YAZARLAR Demet Ulutaş
12
14
16
18
14/04/2018 08:56
Gidene Bir Mektup
KADIN: Benden ayrıldığında herşey farklı mı olacak?
ERKEK: Bilmiyorum.
KADIN: Benden ayrılmak sana zor gelecek.
ERKEK: Çok büyük konuşuyorsun.
KADIN: Hayır, hiçte değil. Seni seviyorum sen de beni seviyorsun. Bunu farketmiyorsun o kadar. Ama şunu da sana söylüyorum ki seni atacağım içimden. Ne kadar uzak olursan, o kadar 
unutmuş olacağım ama sen nereye gidersen git, asla beni unutamayacaksın.
 
Adam öfkeyle ayağa kalktı. “Bu kadın da kim oluyordu böyle... Onu unutamaz 
mışım? Saçmalık...”
 
O günü çok net hatıtlıyorum. Sen demiştin, evet sen demiştin. Ama duymamıştım ya da duymak istememiştim.
 
Hatırlıyorum da 13 Temmuz günü saat 10.21, üzerinde pembe bir bluz, kot, boynunda zerafetini anlatan bir eşarp, sarı saçların ve o beni mest eden gülüşünle ilk kez tanışmıştım. Şimdi fark ediyorum ki o gün benim yazgımla sınavımdı. Yaşadığım için kutsandığım bir andı.
 
Ve bitti, söndü... 
 
Dün varken yanımda, bugün yoksun 
Günleri unutup, zamanı kuruttum,
Sensiz olduğum her anı ölüme denk tuttum.
 
Bir gün bir resim yapmayı istedim biliyor musun? Seni içimden böyle atarım belki diye.... Bazıları sorup duruyor "burada neyi anlatmak istemiştiniz" diye... O zaman öfkemi, içimdeki tüm nefreti kusmak istiyorum... Ama nerede! Gülümseyip geçiştiriyorum, "siz neyi istiyorsanız onu anlatıyorum" diye şu klasik cevaplardan birini verip oradan olduğunca çabuk uzaklaşıyorum. Ve yine sensizlikte kalıyorum.
Bir ormanda olmayı istedim bi ara... Kendime bir kulübe aldım. Sığ bir yerde, ormanlık küçük bir gölün kenarında... Yıkık, viran bir haldeyken aldım onu, özellikle seçtim. Kendimi anlatıyor diye. Ben de viran değil miydim?.. Daha sonra kendimi ilk ve son kez kasabanın yollarına attım. Bir nalburcunun önünde durup, vitrine bakarken almam gerekenlerin listesini yaptım. Aynada yine senin yüzünü gördüm.
 
İçeri girip sepete listemin uzantılarını doldururken sanki birer parçada senden koyuyorum. Sana geliyormuş gibi hiç gitmeyecek gibi... Kasiyer kadın soru yağmuruna tutuyor. "Aaa bunca şey aldığınıza göre kendinize yeni birşeyler yapacaksınız. Burası eski bir 
kasabadır. ...senedir burada. Pek yabancı gelmez. Siz nerede oturuyorsunuz. Vs. vs." O anda önümdeki tum alet edavatı suratına fırlatıp sinirlerimi geren o cırlak sesini kesmek geliyor içimden. Ama yine o bildik cevabı veriyorum "yoo ben bu kasabaya geçerken uğradım.
Ne burada ne de yakın bir yerlerde oturuyorum..."
 
Biliyor musun, o yıkık evi her onarışımda senin bende açtığın her yarayı, her çiziği, tek tek her çekiç darbesiyle sardım, merhemledim. Kapanmak bilmeyen her yaraya inadına yeni tedaviler uyguladım... 
 
Ve yine de yetmedi... Yetemedi.
 
Her gece içkimi alıp gittiğim göl kenarındaki suyun sahile vuran sesi senin sabah kalktığında çıkarttığın gürültüye benzedi. Her güneşin batışı, akşamları balkonda konuşurken ki o gülümsemene benzedi. Renkli, alımlı, gizemli...
 
Neler olmayı düşlemedim ki... Bir gezginci, denizci, asker... Sırf seni unutmak, aynı zamanda da seninle yaşamak için.
İtiraf etmeliyim senin sözlerini umursamamam benden çok şeyler götürdü. Kendimi hiç tanımadığımı biliyorum artık. Sensiz olamayacağımı da... 
 
Şu anda üç kutu ilaç, bir şişe de içki yanı başımda. Sarhoş olup, cesaret toplayınca hepsini yutacağım. Kimbilir belki de hiç 
olmazsa bu konuda cesur olabilirim. 
 
Gerçi cesaretim olsaydı ilk senden ayrılışımın acısında sana gelirdim.
 
Neyse, hafif bir blues çalıyor radyoda... Acılı bir kadından bahsediyor. Onu bırakan insanlardan, hiç bitmeyen çilesinden ama yine de cesaretle ayakta duruşundan bahsediyor. 
 
Ne komik değil mi? Hikaye aynı kahramanlar farklı.. Ve son o daha da çok farklı..
 
"Giderken güzel tüm anıları alıp 
acıyı bıraktın bana...
Nefret tohumları ektim de 
kendim boğuldum sarmaşıklarda..."
 
Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :