgarının hafiften oynattığı perdenin dibindeki yatağında, rüzgarın serinlik veren gıcırtısıyla bedenini hafiften ürperten duygularla rüya görüyordur belki de beni... Yüzünü hatırlayamıyorum yalnızca sıcak tenini bir de o güzel çiçek kokan saçlarını...

Dün; almış olduğumuz bir köyde otururken gölün kenarında bitmiş yeni güllerin kokusunu duydum, o an hemen o geldi aklıma... Tıpkı gül gibi kokardı saçları, otların uzadığı çayırda yürürken dizlerime kadar uzanmış bitkileri ellerimle ovuştururken, rüzgarın esintisinde boyun büken otlar sanki elimden her kayıp gitmesinde ben de kayboluyorum. Geldiğim kişi değilim artık. Aynı kalmak istiyorum ama kalmayacağımı da biliyorum. Eve dönmek istiyor bir yanım ama bir yanımda dönmemek istiyor.

Yeni kişiler geliyor her gün, yeni yeni insanlar, artık eskisi gibi onları tanımak zahmetine katlanmıyorum. Biliyorum ki ilk görevde o gelenlerin yarısından çoğu ölecek ya da sakatlanarak geri hizmete alınacaklar. Sağ kalanlar da acemiliklerini atana kadar yarıya düşmüş olacaklar. İşte o kalanlarla belki konuşabilirim ancak onları da bir gün nasıl olsa kaybedeceğim.

Ne yapıyoruz. Bilmiyorum. Sebep ne onu da bilmiyorum. Artık amaçlar gerilerde kaldı. Yalnızca savaşmak, savaşmak ve savaşmak var. Kimi öldürdüğümüzü umursamıyoruz artık bir sebep olarak ölen arkadaşlarımızı düşünüyoruz. Ya onlar gibi ölmemek için ya da onlar gibi düşmanı öldürmek için öldürüyoruz. Nedenlere gerek kalmadı.

Hepimiz değiştik, ilk günkü neşemiz de heveslerimiz de kalmadı. Kendimizi avuntulara da boğmuyoruz, günübirlik yaşıyoruz. Yarın için planlar yapmıyoruz yarın belki de hiç olmayacak. Ama hayallerimizi de bırakamıyoruz çünkü onlar olmazsa yaşamak için de ümit olmayacak. Bazılarımız savaş bittiğinde yapacaklarından bahsediyor. Evlenenler, yeni bir iş kuranlar.... Ben yalnızca dinliyorum bunları söylemek için erken gibi geliyor. Her yeni gelene söyledikleri gibi birkaç ay içinde bitecek bu savaş ama bence hiçbir şey bitmeyecek bu savaşta, savaştan sonraki yaşamda bitmemiş olacak. Hepimiz değişiyoruz artık evlenmek istediğimiz kızlar bizleri bu kadar süre beklemekten sıkılıp başkalarıyla evlenecekler ya da iş imkanları değiştiğinden hayalimizdeki işleri yapmamış olacağız. Burada bir çavuş, bir üst, önemli kişilerken barış hayatımızda belki de hiç olmadığımız kadar kötü durumda olacağız.

Bilmiyorum. Şu anda bunu yazarken bile iki saniye sonra toprağın altında mı kalacağımı bilemiyorum. Belki bu yazdıklarımı kimse göremeyecek, belki ateşlerle küle dönecek, belki de bir müzelik gibi geleceğin fısıltılarında okunacak. Bunu da umursamıyorum.

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :