Damla Sönmez: “Bir filme hazırlık süreci lüks değil, gereklilik!”

18 Kasım 2018 Pazar 08:00
12
14
16
18

TC. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sinema Genel Müdürlüğü destekleri ile Anadolu Üniversitesi ve İletişim Bilimleri Fakültesi tarafından düzenlenen 20. Eskişehir Uluslararası Film Festivali, film gösterimleri ve paralel etkinliklerle devam ediyor.

Festvalin Türk Sineması seçkisinde yer alan “Sibel” filminin festivaldeki gösterimi Sinema Anadolu Salonu’nda gerçekleştirildi. Gösterimin ardından filmin başrol oyuncusu Damla Sönmez’ın katılımıyla bir söyleşi gerçekleştirildi. Söyleşinin moderatörlüğünü Çağrı Yılmaz üstlendi.

Sibel, babası ve kız kardeşiyle Karadeniz’in dağlık bölgesinde bir köyde yaşayan, dilsiz ve çevresiyle sadece bölgenin eski ve unutulmuş ıslık diliyle iletişim kurabilen bir kız. Etraftakilerin uğursuz saydığı genç kız, dağlarda gezindiği söylenen bir kurdu avlayacağına inanır. Sonunda bir gün ormanda ummadığı biriyle karşılaşır.

Oyuncu Damla Sönmez, çekimler başlamadan 2,5 yıl önce yönetmenlerle tanıştığını ve hiç ıslık çalmayı bilmediği halde; çalışarak, 6 ay sonra ıslık çıkarmaya başladığını ve en çok babasıyla çalıştıklarını dile getirerek sözlerine başladı. “Senaryo geldikten aylar sonra çok fazla prova yapıp çalışıp, hazırlanıp sete çıktık.” diyen ödüllü oyuncu, sözlerine şöyle devam etti: “Yönetmenler en baştan daha senaryo sürecinden itibaren beni projenin içine dahil ettiler. Hazırlanmak için uzun bir vakit vardı önümüzde. Bu her oyuncunun hayalidir. Bu hazırlanma süresi işe özenmenize olanak sağlıyor. Çok şanslıyım diyorum böyle bir vakti bana verdikleri için, ama aslında bu süre ne bir şans, ne bir lüks; bir gereklilik.”

“Erkan’ın da benim de fiziksel olarak çok yüksek performans göstermemiz gereken sahnelerimiz vardı. Bir taraftan askerlik eğitimi gibi bir hazırlıktan geçtim.” diyen Sönmez, filmdeki ıslıkların tamamının kendisine ait olduğunu dile getirdi. Filmin başrolünde yer alan "Sibel" karakterinin, bir karakterden öte, kadın erkek fark etmeden ötekileştirilen herkesi temsil ettiğini, hepimizin içinde Sibel'den bir parça olduğunu düşündüğünü belirtti. "Kendisi olmaya izin verilmeyen herkes, pek çok farklı konuda Sibel gibi hissedebilir. Bazılarımız isyan etmeye cesaret edebiliyor; bazılarımız da edemiyor. Hatta dahası bazen bazılarımız şu 80 yıllık ortalama ömrü, kendisi olamadığını bile farketmeden, bu kendisi olamamanın yarattığı içindeki boşluğun ne olduğunu anlamlandıramadan geçirip gidiyor."

 


  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :



+ Benzer Haberler
» Sağlıklı gözler için basit ipuçları
» Mabel Matiz Viyana’yı fethetti
» 16. İstanbul Bienali’nin Başlığı Açıklandı: Yedinci Kıta
» Tatlı Kaçık
» Ulusal Tiyatro Sahne ödülleri sahiplerini buldu
» Sanat Merkezi’ni salladılar
» Akdeniz Beşlisi İzmir Devlet Opera ve Balesi’nde…
» “Tamamla Bizi Ey Aşk”
» Salon programına eklediği isimlerle yeni yıla hızlı bir başlangıç yapıyor
» Seyyal Taner ve Kurtalan Ekspres konser turnesine başladı
» Sinema 68’de "başyapıtlar geçidi"
» Kızım ve Ben filmi bir yılda 4 ödülle rekora koşuyor
» Sahneden ’Özgürlük’ Vurgusu
» Tiyatrokare üç farklı oyunla üç farklı kentte
» Cazdan senfonik şiire müzik dolu gece
» ’Umut Sensin’’ sergisine rekor katılım
» Mahşer-i Cümbüş “Beyin Fırtınası” Hayalhane’de
» 22. İstanbul tiyatro festivali sona erdi
» “Elektronika” çok hızlı geldi!!!
» Şehir Tiyatroları oyuncusu Candan Sabuncu vefat etti
» Scapin’in Dolapları seyirci ile buluştu
» Zerrin Özer’le geçmişe yolculuk
» Güneşin Kadınları Serisi Kalben ile Babylon’da başlıyor
» Aile Bakanlığı, Türk Kızılayı ve BM’nin sığınmacı sergisi İstanbul’da
» Yüzyılın Casusu “ÇİÇERO”