YAZARLAR Ayten Turan
12
14
16
18
31/01/2018 00:20
Seste umut, sessizlikte zulüm var

İçinde anlatılmamış bir hikâye taşımaktan daha büyük bir ıstırap yoktur” diyor Amerikalı yazar Maya Angelou… Kendi ıstırabını paylaşarak aşan, sızlanmak yerine kaderini değiştirmeyi seçen Angelou, pek çok kişiye ilham kaynağı oldu.

 Bir kadın düşünün 7 yaşında küçücük bir kız çocuğuyken annesinin sevgilisi tarafından defalarca tecavüze uğramış…

Baba sevgisi nasıl bir şey bilmediği için, “yakınlık gördüğü” bu adamı baba sanmış, taciz edildiğini anlayamamış bile…
“Bana yavaşça sarıldı ve hiç bırakmasın istedim. Kendimi evimde hissettim. Bana öyle sarılıyordu ki beni hiç bırakmayacağını ya da bana kötü bir şey olmasına asla izin vermeyeceğini biliyordum. O muhtemelen benim gerçek babamdı ve nihayetinde birbirimizi bulmuştuk…”

Tecavüzcü “olanları anlatırsan ağabeyini öldürürüm” diye tehdit ettiğinde, babam niye böyle söyledi diye üzülen küçücük bir kız çocuğu…

Adamın yaptıkları ortaya çıkana kadar, hatta çıktıktan sonra bile uzun süre neler olup bittiğini anlayamayan tertemiz bir kız çocuğu…
Bundan 80 yıl önce, ırkçılığın kol gezdiği bir dönemde ABD’nin güneyinde yaşayan siyahi bir kız çocuğu… Bugün, neredeyse bir asır sonra, bizim ülkemizde yaşasaydı büyük olasılıkla tecavüzcüsü tarafından öldürülecek olan, öldürülmezse tecavüzcüsüyle evlendirilmesi karar verilecek olan, zaten bazılarına göre yaşı evlenmeye uygun olan, bazılarına göre “kesin kuyruk sallamış” olan, bazılarına göre bu “utanç” karşısında “susması” doğru olan 7 yaşında bir kız çocuğu…
Bu kız çocuğu, hayatının ilerleyen döneminde dünyaca üne kavuşan Amerikalı yazar, Maya Angelou.
“İçinde anlatılmamış bir hikâye taşımaktan daha büyük bir ıstırap yoktur” diyor Maya.

Küçük yaşta uğradığı kötülükleri sevgiyle ve bilgiyle mayalayıp başkaları için müthiş bir hayat dersine dönüştüren de var, dünyada, ana babasından çocukken yediği dayağın acısını nefretle yoğurup bütün bir milletten, dünyadan intikam almaya çalışan da…
“Konuşun, beyler! Konuşun, hanımlar!

Bizi sıçanlardan, gergedanlardan gerçek anlamda ayıran tek şey bu konuşmak
Ne hissettiğimizi söyleyebilme yetimiz.” diyor Maya.
Tecavüze ve ırkçılığa maruz kalmış bir “kadın olarak susmaya değil, konuşmayı seçmiş.
Konuşmayı seçtiği için de hikâyesi kim bilir kaç kızın, kaç kadının kaderini değiştirmiş, değiştiriyor ve değiştirecek… Konuşarak kendi kaderini değiştirdiği apaçık ortada.
Ya “konuşamayanın kaderi” ne?
Kütahya’da ağabeyinin tecavüz ettiği Aysun, tabancayla intihar etti.
Antalya’lı H.E., zihinsel engelli bir kız çocuğuydu. 6 yıl boyunca öz babasının tecavüzüne uğradı. Doğan iki bebeği de babası tarafından öldürüldü.

Adıyaman’da yaşayan Fatma, 16 yaşındaydı. İsteği dışında evlendirildi. Önce tarım ilacı içti, ardından av tüfeğiyle intihar etti.

Elazığ’da bir köyde yaşayan 18 yaşındaki S.A. yedi yıl boyunca yüzlerce erkeğin tecavüzüne uğradı. Annesi bile onu suçladı. Tüm köy sessiz kaldı.

13 yaşındaki N.C. 28 kişinin tecavüzüne uğradı. Mahkemede “rızası vardı” dediler. 13 yaşındaki bir çocuğa tecavüz edenler, iyi hal indirimi aldı.
N.C. artık hayatta değil.
Gazetelerdeki hastalıklı haberler listesi böyle utanmazca uzayıp gidiyor.

İnsanın kanı donuyor ama asıl büyük darbeyi vuran cinsiyetçi söylemleriyle bunları meşrulaştıran politikacılar değil mi?
Akıl almaz bir şefkat ve empati yoksunluğuyla, kız çocuklarının yaşadığı baskı ve zulmü meşrulaştırmaya çalışan sözde ahlaklı adamlar değil mi?
Bu cahilliğe, sapkınlığa, sevgisizliğe dini alet eden, olanları çarpık bir namus anlayışı kisvesinde normalleştiren, mevcut güç düzenini sürdürmeye hizmet eden çıkarcı çakallar değil mi?

İnsanın daha çok kanını donduran?
Maya 7 yaşındayken ona tecavüz eden adam da susmasını istemiş. “Konuşursan abin ölür” diye tehdit etmişti

Konuşmanın bir bedeli ölümse, susmanın tek bedeli ölüm: Ya öldürülmek, ya intihar ederek ölmek ya da yaşarken ölmek…

Oysa konuşmakta umut var. “Ses”te hayat, “sessizlikte ölüm var.
Titanik batarken etrafı bürüyen ölüm sessizliğinde, suyun üzerinde bir eliyle önündeki tahta parçasına tutunurken, diğer elindeki düdüğü son bir gayretle üfleyip hayatı tutunmuştu,

Konuşmak, ölmeyi ve yenilmeyi reddetmek demek…

“Kadın olarak sus” ifadesi neden bu kadar ölümcül anlayabiliyorsunuz değil mi? Çünkü bu cümleye göre “kadın eşittir susmak”. Susmak eşittir boyun eğmek, vazgeçmek, kabullenmek, ölmek…
Bazen bu kötülük zincirinin nereden kırılabileceğini düşünüyorum. Kötülük yapanları, zihnimde küçük birer çocuk olarak hayal etmeye çalışıyorum. Sevgisiz ve ilgisiz bırakılmış küçük çocuklar…

Çünkü bazı insanların nasıl bu kadar kötü olabildiklerini, ancak sevgisiz ve eğitimsiz geçen bir çocuklukla açıklayabiliyorum.
Kimileri “tohumu kötü” diye açıklayabilir. Bana göre kötü bir tohum bile sevgiyle sulandığında, eğitimle büyüdüğünde, ortaya bir cani çıkması çok zorlaşır. Tohumun geninde kötülük olduğunu kabul etsek bile, sevginin ve iyi bir eğitimin etkisiyle, o kötülük uykudan uyanmaz, dışarı çıkacak yol, bulamaz.

Maya Angelou da kendisine yapılan kötülüğü affetme yolunu seçmiş. Bunu her şeyden önce kendisi için yapmış:
Hayatta kendine verebileceğin en büyük hediyelerden biri, affetmektir diye düşünmüştür.

Kötülüğe böylesine yüce bir iyilikle cevap vermek zor, kimilerine göre fazla naifçe olabilir ama kötülüğe kötülükle cevap vermek belki de zinciri devam ettirmekten başka bir şeye yaramıyor.

 Özellikle de söz konusu bir çocuksa. Zinciri kırmanın en etkili yolu, sevgi ve eğitimdir.   

 Maya, “Kızıma Mektuplar”da gençlere böyle sesleniyor.
Maya’nın bir kızı yok. Bütün çocukları kendi çocuğun gibi sevebilmek ve kabullenebilmek için bir kızın ya da oğlun olmasına gerek yok. “İnsan” olmak yeterli koşul.
Maya’nın seçtiği gibi, sevmeyi seçmek, anahtar bir çümle

“Ben sevgiye yer verilmeyen hiç bir devrime güvenmem” diyor bir yazısında.
Buraya kadar yazılanların çoğunu bir çocuğun okuması uygun olmayabilir. Ama buradan sonrasındaki öğütleri çocuklara, özellikle kız çocuklarına ve içinizdeki çocuğa da okutmanızı çok isterim.
Çünkü hepimizin güçlü, bilge, sevgi dolu bir kadının umut ve güven aşılayan sesine ihtiyacı var…

Başına gelen bütün olayları kontrol edemeyebilirsin, ancak bunların senden bir şeyler almasına engel olmayı seçebilirsin.

Birinin bulutundaki gökkuşağı olmaya çalış.

Şikayet etme. Hoşlanmadığın şeyleri değiştirmek için her türlü çabayı göster.

Eğer bir değişiklik yapamıyorsan,  düşünce şeklini değiştir. Yeni bir çözüm bulabilirsin.
Asla sızlanma. Sızlanmak, bir zalime etrafta bir kurban olduğu haberini verir.
Dürüst olmak insanı özgürleştirir. İnsan bildiği her şeyi söylemek zorunda değildir, ama söylediğimiz şeylerin doğru olduğuna dikkat etmemiz gerekir.
Ölmeden önce insanlık adına muhteşem bir şey yapmak için elinden geleni yap.
Aile sevgisi, bir insanı sevmek, insanı iyileştirebilir. Büyük, güçlü bir toplumun açtığı yaraları sarar.
Hayat gemim, sakin sularda ilerlemeyebilir. Yaşamımdaki mücadele dolu günler, parlak ve umut verici görünmeyebilir

Fırtınalı ya da güneşli günlerde, muhteşem ya da yalnız gecelerde minnettar tutumumu hep    korudum. Karamsar olmakta ısrar etsem bile, her günün bir yarını vardır. Bugün çok şanslıyım.
Annemden öğrendim ki, bir başkasına sadece gülümseyerek de cömertlik yapabilirsin,
İnce bir söz, bir destek oyu da cömert bir hediye olabilir.
Dua ediyorum, devam ediyorum ve olabildiğince çok gülüyorum. Dengeyi bulmak için, en az ağladığınız kadar gülmelisiniz.
Enerjini yitirme! Bazen genç kadınlar, “Kahretsin, yıllardır bu işle uğraşıyorum ve hiç bir şey değişmedi” diye düşünüyorlar. Ama gayretle çalışmaya devam edin. Hiçbir şey başarı kadar başarılı değildir.  Biraz başarı kazanın, sonra arkası gelir.
Hayatta şunu öğrendim: Ne olursa olsun, bugün ne kadar kötü görünürse görünsün, hayat devam ediyor ve yarın daha iyi bir gün olacak.

Konuşalım susmayalım kendi kabuğumuza çekilmek bize zarar verir ve gelecekteki gençlere konuşarak tecrübe edinmelerini sağlayın onlara örnek olun susmayın konuşun.

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :