YAZARLAR Demet Ulutaş
12
14
16
18
29/06/2018 17:06
Bir varmış bir yokmuş

İnsanlar, kendilerini kandırma denilen, o ısrarlı fakat kesici zihinsel hastalığa karşı duyarlı bir şekilde doğarlar. Mümkün olan dünyaların en iyisi ve en kötüsü, etkili renklerini buradan edinirler. Tespitlerimize göre, bu hastalık için doğal bir bağışıklık yoktur. Sürekli tetikte olmak gerekir.

Dune Rahibeler Meclisi Kitabı’ndan…

 Evvel zaman içinde,

kalbur saman içinde,

develer tellal,
pireler berber iken…
Yıkık dökük, viran bir ülkede
yaşayan mavi gözlü bir adam varmış,
ismini bilirsiniz.
Masal gibi anlatılır durur hikayesi
kimileri onu kötü cadıya benzettir
kimileri bir iyi cadıydı der
bazıları soluksuz bir akıldır 
bazıları da hiç kimse değildi diye devam eder.

Hakkında onca söz söylenir de
acep kaçı tutar bunca masalsı anlatımlarda…
Bakmayın masal dediğime
her masal kötü başlayıp, güzel bitmez.
Bazıları karanlığa dönüşür, bazıları da aydınlığa…
Kimisi de…….

Hatırlayalım bazı masallarda bir cadı vardır, kiminde yüzü güzel içi çirkindir, kiminde içi de dışı da bir kirliliktir.

Bu anlatımların çoğunda zavallı güzel prenses hep görüntüye aldanıp, o güzel kıpkırmızı elmadan yer ve uyur… Genç, cesur bir şövalye kurtarır onu kimi zaman bir ejderhayla savaşarak, kimi zamanda….

İşte bizim mavi gözlü kahramanımız bu masalda cürümekte olan çirkin bir dünyanın içinde doğar. Basit bir köylü, basit bir hayat, basit bir kimlik… Masal olsa da bu hikayede kahraman bir kadın değil her zamanki gibi öyle zavallı, masum, saf bir güzel de değil. Türlü derbeder geçirir, öyle her yiğidin yaşamadığı cesaretlerle sınanır, filmlerde izlediğimiz gibi bir hayata atılır.

Ama hiçbir masal bu üç elmanın düştüğü son cümleden sonrasında devam etmez. Kimse bilmez hikayenin devamını…. Masallar da insan ömrünü geçirmiş olsa devam eden torunlar ne yapmışlardır acaba?

Ve masalların derinlerine inince insan merak eder çoğu şeyi…

Acaba kül kedisi yıllarca yaşadığı eziklikle burnu havada gezen, sonradan görmüşlüğüyle geldiği yerleri unutup herkese eziyet eden birine mi dönüştü yoksa hayat dersini bilgelik ve büyük aşkıyla güzelliklerle mi geçirdi?

Acep pamuk prenses kendisini kurtaran prensle evlenip kendi krallığını mı yönetti yoksa prensinkini mi? Ya da kara mizah yapalım kendisini kurtaranları göklere mi taşıdı ya da onu avlamaya çalışıp, hor görenleri ezip geçti mi? Ya da yabani bir ormanda yaşadığı onca yıldan sonra krallığın göz boyamalarına mı kandı, şımarık-agrasif-içi çirkin dışı güzel bir cadıya mı dönüştü?

Acaba Rapunzel en güzel yıllarını geçirdiği o kuleden çıkıp da sevgilisiyle hayatına ölene kadar devam mı etti? Ya da dünyayı gönül gözüyle hiç görmedim, gönül de eğlendirmedim deyip prensine isyan mı etti? Dünyayı dolaşacağım diyerek tası tarağı toplayıp firar mı etti? 

Ya da yıllarca kandırılma ve yokluğun ezikliğinde har vurup, harman mı savurdu?

Ya da küçük deniz kızı yeryüzüne ilk çıktığı gün görüp, yakışıklılığına aşık olduğu prensin onunla oyun oynayacağını, gönül eğlendireceğini, yanında bir kukla gibi dolaştırıp, sonrasında başka bir ülkenin güzel prensesiyle evlenip onu yok sayacağını bilseydi yine aynı şeyleri yapar mıydı? Ne hazin yaptığı fedakarlıkların bile anlamayacak kadar bencildi adam, yalnızca güzel bir görüntüye bakıp keyfini çıkarmakla meşguldü. Bir tebessüm, yanında güzel bir davranışla bir deniz kızını yok ettiğinin bile farkında değildi, yoksa farkında mıydı?

Bizim masal kahramanımızda her kul gibi göç edip gitmiş dünyadan… Geri de çok şey bırakmış da sonrasında neler olmuş bilinmez işte. Bazıları yüreğine kazımış bu masalı torunlarına anlatmış, anlatmış. Kulaktan kulağa anlatılırken hikayelerin seyri değişir ya! Bazıları diline biber bulaşmış gibi tükürmüş, eksiklik ve hurafelerle süslemiş kimi de bir bal kaymak kıvamında keyifle aktarmış…

Bakalım biz geleceğimize nasıl anlatacağız, bir acı tat gibi mi yoksa tatlı niyetiyle mi? Kim bilir…

Gökten üç elma düştü biri bana, biri okuyanlara biri de umudu taşıyanlara...

 
 
Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :