YAZARLAR Demet Ulutaş
12
14
16
18
12/09/2018 13:18
Bir yerlerde çocukluğum vardı

Gitmişsin hiç fark ettirmeden,

Sessizce

kapıyı kapatıp,

içimde hüzünlerle

bırakıp beni..

 Beni bırakıp gittiğinden beri içimde fırtınalar, esen bir meltemin sevdası, bilmem belki de ayrılık acısı, bir aşk, bir tutku, bir özlem... Bir duygu işte bir türlü adını koyamadığım, dizelere yazamadığım, kelimelere sığdıramadığım…

 Ne zaman ayrıldın hala anlamıyorum. Bazen kıpır kıpır duruyor diyorum, bazen şöyle derinden bakıyorum içime doğru seni bulamıyorum.

 Dışarıda yağmur camın üzerine düşüyor damla damla, benim yüreğime düşen kaybı tanımlıyor sanki… Tuz basmışlar gibi sızlatıyor yaralarımı ama bir türlü adını koyamadığım o ayrılık… Bir şeyler gitti diyorum kendime, ama ne gitti-nasıl gitti-ne zaman gitti işte onu bilmiyorum.

 

Düşünmüyordum bu ayrılığın,

bu kadar yoğun hissettireceğini,

senin gibi bir derde düşmeden önce…

 

Ama ne zaman aradım seni onu çok iyi hatırlıyorum. İnsanlara bakıp da artık umursama duygumu yitirdiğimi fark ettiğimde gitmiştin çoktan bence… Derinlere dalıp seni çıkarmayı istesem de sanki, sanki zayıflık gibi geliyor biraz da ürkütüyor. Fark ediyorum da artık eskisi gibi gülmüyorum, sanırım dünyanın o karamsar ruhaniliği çevremi çoktan sardı. Hem artık öyle kıpır kıpır koşturmuyorum de etrafta, bedenim yaşlandı anladım da içimden de gelmiyor. Arada bir, hayır çok sıklıkla seni özlüyorum işte bilirsin şöyle iç gıcıklayıcı bir melodi duyduğunda ayağa kalkıp dans etmek istersin ya hani şöyle umarsız bir çocuk gördüğünde sen de onunla tasasız olmak istersin ama, ama bir anda kim olduğunu hatırlarsın ya duraksarsın, ayıplarsın kendini kalırsın o sükunetli halinle. Yüzünde hafif bir gülümsemeyle izlersin.

 

Ama ufak isyanım var kendimce, özellikle özlediğimde seni müzik dinliyorum. Her telden çalışıyorum kendime hatta ayrılık şarkılarını, nağmeli ağıtları, serenatları, bir rapçinin dudaklarından dökülen kaba saba lafları ekliyorum… Onları dinlerken belki sen de dinliyorsundur diye hayal ediyorum. Garip bir mizaha yakalanıp, kendimi seninle aynı düzlemde görüyorum. Bir de kitaplar okuyorum. Senin olduğun hikayelerin anlatıldığı, başkalarının lügatlarında olan. Diyorum kendime onlarında bir ‘seni’ var. Çocuk neşesi, çocuk hayali, çocuk rengi…

 

Yeni arkadaşlarla gezip-tozuyorum ve durmadan seninle yakaladığım o neşeyi arıyorum. Her gördüğüm aynada göz bebeklerime bakıyorum, belki yansıman oraya kadar uzanır diye… Bilirsin işte beni kendimi kendimle teselli ediyorum.

 

Yine buluşur muyuz bilmiyorum, yeniden tutar mıyız yüreklerimizi, yine o şen-şakrak hayal dünyalarına kapılır mıyız? Yine dünyanın ne kadar güzel olduğunu haykırır mıyız? Umarsızca koşturmayız belki de bu yaşımızdan sonra, bence biraz daha derin ama daha neşeli halimiz olur.

 

Ne garip değil mi, bazen sen hep yanımdasın gibi geliyor. Kendimi kaptırıyorum heyecanlara, buluşlara, maceralara sonra derin nefes alıyorum büyüdüm diyorum kendime… Toprağıma bakıyorum karmaşa-kargaşa-hüzün-ağıtlar-ölümler-kayıplar hep eksiler, hep gidişler. Düşünüyorum da belki de çevremin ahengiyle ben de renkliydim. Çocukken, seninleyken güzeldi her şey ama dünya da güzeldi.

 

Şimdi sokaklarda yürüyen kimsenin gözlerinin içinin güldüğünü sanmıyorum. İşleri-güçleri olduğundan değil ciddiyetleri, bence onlarda benim gibi seni kaybettiler. Seni seviyorum küçüğüm, küçük halim, küçük kardeşim-sevgilim-dostum-arkadaşım-çocukluğum-neşem-endişem…

 Ve ümitle ve içtenlikle kollarımı açmış, seni o çocuk halimi bekliyorum.

 Rüzgârda dans eden çocuğa

Orada kıyıda dans et kıyıda; 

Neden çekiniyorsun
Rüzgârın ya da suyun fısıltısından? 
Ve salla saçlarını
Acı damlaların ıslattığı; 
Gençsin sen bilmezdin
Çılgınlığın zaferini,
Kazanıldığı an yitirilen aşkı,
Ne de en iyiyi yapmaya çalışanın ölümünü,
Ve bütün çelenk dağılmış.
Neden korkuyorsun
Rüzgârın ürkütücü çığlığından?

William Butler Yeats

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :